| Ne yapacaksın ki? Kendi bebek partisinde Hamile bir kadını canını mı sıkacaksın? | Open Subtitles | هل ستضايق إمرأة حامل في إحتفالها بالحمل؟ |
| Bu bir başlangıç. Hamile bir kadını koruduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | إنها البداية لقد كان يقوم بحماية إمرأة حامل |
| Kimse bana bunları anlatmamıştı. Daha önce hiç hamile kadın görmedim. | Open Subtitles | أحدا ما أخبرني يوما بهكذا أشياء ما رأيت إمرأة حامل يوما |
| Kimse bana bunları anlatmamıştı. Daha önce hiç hamile kadın görmedim. | Open Subtitles | أحدا ما أخبرني يوما بهكذا أشياء ما رأيت إمرأة حامل يوما |
| Beni randevu almak ya da hamile bir kadının yatağına girmek için endişelendirdiysen bu seni de öküz yapar. | Open Subtitles | لأنّك إذا جعلتَني أقلق كُل هذا فقط لتواعدني أو لتضاجع إمرأة حامل فذلك سيجعل منكَ إنساناً أحمقاً |
| Koca adam beş aylık hamile kadına vurmayı seviyor demek. Koca adam olduğumu biliyorum. Sana bunu kanıtlamama gerek yok! | Open Subtitles | ـ الرجل الكبير يحب ضرب إمرأة حامل في الشهر الخامس ـ أنا أعلم أني كبير ولا أحتاج لأن أبرهن لك ذلك |
| Hamile bir kadınla seks hakkında konuşmak garip kaçar. | Open Subtitles | من الغريب أن أتحدث مع إمرأة حامل عن الجنس |
| Hamile bir kadını kaçıran bir polis katilisin sen! | Open Subtitles | و لكنك فقط قاتل شرطي و الذي بإمكانه خطف إمرأة حامل. |
| Hamile bir kadını koşturmayacağını biliyorum. | Open Subtitles | أعلم بأنك لن تجعل إمرأة حامل تركض |
| Evet, Hamile bir kadını işten kovamazsın. | Open Subtitles | أجل لا يمكنك طرد إمرأة حامل |
| İkizlere Hamile bir kadını yendin! | Open Subtitles | لقد هزمت إمرأة حامل بتوأم |
| 400 bin hamile kadın danışmanlık hizmetlerinden faydalandı, ilk kez örgütlü bir sağlık hizmeti dâhilinde doğum yapacak. | TED | 400 ألف إمرأة حامل حضرن للإستشارة وسينجبن لأول مرة بوجود نظام رعاية صحية منظم. |
| Eğer zanlı hamile kadın kaçırmaya başladıysa kurban seçiminde büyük bir değişiklik yapıyor. | Open Subtitles | ان كان هذه جانيتنا و ستخطف إمرأة حامل ذلك سيكون تغيرا كبيرا في اسباب أخذ الضحايا |
| Düşük ve orta gelirli ülkelerde... ...1.4 milyon hamile kadın HIV'lı yaşıyor... ...ve bunların yüzde 90'ı... ...Sahraaltı Afrika'da bulunuyor. | TED | هناك 1.4 مليون إمرأة حامل في دول منخفضة و متوسطة الدخل ، تعيش حاملةً المرض، و من هؤلاء، 90 بالمائة يعشن في إفريقيا جنوب الصحراء. |
| Ordaki hamile kadın çocuğunu doğuruyor | Open Subtitles | كان هناك إمرأة حامل ستلد |
| hamile bir kadının gitmesine izin vermeyeceğim değil mi? | Open Subtitles | صحيح لن أجعل إمرأة حامل تخرج غاضبه |
| Millet klinikle alay edip duruyor ve kimse gitmek istemiyor biliyorum ama hamile bir kadının bir saattir birinin gelip kanser olduğunu onaylamasını beklemesi hiç komik değil. | Open Subtitles | إسمعي ، معالجة المرضى في العيادة كالمُزحة أعلم ذلك و لا أحد يريد الذهاب إلى هُناك لكنّها ليست مُزحة عندما تنتظر إمرأة حامل لأكثر من ساعة حتى يأتي أحدٌ |
| Koca adam beş aylık hamile kadına vurmayı seviyor demek. Koca adam olduğumu biliyorum. Sana bunu kanıtlamama gerek yok! | Open Subtitles | ـ الرجل الكبير يحب ضرب إمرأة حامل في الشهر الخامس ـ أنا أعلم أني كبير ولا أحتاج لأن أبرهن لك ذلك |
| Evet. Hamile bir kadınla, bir çörek uzun süre bir arada bekletilmez. | Open Subtitles | لا يمكنك إبقاء إمرأة حامل في الداخل مع كعكة طويلا |
| Ben öncelikle bir denizciyim. Hamileliğin ikinci planda. | Open Subtitles | فأنا جندية بحرية أولاً ثم إمرأة حامل ثانياً |
| O da aynı, eğer burada hamile bir kadın olacaksa asansör doğumu olsun isterim. | Open Subtitles | و لكنه كان بلا جدوى لأنه إذا كنت ستجعل إمرأة حامل فيه سأقول أنه يجب عليها أيضا أن تلد في مصعد أو فلتلغي الأمر |