| Onlar avlanmak istiyorlar. Silahlarını seviyorlar. | TED | حسناً، هم يريدون الصيد. كما إنهم يحبون بنادقهم. |
| O putperest figürünü efendimizin öğretilerinden daha çok seviyorlar. | Open Subtitles | .. إنهم يحبون الرموز الوثنية أكثر من تعاليم ربّنا |
| Namibya'ya bayılıyorlar, Empire State Binası'ndan daha yüksek güzel kum tepelerinden dolayı. | TED | إنهم يحبون ناميبيا لكثبانها الرملية الجميلة، التي هي أطول بكثير من مبنى امباير ستيت. |
| Berberde herkes seni ayı kostümüyle görmek istiyor o kostümün içinde sana bayılıyorlar giymelisin. | Open Subtitles | إنهم يحبون زي الدب، يجب أن ترتديه أجل، ولكنهم لن يتمكنوا من رؤية وجهي |
| - Hayır, hoşlarına gidiyor. | Open Subtitles | لا، إنهم يحبون هذا - لا، هذا ليس لطيفاً - |
| Kutsal insanlar herkesi sever. | Open Subtitles | ديلوريس,هؤلاء أناس متدينين إنهم يحبون الجميع |
| Bu çocuklar tatlıyı çok seviyor gerçekten. | Open Subtitles | ماذا يمكنني أن أقول لك؟ إنهم يحبون أطباق الحلوى |
| Ateş etmeyi severler, pencerelerden girerler! | Open Subtitles | إنهم يحبون إطلاق الرصاص والاقتحام عبر النوافذ |
| Oyunları ve müsabakaları seviyorlar. | Open Subtitles | إنهم يحبون برامج الألعاب، يحبون برامج المصارعة |
| Oyunları ve müsabakaları seviyorlar. | Open Subtitles | إنهم يحبون برامج الألعاب، يحبون برامج المصارعة |
| Sabahtan bankada görüşmem vardı. Onlar yakaları seviyorlar. | Open Subtitles | قابلت المصرف في وقت لاحق إنهم يحبون الياقات |
| İkinci bir şans vermezse şaşırırım. Fotoğraflarının çekilmesini seviyorlar. | Open Subtitles | سأفاجأ إن لم يمنحك فرصة ثانية إنهم يحبون التقاط صور لهم |
| Bu feneri seviyorlar çünkü parlak onlar gibi. | Open Subtitles | حسنا ً إنهم يحبون تلك الأشياء لأنها لامعة.. مثلهم |
| Fareymişiz gibi üzerimizde deney yapmaya bayılıyorlar. | Open Subtitles | إنهم يحبون إجراء التجارب علينا هُنا كما لو أننا فئران |
| Küçük düşürücü lakaplar takmaya bayılıyorlar değil mi? | Open Subtitles | إنهم يحبون إطلاق الأسماء المستعارة المسفهة، أليس كذلك؟ |
| Hâlâ nişan alıyorlar. Buna bayılıyorlar. | Open Subtitles | مازالوا يصوبون أسلحتهم إنهم يحبون هذا |
| Tıpkı duştaymış gibi. - Onunla bu şekilde konuşma. - Hayır, hoşlarına gidiyor. | Open Subtitles | لا تتحدث إليها هكذا - لا ، إنهم يحبون هذا - |
| İnsanları tedirgin etmek çok hoşlarına gidiyor. | Open Subtitles | لا , إنهم يحبون مضايقة الناس |
| hoşlarına gidiyor. | Open Subtitles | إنهم يحبون ذلك |
| İnsanlar sivri dişleri, pençeleri, yırtıcı hayvanları sever. | Open Subtitles | إنهم يحبون الأنياب والمخالب، الحيوانات المفترسة |
| E, evet, taraftarlar Cleveland'ı çok seviyor ve destekliyor. | Open Subtitles | أجل يا سيدي, إنهم يحبون هذا النادي هنا بكليفلاند |
| - Taktik birim! Ateş etmeyi severler, pencerelerden girerler! | Open Subtitles | إنهم يحبون إطلاق الرصاص والاقتحام عبر النوافذ |