| Bütün gün kös kös oturulan diğer meslekler gibi değil, gerçekten bir şeyler yapıyorsun. | Open Subtitles | إنه ليس مثل الأعمال الأخرى حيث تجلس على مؤخرتك طوال اليوم فحسب أنت في الحقيقة تفعل أشياءً |
| Geçen seferinde iletişim taşlarını kullandığım zamanki gibi değil. | Open Subtitles | إنه ليس مثل أخر مره إستخدمت فيها أحجار الإتصال |
| O bizim gibi değil. Bir şey söyleyebilir. | Open Subtitles | إنه ليس مثل بقيتنا ، يمكنه أن يقول شيئاً |
| Noeldeyken... bu öylesine yalnız kalmak gibi olmaz. Tamamen yalnızsındır. | Open Subtitles | فى الكريسماس, إنه ليس مثل أن تكونى وحيدة إنه مثل أن تكونى وحيدة للأبد |
| Başka insanların da kutladığı diğer bayram günleri gibi değildir. | Open Subtitles | إنه ليس مثل الأعياد الأخرى حيث يحتفل كل الناس |
| Hadi tavanarasında dua eden Greg Brady gibi değil. | Open Subtitles | "دان"، أنت لا تعيش معها. هيا، إنه ليس مثل "غريغ بريدي" في علية مع خرز على الباب. |
| Hiç biri gibi değil. Sonra, eve gideceğiz ve Zorro kıyafetimi giyeceğim. | Open Subtitles | إنه ليس مثل الكُل ، وبعدها ، سوف نذهب للبيت وأنا سألبس ثوب (زورو) |
| O, Sıfır gibi değil. Onun bir ailesi var. | Open Subtitles | "إنه ليس مثل " زيرو فلديه عائلة |
| Illouz kardeşler gibi değil. Bizden biri değil. | Open Subtitles | .إنه ليس مثل إخوة (إيلوز) .إنه ليس واحدًا منا |
| İlk zamanki gibi değil. | Open Subtitles | إنه ليس مثل أول مره |
| Gel yat benimle. Evet, Hilton gibi olmaz ama... | Open Subtitles | حسناً ، إنه ليس مثل الفنادق ... العالمية ، ولكن |
| Kendi teknenle balığa çıkıyormuşsun gibi olmaz. | Open Subtitles | إنه ليس مثل رحلة الصيد السياحية. |
| Orası akşam olduğunda eve doğru gittiğiniz... ve sonra pillerinizi şarj edip, sabah olduğunda dostlarınızla birlikte olduğunuz, harika vakit geçirdiğiniz ofisiniz gibi değildir. | Open Subtitles | ذلك هو ما أقوله إنه ليس مثل إمكانك الذهاب إلى المنزل وإعادة شحن بطارياتك |
| Bu bir çiçekçide açan bir gül gibi değildir. | Open Subtitles | إنه ليس مثل الزهرة المتفتحة سلفآ فى متجر الزهور |