| Adalet Bakanı talepleri ele alıyor, çünkü temyiz istemi geldi. | Open Subtitles | مُدعي عام شاب سَيَتّخذُ الخطوات المطلوبةَ لأن النظام يقول بأننا نحصل على استئناف |
| Pekala, ülkenin en iyi temyiz avukatı kim? | Open Subtitles | حسناً, من هو أفضل محامي استئناف في البلاد؟ |
| Yargılama ve temyiz süresince sokaklardan uzak kalmaya paraları yetmez. | Open Subtitles | لا يستطيعون أن يبقوا بعيداً عن الشارع لوقت كافي لمحاكمة و استئناف |
| Varılan karar temyize iletilecek. | Open Subtitles | في حال قررتَ استئناف أي قرار يتمُ اتخاذَه |
| Şey, temyize başvurdum ama durum pek iyi gözükmüyor. | Open Subtitles | حسنا , لقد حصلت علي جلسة استئناف لكن فرصتي لا تبدوا جيدة |
| Alicia'nın Carter Wright temyizi için çalıştığını biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | هل تعلم بأن اليشيا تعمل على استئناف كارتر رايت ؟ |
| İdam cezası temyiz başvurusunda tüyo vermeleri için bir sebep olabilir mi? | Open Subtitles | هل هناك اي سبب يجعلهم يلمحون الى استئناف للاعدام ؟ |
| Ben 7'ci temyiz Dairesi'nden Jason Kerrigan. | Open Subtitles | معك جايسون كاريغان من محكمة استئناف بالدائرة السابعة |
| Suçsuzluk varsayımı yok kanıtlama zorunluluğu yok, akranlarından oluşan bir jüri ve temyiz yok. | Open Subtitles | لا يوجد افتراض براءة، لا يوجد قرار إثبات، لا توجد هيئة محلفين من نظرائك ولا استئناف. |
| Carrie, doğruca temyiz Mahkemesi'ne gidip acil durum temyiz başvurusu yapacağım. | Open Subtitles | سأذهب مباشرة من هنا إلى المحكمة العليا لتقديم طلب استئناف |
| onlara kilise duruşmasında sunmak için temyiz hazırladığımı söyledim. | Open Subtitles | حسنا، لقد أخبرتهم بأنني أجهز استئناف لأقدمه لكنسية البلاط |
| Myriad temyiz için bölge istinaf mahkemesine başvurdu. | TED | بعد ذلك استأنفت Myriad في محكمة استئناف الولايات المتحدة للدائرة الفيدرالية |
| Robert Kennedy'i öldüren Sirhan Sirhan'ı mahkum etti sonra da California temyiz mahkemesine çağrıldı. | Open Subtitles | لقد ادان "سرحان سرحان" "متهم باغتيال سيناتور روبرت كينيدي" و لاحقا عُين في محكمة استئناف "كاليفورنيا" |
| Lakin avukatlar davayı kaybettiklerinde temyize gidebilirken; ajanların payına ise üstünkörü bir mezar düşer. | Open Subtitles | فقط عندما يكون المحامين يخسرون قضية ، يحصلون على استئناف عندما يخسر الجواسيس قضية ، هم يحصلون على قبر ضحل |
| Savcılık da temyize gitmememiz şartıyla kabul etti. | Open Subtitles | وافق الإدعاء بشرط ألا نقوم بطلبِ استئناف. |
| - 30 gün içinde temyize gidebilirmişiz. | Open Subtitles | لا، قال القاضي لدينا 30 يوما لتقديم استئناف. |
| Dün mahkemeye gittim ve yargıç, temyize başvurmam için 30 günüm olduğunu söyledi. | Open Subtitles | ، نعم. وقال القاضي لي أنه كان 30 يوما لتقديم استئناف. |
| Hayır, hayır. Ama tüm olanlar çocuğun temyizi için yeterli olabilir. | Open Subtitles | لا، لا ولكن الأمر برمته لربما يكون كافياً للحصول على استئناف للفتى |
| Pastacının temyizi için para yatırmamaya karar verdim. | Open Subtitles | لقد قررت عدم تمويل استئناف الخبازة |
| - Söyle bakalım Florrick'ın temyizi hakkında ne düşünüyorsun? | Open Subtitles | إذاً ... ماذا تحصل على استئناف فلوريك ؟ |
| Tekrar başvuru yapacağız ama yargıç kefaletle çıkmayı reddetti. | Open Subtitles | قدمنا استئناف البراءة لكن المحكمة رفضت الخروج بالكفالة |
| Mahkemede temyizim vardı. Yine kaybettim. | Open Subtitles | لكني كنت في المحكمة لحضور جلسة استئناف واستماع , وخسرت مجدداً |
| Bu sayede vermediğiniz kararların temyizde döndürülmesini engelliyorsunuz. | Open Subtitles | دون أن تصدري حكماً في حقيقة الأمر ولذلك نتيجةً لعدم اصدارك حكماً ، فإنني أرفض استئناف الجلسة |