| Hayatımın aşkına sadakat ve bağlılık sözü vermek kıyaslayınca daha bir uslu geldi. | Open Subtitles | اذا , اوم تعهد الإخلاص إلى حب حياتي يبدو نوعا من الترويض بالمقارنة |
| Ve karşılığında, kadınlar da sadakat ya da en azından sadakat sözü sundular. | TED | وفي المقابل, قدمت النساء الإخلاص أو على الأقل وعد بالإخلاص. |
| Bizler onur, kod, sadakat gibi kelimeler kullanırız. | Open Subtitles | نستخدم مصطلحات مثل الشرف، القانون، الإخلاص |
| Sanırım ben de sadakati bir erdem olarak görenlerden biriyim. | Open Subtitles | اعتقد انني احد الأشخاص الذين يؤمنون بأن الإخلاص ثروةٌ للنفس |
| Ve sadık biridir. Eh, bu işi yapmak için sadakat lazım. | Open Subtitles | وهو رجل مخلص فلتفعل هذا، فأنت تحتاج الإخلاص |
| Demek istediğim,sadık olduğu için Sadakatin gerekliliklerini yapar. | Open Subtitles | ولهذا القول أن الإخلاص أن يتخلى عن الولاء لهذا المكان |
| Senin görevin, sarsılmaz bir sadakatle... tanrının gelini kutsal kilisenin, lekesiz onurunu... koruyup kollamaktır. | Open Subtitles | هو لك، مرتديًا وشائج الإخلاص الراسخة لتحافظ وتحمي بشرف لا يشوبه شائبة |
| Biliyorum. sadakat önemlidir derler. Her şeyden önce güven gelir. | Open Subtitles | أعلم تقولين الإخلاص مهم كل شيء يسهل إلى الشخص |
| Ve tüm o sadakat, tüm o güven, senin için artık var olmayacak. | Open Subtitles | وكل هذا الإخلاص والولاء لن يصبحوا موجودين بالنسبة لك |
| sadakat ve yiğitlik bu dünyada hâlâ mevcut. | Open Subtitles | لا يزال الإخلاص والشجاعة موجودان بهذا العالم |
| Ben bunları seninle aynı... sebepten yapıyorum... sadakat, aşk. | Open Subtitles | أنا أقوم بذلك لنفس الأسباب التي تقومون بها الإخلاص الحب |
| Ona zenginlik ve sosyal statü verdim ve bunun bana sadakat olarak dönmesini bekliyorum. | Open Subtitles | لقد منحتها الاستقرار المالي, والوضع الاجتماعي, وما أتوقعه في المقابل هو الإخلاص |
| Aslında eski karım ve hayır, sorunumuz sadakat değildi. | Open Subtitles | زوجة سابقة في الواقع, وكلا, لم يكن الإخلاص مشكلتنا |
| Müthiş, emsalsiz mutlak bağlılık sahnelerine seyirci oluyoruz. | Open Subtitles | نحن نعاين مشهدا رائعا و غير مسبوق من الإخلاص الرقيق |
| Duyduğuma göre canları kimle isterse onunla yatıyorlarmış ve bağlılık duygusu onlara tamamen tuhaf geliyormuş. | Open Subtitles | سمعت أنهم يضاجعون أيما يريدون، وأن فكرة الإخلاص غريبة نهائيًا بالنسبة لهم. |
| Damat Cha ile yaşadıkların kaderin olsa bile biraz sadakati varsa, acılarını azaltması lazım gelir. | Open Subtitles | على الرغم من أن مصيرك مع صهري تشا قد إنتهى .. لو كان لديهِ بعض الإخلاص لكان قد إعترف بمعاناتكِ لأجله |
| Ama ondan önceki 13 sadık yıldan dolayı hiç kredi kazanamadım mı? | Open Subtitles | لكن ألا تذكرين لي أي من ال13 عام من الإخلاص قبلها؟ |
| Bu Pavlovvari Sadakatin gerçekten hayret verici. | Open Subtitles | هذا الإخلاص المثير الذي لديك .لا يوجد في أي شائبة |
| Rus sürüsü sadakatle yönetilmiyor para ile yönetiliyor. | Open Subtitles | لا يقوم قطيع الروسية على الإخلاص يتم تشغيله على المال |
| Ne zamandan beri affedicilik, sadakatten daha üstün bir vasıf oldu? | Open Subtitles | منذ متى باتت المغفرة خصلة أفضل من الإخلاص ؟ |
| Biz göçebelerin biraz sadakate ihtiyacı var o yüzden belki ona yüzüğü takarım. | Open Subtitles | نحن الأصلين نحتاج غلى الإخلاص ولذلك ربما اخطبها |
| sadece Hintli olduğumuz için değil gülüşündeki samimiyet... ve gözlerindeki dürüstlük yüzündendi. | Open Subtitles | . ليس لأننا هنديين فقط . ولكن بسبب الإخلاص في الإبتسامة . والصدق في عينيه |