| Hafif belirtileri ise seks arzusu, cinsel soğukluk, melankoli, endişe. | Open Subtitles | لكن في أعراضهِ المرضية الأقل الشهوة، البرود الجنسي، الحزن والتوتر العاطفي |
| Bizim uzmanlığımızın dışında envai çeşit vaka var ancak cinsel soğukluk bizim uzmanlığımız. | Open Subtitles | بناءّ على مجموعة واسعة من الظروف خارج نطاق خبراتنا، لكن البرود الجنسي ضمن خبرتنا. |
| Bu doğru. soğukluk derecesinde kayıtsızsın. | Open Subtitles | انها الحقيقه ، أنتِ متبلده لدرجه البرود |
| Jacqueline'in soğukkanlı ve yaratıcı planlaması ve bunları uygulayacak bir aksiyon adamı. | Open Subtitles | البرود ,واصرار جاكلين على ملاحقتهم وخطتهم للقاء على المركب |
| Nasıl yapıyorsun bilmiyorum, Michael. O kadar soğukkanlı olamam. | Open Subtitles | لا أعرف كيفية فعل ذلك يا (مايكل) لا أستطيع أن أكون بذلك البرود |
| Ne kadar soğuk olduğunu ve ne kadar sert çizgiler oluşturuğunu hayal bile edemezsin. | Open Subtitles | لا يمكنك أن تتصوري كيف هو البرود هنا وكيف يخلق هذا خطوطا حادة |
| Bu konuda nasıl bu kadar soğuk konuşabildiğini anlamıyorum. | Open Subtitles | أنا لا أفهم كيف تستطيع الكلام بهذا البرود حول ذلك. |
| Ve bunu kötü anlamda söylemedim. soğukluk iyidir. | Open Subtitles | أنا لا أعنيها بمعنى سئ البرود رائع |
| Sanırım, sende genel olarak bir soğukluk olduğunu düşünmüş olabilir. | Open Subtitles | يعتقد انك اصبت ببعض البرود اتجهاك |
| Bazen aramızda bir soğukluk olurdu. | Open Subtitles | أحياناً كان هنالك بعض البرود |
| Penguenler ve diğer kuşlar sıcakkanlı olmaları sayesinde hava ne kadar soğuk olursa olsun aktif olabiliyorlar. | Open Subtitles | طيور البطريق والطيور الأخرى بسبب دمّهم الدافىء هم فى نشاط مهما كانت البرود |
| Kabul etmen lazım, gayet mantıklı bir düşünce. Şimdi bana neden bu kadar soğuk davrandığını anlıyorum. | Open Subtitles | الأن أعرف لما قابلتني بهذا البرود حين ذكرت والدك |