| Hey, cinsel taciz sunumlarını yapan o bayan avukat mı? | Open Subtitles | هل هي تلك الفتاة المحامية التي تقوم بإعلان التحرّش الجنسي؟ |
| Takımlarımızdaki yerler için de büyük talep söz konusu ve neticede yüksek miktarda bağış yapan ailelerin çocukları takımlara girebiliyor. | Open Subtitles | الطلب كبير من أجل مكان في فرقنا وفي العادة العوائل التي تقوم بتبرعات كبيرة تحصل أطفالهم على أماكن في فرقنا |
| Bunu yapan başka parazitler de var-- taşıyıcılarını kısırlaştıran. | TED | هناك بعض الطفيليات التي تقوم بذلك..والتي تقوم بجدب مضيفها. |
| yaptığın o şeyleri nasıl yaptığın hakkında hiçbir fikrim yok. | Open Subtitles | ليس عندي أي فكرة عن كيفية قدرتك على القيام ببعض الأشياء التي تقوم بها |
| İşinin dışında yaptığın tüm işler yüzünden işini kaybedebilirsin. | Open Subtitles | قد تخسر عملك بسبب كل ، الاعمال الاخري التي تقوم بها هنا بجانب عملك |
| yaptığın o şeyleri nasıl yaptığın hakkında hiçbir fikrim yok. | Open Subtitles | ليس عندي أي فكرة عن كيفية قدرتك على القيام ببعض الأشياء التي تقوم بها |
| Bunu yapan bir avuç dolusu eyalet var, ama Teksas onlardan biri değil. | TED | هناك العديد من الولايات التي تقوم بذلك تكساس لا تقوم بذلك |
| Ama bahsettiğim şey, çiğneme yapan yengeçler. | TED | ولكنني أقصد السراطين هي التي تقوم فعلاً بالمضغ. |
| Bu şehirli bir sivrisinek ve pis işi yapan dişi sinekler. | TED | إنها بعوضة حضرية، إنها أنثى البعوض التي تقوم بالعمل القذر. |
| Ve bunun üzerine sorum şu hale geldi: Böyle yapan sadece ben miyim? | TED | وبعدها بات السؤال: هل كنت الوحيدة التي تقوم بهذا؟ |
| Yani ailemizde daha önce duş yapan kişiler olmuştu. | Open Subtitles | أعني أن هناك أفراد في عائلتنا التي تقوم بالاستحمام وعمل الدوش قبل هذا |
| Leo, ilk hamleyi yapan kadınlar hakkında ne düşünürsün? | Open Subtitles | ليو، ما رأيك بالمرأة التي تقوم بالخطوة الأولى؟ |
| Bunlar sistemin yapmaması gereken şeyler yapan programları çökertmesi sonucu oluşuyor. | Open Subtitles | فهو من فعل النظام الذي يمثل بعض البرامج التي تقوم بشيء ما من غير المفترض أن تفعله |
| Sanırım tek araştırma yapan ben değilim. | Open Subtitles | يبدو أنني لست الوحيدة التي تقوم ببعض البحث |
| Biliyorum, ama bu işi yapan kadını kovdum. | Open Subtitles | أعلم, لكنني طردت للتو المرأة التي تقوم بهذا العمل. |
| yaptığın hareketlere bak bir adamım. Kendi alanlarında çok iyiler. | Open Subtitles | تفقد الحركات التي تقوم بها يا رجل إنها تدور في مدارها الخاص |
| yaptığın altyapının gerilme direncini gözünde biraz fazla büyütüyorsun. | Open Subtitles | أظن أنك بالغت في قوة شد البنية التي تقوم ببنائها |
| İnsan vücudu yaptığın şeylere uygun değil. | Open Subtitles | جسم الانسان لم يصنع للأشياء التي تقوم بها |
| Laptobunla yaptığın numaralara bakılırsa bilgisayar konusunda uzmansın, değil mi? İlgiliyimdir. | Open Subtitles | كلّ هذه الطقطقة التي تقوم بها بحاسوبكَ، أنتَ خبير بالحواسيب، أليس كذلك؟ |
| Sirk, yaptığın numaradan ibaret değildir. | Open Subtitles | السيرك ليس عبارة عن الأفعال التي تقوم بها |