| Sonunda şöyle dedim, "Striker, hayatta çok aptalca şeyler yaptın." | Open Subtitles | واخيرا قلت لنفسي : سترايكر لقد عملت الكثير من الحماقات |
| Burada her şey aptalca yürütülüyor, hatta insanı hasta ediyor. | Open Subtitles | الشرطة كرروا تلك الحماقات نفسها ما أغبى تصرفهم يا رب |
| Yaptığın onca rezillikten sonra herhalde bu en aptalca olanı. | Open Subtitles | مِن بين كلّ الحماقات التي فعلتها، لابدّ أنّ هذا أضعفها. |
| Beni böyle saçma bir şeyle karşı karşıya bırakman ilk değil. | Open Subtitles | لم تكن هذه المره الأولى .. ليس لدي الوقت لمثل هذه الحماقات |
| Sana ultimatom vermiyorum ya da herhangi bir saçmalık. | Open Subtitles | انا لا اعطيك إنذار اخير او اي من هذه الحماقات |
| Her gece teleskobundan bakıp, bu zırvaları dinliyor. | Open Subtitles | كل ليلة نفس القصة يستمع إلى تلك الحماقات |
| Denizaşırı ülkelerdeki fabrikalarda bu pisliği yapmak için çalışan çocuklar. | Open Subtitles | الاطفال الذين يعملون في المصانع ماوراء البحار ليصنعو لنا هذه الحماقات |
| Bu saçmalığı yayan çocukları okuldan uzaklaştırın. ama bunun acısını takımdan çıkarmayın. | Open Subtitles | عاقبي الفتى الذي نشر تلك الحماقات لكن لا تلقِي العقاب على الفريق |
| Bu benim ilk ticari amaçlı Noel'im, ve bütün pislikleri istiyorum. | Open Subtitles | أنه أول كريسماس تجاري و أريد كل الحماقات |
| Daha Atrianlar kasabaya gelmeden bu saçmalıklara mı başladınız? | Open Subtitles | الاتريين ليسو في البلدة حتى الأن وأنت تقوم بفعل هذه الحماقات ؟ |
| Erkekler çok aptalca şeyler yapar. Okyanustan korkarım ben. | Open Subtitles | إن الرجال يفعلون مثل هذه الحماقات إننى أخاف المحيط |
| Bundan rahatsız olup harçlığını kestiğimde ise daha da aptalca davranışlarda bulundu. | Open Subtitles | عندما رفضت، قطعت علاوتها، إرتكبت بعض الحماقات الكبيرة |
| Çoğu zaman kokainle kafa buluyorlardı. aptalca şeyler yapmaya başladılar. En kötüsü de Blue'ydu. | Open Subtitles | كانوا جميعاً يتعاطون الكوكائين باستمرار كانوا يرتكبون الحماقات ,وكان بلو أسوأهم |
| Bazı sebeplerden dolayı, bugünlerde aptalca işler yapıyorum. | Open Subtitles | لسبب ما لا أدريه أرتكب بعض الحماقات هذه الايام |
| aptalca birşey yapmaya kalkma | Open Subtitles | فقط ماحصل في الكتاب هلا تذهب وتترك هذه الحماقات |
| Bundan daha iyisini yazamazdım. Şu aptalca cümleyi söyleme lütfen. | Open Subtitles | قلت لكي جو لايمكنك ان ارجوك لاتتفوه بتلك الحماقات |
| Gerçekten dürüst ve kendime saygılı olmaya çalıştım, ve şimdi onlar tamamen farklı, saçma bir şeye çevirmek istiyorlar. | Open Subtitles | حاولتُ حقًا أن أكون صريحًا و أحفر بأعماق نفسي ، والآن انهم يسعون لتحويلها الى قطعة أخرى من الحماقات الزائفة |
| Suçu kim işlediyse; sıkıcı, saçma sapan işi de yapar. | Open Subtitles | أيًا منكما قام بارتكاب الجريمة، وارتكب الحماقات المملة. |
| bunu Tanrı'ya sorsaydınız bence bunun saçmalık olduğunu söylerdi. | Open Subtitles | فإجابته ستكون بأن ما قلته هو مجموعة من الحماقات |
| Tüm sene duyduğum saçmalık bu işte. | Open Subtitles | هذه هي الحماقات التي كنتُ أحصل عليها منها طوال العام |
| Kurul bu tip zırvaları sever | Open Subtitles | إنهم يحبون مثل هذه الحماقات فى المحكمه |
| Bu pisliği açığa çıkaramam. | Open Subtitles | لا أستطيع تسريب أي من هذه الحماقات |
| Sanırım geçen ayki o saçmalığı resmen unutuyoruz. | Open Subtitles | إذا، أظن أننا انتهي بشكل رسمي من تلك الحماقات التي حدثت في الشهر الماضي؟ |
| Ve biliyorsun, pislikleri temizlek beni sinirlendirir. | Open Subtitles | وأنتَ تعرف بأن أخذ الحماقات يزعجني عليكِ فقط أن تسترخي |
| Biliyor musunuz... bütün bu saçmalıklara rağmen yine de çocukluğumu... sihirli bir dönem olarak hatırlarım. | Open Subtitles | -حسنا ، أتعرفين ، رغم كل شيء الحماقات المصاحبه لتلك المواقف أتذكر فترة طفولتي |
| "O yüzden bir şey yapılması gerektiğini düşünmüyoruz." saçmalığa bakar mısınız. | Open Subtitles | أو بعض الحماقات لذلك لم نعتقد أو إي شيء آخر تم تبريره كأنه تقول ما هذا الهراء |