| Perdeyi kapatmadan önce, hayatta ne yapmak istersin? | Open Subtitles | ماذا تُريدُ من هذه الحياةِ قبل إنتهاء العرضِ ؟ |
| Gerçek hayatta, insanlar boya küpü değildir. | Open Subtitles | في الحياةِ الحقيقيةِ، الناس لَيسوا صَبغَ بالفرشاة الهوائية. |
| Vahşi yaşam formları kendi kurallarını bile asla uygulamıyorlar. | Open Subtitles | أشكال الحياةِ الوحشيةِ أبداً لا يتبعون حتى قواعدَهم الخاصةَ. |
| hayat, yoldaki tüm tümsekler hakkında durup düşünecek kadar uzun değil. | Open Subtitles | تلك الحياةِ قصيرة جداً لأنْ مسكن على كُلّ صدمة في الطريقِ. |
| O halde Hayatın sana kötü bir el dağıttığını kafandan sil | Open Subtitles | ثمّ يَتغلّبُ على الحقيقةِ يأن الحياةِ أغلقت بوجهك. |
| Söylenmemiş ve duyulmamış güçlü arzu yarı-uyumuş, yarı-uyanık hayata uykulu gözlerle bakıyordu | Open Subtitles | الحنين الغير مسموع الخفيّ نِصْف النائمِ، نِصْف يقظ انظرْ بنعاس في الحياةِ |
| Bu ikili hayatı ne zamandır sürdürüyorsun? | Open Subtitles | منذ متى و انت تحيي هذه الحياةِ المزدوجة؟ |
| - Ama senin seçtiğin hayatta! | Open Subtitles | طالما أَنا سعيدُ في الحياةِ بأنّك تَختارُ لي. |
| hayatta tek sahip olduğum bu. | Open Subtitles | لقَولك الحقِّ التافهِ، الذي كُلّ عِنْدي في الحياةِ. |
| Gerçek hayatta da bazen beni kızdırıyor. | Open Subtitles | الآن، في الحياةِ الحقيقيةِ، هذا الرجلِ يَعمَلُ يَعمَلُ بَعْض الأشياءِ التي تُزعجُني. |
| Diğer yaşam formlarını anlamaya çalışacağım Ve tüm öfkemi görmezden gelip beni sinirlendiren herkesle barışacağım. | Open Subtitles | بالقوّةِ وتشاور. أنا سَأُجاهدُ لفَهْم أشكالِ الحياةِ الأخرى. أنا سَأَتفادى عدوانَ |
| Böylece karısıyla konuşsun. Bunu yaşam kanıtı olarak kabul edebiliriz. | Open Subtitles | ـ ـ ـ إذاً هو يُمْكِنُ أَنْ يَتكلّمَ مع زوجتِه ونحن سَنَقْبلُ ذلك كبرهان الحياةِ |
| Üzerinde akıllı yaşam bulundurduğu için uygun bulunmayan bir gezegen. | Open Subtitles | هو رُفِضَ جزئياً بسبب وجود أشكالِ من الحياةِ الذكيةِ. |
| Hayır. Bütün o basit hayat, zenginlikten uzak yaşama saçmalığı. | Open Subtitles | لا، هذه الحياةِ البسيطةِ، معيشة مِنْ فضلاتِ الوفرةِ. |
| Bu, tıpkı hayat gibi. | Open Subtitles | لذا كرة واحدة يُمْكِنُ أَنْ تُغيّرَ اللعبةَ. هي مثل الحياةِ. |
| Gerçek hayatta, insanlar hayat standartlarını yükseltmek için savaşırlar. | Open Subtitles | في الحياةِ الحقيقيةِ، ناس القتال على سِتَرِ النجاة. |
| Sense, Hayatın ciddi bir bölümünden mahrum oldun. | Open Subtitles | لَكنَّك تحرمين نفسك من الجزء الهام مِنْ الحياةِ |
| Hayatın bütün güzel şeyleri. Hepsi benim. | Open Subtitles | كُلّ الأشياء الجيدة في الحياةِ شعار النبالة |
| Söylenmemiş ve duyulmamış güçlü arzu yarı-uyumuş, yarı-uyanık hayata uykulu gözlerle bakıyordu | Open Subtitles | الحنين الغير مسموع الخفيّ نِصْف النائمِ، نِصْف يقظ انظرْ بنعاس في الحياةِ |
| Adamın tüm hayatı gizemli. Ama işte orada. | Open Subtitles | اللهي، الرجل كامل الحياةِ مغطّى في اللغزِ، رغم ذلك هناك هو. |
| hayattaki iyi şeyler bedavadır. | Open Subtitles | يَجيءُ، أفضل الأشياءِ في الحياةِ مجّانية. |
| Burada duyduğum hepsi yaşamın alınması, öldürme ili ilgili sözler. | Open Subtitles | كُلّ ماسَمعته هنا عن القتل، وسلب الحياةِ |
| hayattan bıkmışsın ama ölmekten korkuyorsun. | Open Subtitles | أنت مُتعِب مِنْ الحياةِ لكن خائف من المَوت |
| Cinayet suçlamasıyla, ömür boyu ceza alabilir. | Open Subtitles | وعلى تهمة القتل يُمْكِنُ أَنْ يَحْصلَ على الحياةِ |
| Amerika'nın kozalaklı ağaç ormanları, hayvan yaşamı açısından zengin olmayabilir. | Open Subtitles | الغابات الصنوبريةِ الأمريكيةِ قَدْ لا تكُون أغنى في الحياةِ الحيوانيةِ |