Kimsenin mümkün olduğunu düşünemediği kadar kendini ileri götürmek için amansız bir arzu. | Open Subtitles | الرغبة الصارمة لتدفع نفسك بشدة و أبعد من أيّ أحد يظن إنه يفعلها. |
Kimsenin mümkün olduğunu düşünemediği kadar kendini ileri götürmek için amansız bir arzu. | Open Subtitles | الرغبة الصارمة لتدفع نفسك بشدة و أبعد من أيّ أحد يظن إنه يفعلها. |
Evli bireyin çeşitli seks partnerleri arzusu ile düzgün bir evliliğin korunması. | Open Subtitles | المصالحة الفرديه بين المتزوجات و الرغبة في مجموعة متنوعة من الشركاء الجنسيين |
Şimdi bu cinsel isteği arttıran bir şey, muhtemelen çikolata gibi. | TED | وهو شيئ يزيد من الرغبة الجنسية من الممكن أن يكون شوكولاتة |
Yoksa bu sadece yaşlı annenin dırdırına duyduğun bir tutku mu? | Open Subtitles | أم أنها مجرد الرغبة في إيقاف أمك العجوز عن التذمر أخيراً؟ |
Şehvet vardır, ki bu sadece seks yapma isteğidir. | TED | هناك الشهوة ، وهي مجرد الرغبة في ممارسة الجنس. |
Ama bana inanin savasmak istemek ile kazanmayi bilmek arasinda fark var. | Open Subtitles | لكن صدّقوني، ثمّة فارق فجّ بين الرغبة في القتال والإلمام بكيفيّة الفوز. |
Bu yüzden istek yolunu değerlendirmeyi başlatmak son derece verimli olabilir. | TED | لذا قد يكون من الجيد إطلاق شيىء ما لاكتشاف مسارات الرغبة. |
Tüm hayatım boyunca, bu hissi içimde taşıdım arzu ve ateş gibi, | Open Subtitles | لدي ذلك الشعور دائماً في داخلي طوال حياتي مثل الرغبة او الحمى |
Dünyayı dolaşıyorum ve fark ettiğim şey şu ki, romantizmin girdiği her yerde bir arzu krizi var gibi görünüyor. | TED | لذلك لقد جبت حول العالم، وما ألاحظه هو في كل مكان حيث قد دخلت الرومانسيه ، يبدو انه هنالك أزمة الرغبة. |
Peki, arzuyu ne devam ettirir ve arzu neden bu kadar zordur? | TED | لذلك مالذي يحافظ علي الرغبة ، ولماذا هي صعبة جدا؟ |
Kimyasal bir dengesizliğe bağlı yemek olmayan şeyleri yeme arzusu. | Open Subtitles | الرغبة للأشياء التي لا تصلح طعاما وهذا سببه اختلال كيميائي |
Ve biraraya gelme arzusu bütün hayatımıza yön veriyor gibi görünmekte. | Open Subtitles | تلك الرغبة في الحركة على ما يبدو أنها تدعمنا طوال حياتنا |
Çekim, saygı, güven, dayanıklılık iletişim kurma isteği ve kabiliyeti. | Open Subtitles | القدرة و الرغبة للتواصل, أن كل هؤلاء الأجزاء مُحدّدة وراثياً. |
Bunun sonucunda, fotoğraf bu iştah açan, tutku uyandıran ve röntgenci hale gelir. Sahip olamayacağınız şeyden, daha fazla istersiniz. | TED | اذا التصوير اصبح هذه المشكلة العويصة, الذي يحرض الرغبة ما لا تملكه, تريده اكثر |
Aşk tanrıçası, Şehvet Tanrıçası bu laneti ters çevirmeliyiz. | Open Subtitles | إلهة الضوء إلهة الرغبة أبطال هذه التعويذة البشعه هو أمر مؤكد |
Birini küçümsemekle, ona bir şey olmamasını istemek arasında çok fark var. | Open Subtitles | هناك فرق بين تقليل من قدر شخصاً ما وعدم الرغبة في إذائهم |
Bence genellikle bizim işimiz bu görünen istek yollarının yapılması. | TED | وأظن بأن عملنا غالباً هو تمهيد طرق الرغبة الناشئة هذه. |
Meltem daha yavaş esiyor. Hayattaki arzular azaldı. | Open Subtitles | النسيم يهب بقله , الرغبة في الحياة قليله |
Ve Afrika hakkında gerçekten bu konuşma arzusunu hatırlıyorum yaşadığımız ve insanların yaşadıkları ve hayatlarını sürdürdükleri, hepimiz gibi insanların rüyalarının olduğu bir yer olarak. | TED | و حقيقة أتذكر تلك الرغبة بالتحدث عن إفريقيا كمكان عشنا فيه وعاش فيه الناس و استمروا في حياتهم, و كانت لهم أحلام كما لنا جميعا. |
Ve Google'da çalışırken, Bu arzuyu, teknoloji sayesinde daha erişilebilir yapmaya çalıştım. | TED | وخلال العمل في غوغل، أحاول وضع هذه الرغبة لزيادة قابلية الوصول إليه مع التكنولوجيا معا. |
Umarım sizlere dünyayı yeni gözlerle görmeyi öğrenme isteğini verebilmişimdir. | TED | اتمنى أن أكون قد زرعت في نفوسكم الرغبة في الإطلاع أكثر عن العالم عن طريق وجهة نظري |
Hepimizin üzerine gelen şeyi görmek için yaşama arzum yok. | Open Subtitles | ليست عندى الرغبة لأنتظر لأرى ماذا سيحدث لنا |
İnsanlık tarihinde ilk kez arzunun temelindeki bağ kurmayla ve hazla ilgili alakalı olarak seks yapmak istiyoruz. | TED | إنها المره الأولي التي نريد فيها الجنس مع مرور الوقت حول السعادة والعلاقة الراسخة في الرغبة. |
Aynı mikroskoplar, aynı ölü kurbağalar insanları parçalara ayırmak için aynı anlaşılmaz dürtü. | Open Subtitles | نفس الهوس بالميكروسكوب، والضفادع الميتة ونفس الرغبة الملحة، ولكن المنطقية لتجزئة الجسد البشريّ |
Açlık, cinsellik, güç, ve bunları gerçekleştirme dürtüsü. | TED | الجوع ؛ الجنس ؛ القوة ؛ و الرغبة في التّملك |