| Tabi eğer sardalya varsa... - Bir kova dolusu var! | Open Subtitles | ـ وجود سمك السردين يثير فضولى ـ لدى الكثير منه |
| Yırtıcılar için bu sardalya akını yaşamla ölüm arasındaki ince çizgi kadar önemli. | Open Subtitles | بالنسبة للمفترسين، لو حدثت رحلة السردين الشتوية فقد تُحدث الفرق بين البقاء والموت |
| Ter ve sardalya kokusu. Bu izler taze. | Open Subtitles | الأدرينالين به الكثير من السردين هذه الطرق جديدة |
| O küçük sardalye kutularında denize açılırdık ve... su altına indiğimizde bir daha yukarı çıkabileceğimize emin olamazdık. | Open Subtitles | كنا نبحر فى تلك العلب الصغيره من السردين عندما كنا نغوص لم نكن دائما متأكدين أننا سنطفو مره أخرى |
| sardalyalar, planktonları ve yemeyi sevdikleri besinleri izleyerek, Afrika'nın güney burnundan kuzeye doğru soğuk su akıntılarını takip ederler. | Open Subtitles | يتبع السردين تيارات المياه الباردة ينجرف شمالاً من الرأس الجنوبي لأفريقيا يطاردون العوالق والمغذيات التي يشتهونها |
| Güney Afrika kürklü fokları da sardalyaların kıyıya yanaşmasını bekliyor. | Open Subtitles | فقمات جنوب أفريقيا الفرائية ينتظرون أيضاً اقتراب السردين من الشاطيء |
| Yunus balıkları beraber avlanırlar ve bazı sardalyaları sürüden ayırabilirler ve yem topları oluştururlar. | TED | تصطاد الدلافين بطريقة مشتركة وتستطيع أن تقوم بتفريق سرب من أسماك السردين لتخلق مجموعات صغيرة ومُغرية من السمك. |
| sardalya, burritodan sonra abur cubura devam edersen... seni böyle rezil eder işte. | Open Subtitles | بعد أن تعودتَ على السردين الوجبات السريعة لن تكون جيدة لك |
| Her kış yalnızca birkaç hafta için milyonlarca sardalya, on mil uzunluğunda sürüler oluşturarak, kendilerini sığ suların içine çekilmiş bulurlar. | Open Subtitles | لأسابيع قليلة فقط كل شتاء يجد ملايين السردين نفسه مسوقاً للمياه الضحلة صانعاً سرباً يمتد لعشرة أميال |
| sardalya sürüleri Vahşi Kıyı'nın kuzeyine geçerken, sıcak su akıntılarının karşı etkisiyle, soğuk sulara, kıyıya daha yakın yerlere gelmeye zorlanabilir. | Open Subtitles | عندما تمر أسراب السردين شمال الساحل البري تيارات المياه الدافئة المقابلة تدفع المياه الباردة أقرب إلى الشاطئ |
| Balıkçı tekneleri her yıl binlerce ton sardalya avlar. | Open Subtitles | تصطاد سفن الصيد آلاف الأطنان من السردين سنوياً |
| Haziran ve Temmuz aylarında, sardalya avına katılmak için sıcaklık farklarını unuturlar ve... 4000 ya da 5000'lik sürüler halinde toplanırlar. | Open Subtitles | ،في يونيو ويوليو ،بالانضمام لصيد السردين ينسون الاختلاف الإقليمي ويتجمعون في قطعان حتى أربعة أو خمسة آلاف |
| Gelişleri sardalya sürüleriyle çakışmasına rağmen bu her yıl tekrarlanan olayda katılımcı olmaktan çok seyircidirler. | Open Subtitles | بينما يتزامن وصولهم ،مع أسراب السردين فربما هم مشاهدون أكثر من مشاركين في هذا الحدث السنوي |
| Yarın gittiğimde sana sardalye getirebilir miyim? | Open Subtitles | أيمكنني الذهاب لجلب بعض السردين لك من أجل الغد ؟ |
| Ne tür bir sardalye olduğunu bilmiyorum. Seni seviyorum. | Open Subtitles | إننى لا أهتم أى نوع من السردين أنت ، إنك تعجبنى |
| Çok şirin. Biraz sardalye yiyelim. | Open Subtitles | . تسلية رائعة . دعينا نذهب لنأكل بعض السردين |
| Son yıllarda sardalyalar giderek aha da azalan miktarlarda kuzey sahillerine geliyorlar. | Open Subtitles | في السنوات الأخيرة، كان يصل السردين للشواطئ الشمالية في أعداد متناقصة |
| sardalyalar yaz mevsiminde kıyıdan oldukça uzakta olurlar. | Open Subtitles | في الصيف، يكون السردين بعيداً جداً في البحر |
| Bu Şişe Burunlu Yunuslar, sardalyaların izini bulmak için sonarlarını kullanarak gruplar halinde çalışacaklar. | Open Subtitles | الدلافين قارورية الأنف ستعمل سوية في مجموعات مستخدمين سونارهم في تعقب السردين |
| Güneyden gelen her soğuk hava kitlesi kendisiyle birlikte daha soğuk hava ve daha soğuk sular getirirken, sardalyaları daha kuzeye sürüklüyor. | Open Subtitles | كل جبهة باردة تصل من الجنوب تحمل معها هواءً ومياه أبرد تسحب السردين نحو الشمال أكثر فأكثر |
| Bunlardan almak için üç ay boyunca öğle yemeğinde sardunya yemem gerekir. | Open Subtitles | لكي أدفع ثمنهم، علي أن أتغدى السردين لـ3 أشهر |
| Zaten balık istifi gibi yatıyoruz ama çok uzun sürmeyecektir. | Open Subtitles | سيصبح المكان مكتظ، كما السمك في علبة السردين لكنذلكلن يدوم. |
| Onlar da karşılığında planktonlar yaratmışlardır ve şu anda sardalyeler bununla kendilerine ziyafet çekmektedirler. | Open Subtitles | جالباً معه غذاءً وفيراً. كلاهما جلبا البلانكتون بكميات وفيرة. و هو ما يشكل وليمة ضخمة لأسماك السردين الآن. |
| Sardunyalar sadece bir kaç yıl yaşar, yani çabuk ürerler. | Open Subtitles | السردين يعيش سنوات قليلة، إنها تتكاثر سريعا |
| Tanrı'ya şükür Sardalyistan'a çok az zarar verdin. | Open Subtitles | لحسن الحظ كنت ستتسبب بتدمير (أرض السردين) |
| Asker, sardalyalı içecekler çok tatlı olmuş. Sırrın nedir? | Open Subtitles | أيها المجند, عصير السردين هذا من الصنف الأول ما السر في ذلك؟ |