| O andan sonra önlerinde 414 günlük uzay yolculuğu olacak. | Open Subtitles | من هناك، سيكون أمامهم 414 يوماً من السفر في الفضاء |
| Bu tanım 1960'tan, uzay yolculuğu ile ilgili bir makaledendi. Çünkü düşünürseniz, uzay oldukça gariptir; | TED | والذي ظهر عام 1960 في رسالة بحث عن السفر في الفضاء وان فكرنا بهذا .. سنرى ان الفضاء بيئة غريبة |
| Zamanın başlangıcından bu yana, uzay yolculuğu bir hayaldi. | Open Subtitles | منذ بداية التاريخ كان الحلم هو السفر في الفضاء |
| Delikanlıyı İskoçya'da seyahat etmenin daha hassas hususlarında eğitmeye çalışıyorum. | Open Subtitles | كنت أحاول تثقيف الولد على أدق تفاصيل السفر في المرتفعات |
| Teletıp son 15 yıl içinde yalnızca tek bir bölgede 18 milyon insanı seyahat masrafından kurtardı. | TED | وفر التطبيب عن بعد أكثر من 18 مليون في تكاليف السفر في هذه المنطقة وحدها على مدى السنوات ال 15 الماضية. |
| Uzayda yolculuk yapmak isterdim, yalnızca zekamla ve lazer silahlarımla. | Open Subtitles | لطالما ودّدت السفر في غمار الفضاء ناجياً بدهائي ومسدساتي الليزرية |
| Uzay yolculuğu sayfasını kapatırken "kendi çanağını kendin boya" tarihinde bu kez yeni ve şaşırtıcı bir sayfa açıyoruz. | Open Subtitles | لقد اغلقنا الان الجزء الخاص عن برنامج السفر في الفضاء والان افتتحنا القسم الخاص بالفن اليدوي |
| - Bize nasıl söylemezsin? - Zaman yolculuğu, muhteşem bir şey! | Open Subtitles | لماذا لم تخبرينا السفر في الزمن , شئ رائع |
| Daniel, Eskiler'in zaman yolculuğu deneyleri yaptığını biliyoruz. | Open Subtitles | " دانيال , نحن نعلم أن " القدماء إختبروا السفر في الزمن |
| Zaman yolculuğu cidden güzeldir. | Open Subtitles | "قصة "السفر في الزمن هي حقاً نوع من الإدمان |
| Bir gece yolculuğu sırasında Ichabod Crane kendini nerede buluyor? | Open Subtitles | خلال السفر في وقت متأخر من الليل. |
| Aman Tanrım. Uzay yolculuğu kulağa tehlike geliyor. | Open Subtitles | السفر في الفضاء يبدو خطر. |
| Zaman yolculuğu, ha? | Open Subtitles | السفر في الوقت، هم؟ |
| Zaman yolculuğu zarar verir. | Open Subtitles | السفر في الزمن مدمّر |
| Peki ya uzay yolculuğu? | Open Subtitles | ماذا عن السفر في الفضاء ؟ |
| Böyle samimi ve birbirine yakın seyahat etmek yani bir odada kamp kurar gibisiniz. | Open Subtitles | السفر في الفصول الدافئة، قريب جدا من الربع أعني أنت نوعاً ما تخيم في غرفة واحدة. |
| Geniş öldürme sahası günlük hayatındaki seyahat planıyla ilgili olabilir. | Open Subtitles | نطاق القتل الكبير ربما يعكس بشكل ما نمط السفر في حياته |
| seyahat etmek, hayranlarla tanışmak aslına bakarsanız hiç de kötü değil. | Open Subtitles | السفر في جميع الأنحاء ومقابلة المعجبين إنها لَيستْ سيئةَ جداً إذا كنتِ تعرفين ما أعني |
| İlk önce yaşadığınız yere yakın, bölgeye seyahat edin. | Open Subtitles | في منطقة قريبة من المكان الذي تعيش فيه السفر في جميع ألانحاء مرة واحدة |
| Zamanda yolculuk mümkün, ama pratik değil. | Open Subtitles | السفر في الزمن ممكن لكنّه ليس عملياً جداً |
| Zamanda yolculuk, bu dördüncü boyutta yolculuk etmek anlamına gelir. | Open Subtitles | السفر في الزمن يعني السفر خلال هذا البعد الرابع |