| emlakçı bize bundan söz etmemişti. | Open Subtitles | السمسار لم يخبرني بذلك اتريدينني ان اتفحصها لكي؟ |
| Umarım emlakçı dediklerinde doğrudur.. | Open Subtitles | أتمنى ان يكون كلام هذا السمسار حقيقي كالمكتوب في أعلانه. |
| emlakçı taşınacağın evin uyuşturu satıcılarının savaş alanı olmadığını düşünüyor demek. | Open Subtitles | السمسار أعتقد أنه لا يستطيع رفع سعر المنزل لقوله أنه شهد ساحة للمخدرات |
| Ya borsacı bana ulaşmaya çalışıyorsa? | Open Subtitles | أعني، ماذا لو كان السمسار يحاول الإتصال بي؟ |
| Benim emlakçım olur musun? | Open Subtitles | هل تود أن تكون السمسار الخاص بي؟ |
| Ayrıca özel sağlık sigortası şirketlerini aracı yapıyorlardı. | Open Subtitles | ويَجْعلُالتأمينالصحيالخاصَّ الشركات التي السمسار. |
| Annenle baban öldükten sonra bu evi satan Emlakçıyı buldum. | Open Subtitles | لقد وجدت السمسار الذي باع هذا المكان بعد وفاة والديك. |
| Komisyoncu alışıldık olduğunu söyledi. İşleri genelde müdürler halledermiş. | Open Subtitles | يقول السمسار أنه ليس بالغريب التعامل مع مدراء الاعمال طوال الوقت. |
| emlakçı evin çok fazla para etmeyeceğini söylüyor. | Open Subtitles | يقول السمسار بأنّك لن تتلقى مبلغاً كبيراً لقاء بيعه حسن.. |
| Londra'da çalıştığım emlakçı, toprak bölünmeleri konusunda uzmandır. | Open Subtitles | السمسار الذى أتعامل معه فى لندن متخصص أيضا فى تقسيم الأراضى |
| Hayatım bu bey Martin, burayı bize satan emlakçı. | Open Subtitles | عزيزتي هذا مارتن السمسار الذي باعنا هذا المكان |
| Eminim evi satarken emlakçı kimsenin konuşmadığı şu kazalar hakkında size herşeyi anlatmıştır. | Open Subtitles | أنا متأكدة بأن السمسار قال لكى كل شىء عندما اشتريت المنزل عن الحادثة التى لا توصف |
| Ayrıca emlakçı geçen haftadan beri buraya hiçbir işçinin gelmediğini söyledi. | Open Subtitles | و أيضا السمسار لم يكن لديه أي عمال في الشقة منذ الأسبوع الماضي، |
| emlakçı, ev ofisi olduğunu söyledi de ben de hep ev ofisim olsun istemişimdir. | Open Subtitles | كما قال السمسار ان هنالك مكتب منزلي , ولطالما اردت واحدا |
| Burada kıdemli borsacı benim, Dia değersiz cimrinin teki. | Open Subtitles | أنا السمسار الكبير هُنا و هو مُجرد مُقامر عديم الإحترام. |
| O benim emlakçım, seni geri zekâlı. | Open Subtitles | تلك السمسار ايها الغبي |
| Çünkü eğer şimdi bana $50 aracı ücreti verirsen hediye $100'ımı da üstüne ekleyip... | Open Subtitles | لأنك لو أعطيتني خمسين دولار لأغطي اجر السمسار ودفعت أنا مئة دولار التي كانت هديتي |
| Emlakçıyı sana anahtarları vermesi için ikna ettin. | Open Subtitles | جعلت السمسار يعطيك مفتاح المنزل؟ |
| Komisyoncu bir kiracı buldu. | Open Subtitles | بالفعل أجرته السمسار وجد مستأجر |
| - İyi bir broker günde 700 arama yapar. - Telefon faturası ne kadar? | Open Subtitles | السمسار الجيد يقوم ب 700 مكالمة فى اليوم ما هى نتيجة فاتورة الهاتف؟ |
| Simsar da sahibi kadar yükümlüdür ve ikisi de cezalandırılır. | Open Subtitles | السمسار يعتبرُ مسؤولاً مثل المالك, و كلاهما سوف ينال العقاب. |
| Sen hiç para harcamadan komisyoncunun stok almasını sağlayabilirim. | Open Subtitles | يمكنني أن أحصل على السمسار لشراء السهم بدونك سيكون عنده لصرف أي نقد. |
| Aracının yardımcılarından biriydi. | Open Subtitles | كان أحد مُساعدى السمسار |
| Borsacının daha fazlasına ihtiyacı var. Bütün yatırımcı listesini istiyor. | Open Subtitles | السمسار يحتاج إلى أكثر من هذا، يريد قائمة كاملة بالمستثمرين. |
| Onun yerine emlakçıyla vuruştun. | Open Subtitles | بدلا من ذلك انت انهيت الوضع بعلاقة مع السمسار |