| Koloninin kalbinde ise yaşamlarının anahtarı yatar, bir mantar. | Open Subtitles | يقبع في قلب المُستعمرة سِر نجاتهم. الفِطر. |
| Büyük çeneli karıncalar otu keserken onu antibiyotik salyaları ile kaplar ve böylece, bu mantar hariç tüm mantarları öldürürler. | Open Subtitles | يقطع النمل ذو الأفكاك الكبيرة العُشب ويُغطّيه باللّعاب المُضاد للجراثيم الذي يقتل جُلَّ أنواع الفِطر باستثناء هذا. |
| Karıncalar koloni içinde, bu mantar bahçelerinden düzinelerce yetiştirirler. | Open Subtitles | يفلح النمل دستاتٍ من هذا الفِطر عبر أرجاء المُستعمرة. |
| Kiliseye hiç gitmiyorsun. mantar yemeği seviyorsun. | Open Subtitles | أنتِ لم تذهبي قط إلى الكنيسة أنتِ تحبّين الفِطر |
| İlk günde mantarları kim bulmuştu? | Open Subtitles | مَنْ وجد الفِطر في اليوم الأول؟ |
| Mantarı otla beslerler mantar da büyür. | Open Subtitles | يُطعمون العُشب للفِطر، فيزدهر الفِطر. |
| Ama mantar aynı zamanda da tehlikelidir. | Open Subtitles | لكن الفِطر خطرٌ أيضاً. |
| - Pekâlâ. - Ben mantar ararım. | Open Subtitles | حسناً - سأبحث عن المزيد من الفِطر - |
| mantar ve peynirli. | Open Subtitles | الفِطر مع الجبن |
| İlk olarak bu mantar dolmaları. | Open Subtitles | أولا، الفِطر المحشو. |
| - mantar ayak. | Open Subtitles | -قدمُ الفِطر. |