| Kuzey Amerika standartlarına göre vasat bir ödül Madurai'de çok daha anlamlıdır. | TED | في مادوراي، المكافأة المتواضعة في معايير شمال أمريكا، لها أثر أكبر هنا. |
| Ona, eğer elmasları bulursa iade etmesini söyledim, ödül için... | Open Subtitles | قلت لها بأنها يجب أن تسلمهم إن وجدتهم لأجل المكافأة |
| Kim nihai bedel riskini alıp muhtemel nihai ödül için gönüllü olacak. | Open Subtitles | والتي على استعداد أن تخاطر بالسعر المطلق من أجل إمكانية المكافأة المطلقة |
| ödülü almadan hemen önce ne yapıyorlardı ise o hareket modelini tekrar edeceklerdir. | TED | ومهما كانت تفعل قبل لحظات من حصولها على المكافأة ستكرر ذلك النمط المعين |
| O ödülü almak için polislerin 100 metre bile yakınına gidemeyiz. | Open Subtitles | لا يمكننا الاقتراب من مئة قدم من المبنى الفيدرالي لأخذ المكافأة |
| Sadece yılda birkez verilen ikramiye ile değil, her gün. | TED | ليس مرة في السنة عند المكافأة السنوية، بل كل يوم. |
| Prensesi kendin yakalayıp bütün ödülün üzerine konmayı düşünüyorsun! | Open Subtitles | تريد أسر الأميرة بمفردك حتى تحصل على المكافأة بأكملها |
| İlk önce 'klik' sesiyle bir tür yiyecek ödülünü ilişkilendiririz. ki bu ödül şırınga içerisine konmuş muz ve fıstık ezmesidir. | TED | بادئ ذي بدء ، ونضم الصوت فوق مع المكافأة الغذائية، الذي هو الموز والفول السوداني المهروس معا في حقنة. |
| Bence o kısma ödül merkezi demek tüm yüzünüze burun demek gibi. | TED | أعتقد أن تسميتها بمركز المكافأة يشبه قليلًا تسمية وجهك أو أنفك. |
| Toxo'nun dopamin yapan bir enzim salgıladığını, bunun ödül ve motivasyonla ilgili olduğunu biliyoruz. | TED | نعلم أن التوكسو تفرز إنزيمًا يجعل الناقل العصبي، جسمًا يتدخل في المكافأة والتحفيز. |
| Akkumbens çekirdeğini, beynin zevk ve ödül merkezini etkiliyor, ki bu alan, madde bağımlılığını da içeriyor. | TED | وتؤثر على مناطق كالنواة المتكئة مركز السعادة و المكافأة في الدماغ التي تورطت في إدمان المخدّرات |
| Benzer şekilde, yalnızlık da beyinde bir açlık yaratır ve bu ödül sistemimizi nörokimyasal olarak aşırı duyarlı hâle getirir. | TED | وبالمثل، تحدثُ الوحدة الجوع في أدمغتكم حيث تثير الحساسية المفرطة لأعصابنا الكميائية نظام المكافأة لدينا. |
| Sosyal izolasyonun beynin ödül sistemi üzerinde bu gidişatı tam anlamıyla acı verici kılacak bir etkisi vardır. | TED | تعملُ العزلة الاجتماعية من خلال نظام المكافأة في الدماغ لجعل الوضع الراهن مؤلم فعليًا. |
| Buradaysa sinyal beynin ödül mekanizmasını aktifleştirir. | TED | ومن هنا تنشط هذه الإشارة نظام المكافأة في الدماغ. |
| Bulmacayı çözen bilgisayar, çözümünü ağın geri kalanına yayınlıyor. Sonra ödülü olan Bitcoin'i biriktiriyor. | TED | أجهزة الحاسوب التي تقوم بحل الأحجية تقوم بنشر الحل لبقية الشبكة و تقوم بجمع المكافأة: بيتكون جديدة. |
| Tamam mı? Eğer gerçekten iyi isen büyük ödülü alırsın ve daha kötü isen daha küçük ödül. | TED | حسنا؟ إن قمت بأداء جيد جداً تحصل على المكافأة الكبيرة، وهكذا. |
| Moruk bir ödülü hak etti. Gece çıkmaya ne dersiniz? Kutlama yapabileceğimiz bir yere. | Open Subtitles | الرجل العجوز يستحق المكافأة ماذا عن قضاء الليلة بالخارج ؟ |
| Diğer yandan bunu görmezden gelirseniz o zaman ikramiye alma ihtimali düşer, ya da kesinti yapılır. | TED | وفي جانب آخر، إذا تجاهلتها، فهناك فرص أعلى من عدم حصولك على المكافأة أو تناقصها. |
| ödülün lafını kimseye etme. Başkasının eline geçsin istemem. | Open Subtitles | لا تخبر أحداً بشأن المكافأة لست بحاجة لأحد آخر ليزاحمني عليها |
| 16 kişinin 14'ü ikramiyeyi seçti. 3 kişi durumu değiştirmezdi. | Open Subtitles | كان 14 شخص من أصل 16 إختاروا المكافأة فـ3 لن يغيروا شيئاً. |
| Tabi kol yok olunca bonus olarak ağrı da yok oluyor çünkü bedenimizden ayrı boşlukta yüzen bir ağrımız olamaz. | TED | وعندما تختفي الذراع، المكافأة أن الألم يختفي لأنك لا تستطيع أن يكون لديك ألم من غير جسد عائم هناك، في الفضاء. |
| ödüle dayalı öğrenme süreci, pozitif ve negatif teşvik olarak adlandırılır ve şu şekilde devam eder. | TED | عملية التعلّم هذه المبنية على المكافأة وتُسمى التعزيز الإيجابي والسلبي، وتبدأ أساساً بما يشبه هذا. |
| Ve şehirdeki ralli de sanki bonusu gibiydi. | Open Subtitles | وجود حشد كبير الطريق / / فى بلدة يشبه المكافأة. |
| Hikayenin anafikri, yapılan iyi bir iş zaten bir ödüldür. | Open Subtitles | المغزى من هذه القصة هو أن فعل الخير هو المكافأة في حذ ذاته |
| Mükafat parasını dağıtmakla ilgilenebilir misiniz? | Open Subtitles | هل يمكنك الإعتناء بأمر توزيع المكافأة المالية ؟ |
| Bence hemen kavga edip ayrılır ve Ödülden payınıza düşeni harcarsınız. | Open Subtitles | أنا أحسب انكما الاثنان ستهدأ زئيركما وتنفقان حصتكما من المكافأة |
| ödül mekanizmamızın en büyük mükâfatı dopamindir, önemli bir kimyasal ve nörotransmitter. | TED | العملة الأساسية لنظام المكافأة الخاص بك هو الدوبامين ناقل كيميائي أو عصبي مهم. |
| İneklerin Slim'in para ödülüyle pek bir şey yapamaz. | Open Subtitles | "بيرل", بقرك لا يستطيعوا فعل الكثير بأموال المكافأة. |
| Aslına bakarsan bir çeşit ödül veya teselli ikramiyesi vermeleri gerekir, değil mi? | Open Subtitles | يبدو أنه يجب أن يكون هناك نوع من المكافأة او منفعه صداقه أو شيء ما.. حسناً آسفة |