| Kısa bir süre sonra belirgin bir duygu hissedeceksin, tamam, ve bunu hissettiğin zaman, cam parçasını şişenin içine bırakmanı istiyorum. | TED | خلال لحظات، سوف تشعرين بإحساس معين وعندما تشعرين به أسقطي كسرة الزجاج داخل الزجاجة |
| Biraz daha duygu katsan daha iyi olacak... Bu şekilde işe yarayacağından emin değilim. | Open Subtitles | دعينى نحاول مجدداً لكن بإحساس أكبر لأني لم أعد أعلم بما يحدث |
| Korkunu veya endişeni gösterirsen, görevi tehlikeye atarsın, ...onların yerine başka bir duygu koyamazsın. | Open Subtitles | يعرض المهمة للخطر تقوم بإستبدال ذلك بإحساس آخر لن يفعل ذلك |
| Sonra arkadaşlarınla yan yana dizilmiş siperlere girersin ve bir dostluk hissi kaplar her yanını. | Open Subtitles | ثم تدخل الخنادق جنباً إلى جنب مع رفاقك وتشعر بإحساس الموده |
| Derin bir yokluk hissi hissetmem için yeterince uzak. | Open Subtitles | بعيد بشكل كافي بالنسبة لي للشعور بإحساس عميق مِنْ الخسارة |
| Bak, benim beynimde bir şalter var. İstemediğim bir hissi hissettiğimde... | Open Subtitles | أتعلمين، ثمّة زرّ في عقلي حين لا أودّ الشعور بإحساس ما... |
| Güzel, tekrar dinleyelim fakat bu kez biraz daha çevresel ya da bulaşıcı hissiyle. | Open Subtitles | جيد، لنسمعها مرة أخرى لكن هذه المرة بإحساس أكثر للعدوى و البيئة |
| Basit bir gülümseme ve birinin yanağına değerli bir dokunuşun hissiyle dünyanın sorunlarından kaçının çözülebileceği hayret verici. | Open Subtitles | مدهش هو كم مشكلات هذا العالم التي يمكن أن تُمحى بأبسط بإبتسامة والشعور بإحساس رائع تجاه شخص ما |
| Onu harekete geçiren suçluluk duygusu o yüzden ona farklı bir duygu hissettirmeliyiz. | Open Subtitles | . لا , مستحيل - . الذنب , هو ما يُقضه - . لذا علينا ان نجعله يشعر بإحساس آخر كالغضب |
| Az önce tuhaf bir duygu yaşadım. | Open Subtitles | لقد شعرت بإحساس غريب لتوّى |
| Garip bir duygu bana dokundu. | Open Subtitles | "أحسست بإحساس لم أشعر به" |
| Biraz duygu daha katın. | Open Subtitles | . بإحساس |
| Bacağımda...acı hissi var... | Open Subtitles | ما المشكلة ؟ أشعر بإحساس مألوف في ساقي |
| - Tamam. Cildinde hafif bir karıncalanma hissi duyacaksın ama seni temin ederim, bu zararlı bir şey değil. | Open Subtitles | سَتَشْعرُ بإحساس وخز بسيط في جلدِكَ |
| Ama çoğu kurban bunu yanma hissi olarak tanımlar. | Open Subtitles | لكن معظم الضحايا يصفونه بإحساس حارق. |
| Sam, böyle bir hissi anlayabilecek kadar uzun zamandır avlanıyorum. | Open Subtitles | (سام) إني أصطاد لفترة كافية لأثق بإحساس كهذا |
| İçimi, yetersiz bir maaşla geçen saatler ve tonerleri hep boş olan yazıcılar hissiyle dolduruyor. | Open Subtitles | يملأني بإحساس بساعات لا نهاية لها و راتب غير عادل و طابعات لا يوجد بها حبر أبداً |