| Buraya iş aramaya gelenlerin çoğu serseri tiplerdir. | Open Subtitles | العديد من الأشخاص يأتون إلى هنا باحثين عن عمل لديهم مشاكل عقلية |
| Bunu her yeni ejderha aramaya gittiğimizde söylüyorsun. | Open Subtitles | تقول ذلك كل مره نخرج فيها باحثين عن التنانين |
| Bela arayan o canlar için. | Open Subtitles | الذين سوف يحضرون الي المدرسة باحثين عن المتاعب لانفسهم |
| Adam bir Kolossus gibi almış altına ufacık dünyamızı bizse, minnacık yaratıklar gibi, koskoca bacakları arasında dolaşıp bakınıyoruz ürkek ürkek, şerefsiz bir kubur arayarak kendimize. | Open Subtitles | ونحن نمشي تحت ساقيه العملاقتين ونتلفّت حولنا باحثين عن مقابر ندفن فيها عارنا |
| Muhtemelen o şeyi bulmak için şu anda çamaşır çekmecelerini bile karıştırıyorlardır. | Open Subtitles | من المحتمل أنهم يقلبون أدراجك رأساً على عقب الآن، باحثين عن هذا الشئ |
| Melezleri durdurmaya çalışırken, birçok cephede savaştık, ve kısırlığa bir çare aradık. | Open Subtitles | ونقاتل على جبهات عدة باحثين عن دواء للعقم بينما نسعى إلى توقيف نشاط المهجنة |
| Yenilenen hafızan ve biraz şans sayesinde San Francisco sokaklarında dolaşıp bir çift kambur balina arıyoruz. | Open Subtitles | شكرًا لذاكرتك المتطوّرة وللقليل من الحظ، نسير في طرقات سان فرانسيسكو، باحثين عن زوج من الحيتان الحُدْب. |
| - Bilmiyorum. Buraya bir şey aramaya gelen yabancılar. | Open Subtitles | الغرباء يأتون باحثين عن شيء ما |
| Her iki üç haftada bir diğerlerini aramaya gidiyoruz. | Open Subtitles | نتوجه كل أسبوعين باحثين عن الآخرين |
| Her iki üç haftada bir diğerlerini aramaya gidiyoruz. | Open Subtitles | نتوجه كل أسبوعين باحثين عن الآخرين |
| New York'ta ruh eşlerini arayan o kadar kadın ve erkek var ki. | Open Subtitles | جيل كامل من الرجال والنساء يجولون نيويورك باحثين عن شريك الأحلام الوهمي |
| Cesurca çözümler arayan öncülerle cephe hattında buluşacağız. | Open Subtitles | سنلتقي بروّاد في خط المواجهة باحثين عن حلول جريئة |
| Ama buna rağmen karanlıkta tökezleyen, bir rehber arayan çocuklardır. | Open Subtitles | ورغم هذا، ما زالوا يفتقرون للخبرة يتخبّطون بين جُنح الظلام باحثين عن من يقودهم |
| Hayatımızı enkaz kazarak yaşam belirtisi arayarak, ya da değişerek geçirdik. | Open Subtitles | والآن، كل ماعلينا هو أن نقضي وقتنا محاولين البحث في الأنقاض باحثين عن أية علامة للحياة، أو كلّ ماعلينا هو التغيّر. |
| Yıllar boyunca, sizleri öldürecek silahlar arayarak tüm dünyayı dolaştık. | Open Subtitles | جُلنا العالم قرونًا باحثين عن أسلحة كفيلة بقتلكم. |
| Girişin en ucunda duruyoruz, mihraptan ve din adamlarına ait kapıyla kapalı yerden uzakta ve bir başlangıç noktası arayarak uzaklara bakıyoruz. | TED | حين نقف في النهاية البعيدة عند المدخل، بعيدا عن مذبح الكنيسة وعن السياج الخاص بالكهنة و نمعن النظر في هذا الأفق باحثين عن بداية. |
| Aslına bakarsan buralarda dolanıyorduk, yapacak birşeyler bulmak için. | Open Subtitles | حسناً، لقد كُنا فقط نقود بالجوار، باحثين عن شيء نفعله. |
| Suç Yakalama Sistemi onu tutan kişinin kimliği ile ilgili bir şeyler bulmak için Tetch'in bilgisayarına bakıyordu. | Open Subtitles | نعم، مركز الجرائم كان يطلع على حاسوب تيتش باحثين عن شيء يمكننا من معرفة الشخص الذي استأجره |
| Annen sevdiği küpeleri bulmak için evde dört dönüyordu. | Open Subtitles | كنا أنا ووالدتك نقلب المنزل رأساً على عقب باحثين عن الأقراط التي أحبتها |
| Tünele koştuk ve kızı aradık. | Open Subtitles | ركضنا الى النفق باحثين عن الطفلة |
| Hayatın izlerini aradık. | Open Subtitles | باحثين عن علامات على الحياة |
| Biz Theo Faron'u arıyoruz. | Open Subtitles | جئنا باحثين عن ثيو فارون |
| Lou, şu anda Makris'in kişisel dosyalarına girip onu hapse atmak için kanıt arıyoruz. | Open Subtitles | (لو)، سندخل على الملفات الشخصيّة لـ(ماكرس) باحثين عن دليلٍ لنسجنه به. |