| seni de davet ederdim ama hoşlanmadığını açıkça belli ettin. | Open Subtitles | كنت سأقوم بدعوتكِ ولكنى أوضحت أنه ليس من شأنك |
| seni davet etmemin tek sebebi araba sürebilmen ve kendini utanç verici durumlara düşürmen. | Open Subtitles | لقد قمتُ بدعوتكِ إلى هنا لأنه يمكنكِ القيادة وأنتِ تحرجين نفسكِ. |
| Hadi ama, bu hoş değil. Richard bile annesiyle tanıştırmak için davet etti. | Open Subtitles | هيــا ، حتى ريتشـارد لمـ يقمـ بدعوتكِ لـلقاء والدتـه |
| Dinle, işi alırsam, seni yemeğe çıkararak kutlayabilir miyim? | Open Subtitles | انصتِ، إذا حصلت على هذه الوظيفة أيمكنني الإحتفال بدعوتكِ للعشاء ؟ |
| Situ, bu güzel kutlama için en iyi dileklerini yolluyor ve ve buraya davet edildiği için onur duyduğunu söylüyor. | Open Subtitles | وأنتِ تستحقيه بجدارة ويقول أنه متشرف بدعوتكِ له |
| korkacağını düşünüp davet etmemiştim ama... evden kaçıp gelebilir misin? | Open Subtitles | عندما كنتِ طفلةً، ظننت أنكِ ستخافين .لذا لم أقم بدعوتكِ أيمكنك أن تأتين خلسةً من منزلكِ الليلة؟ |
| Havalı çocuklar sende bir şey gördü ve ilk partine davet ettiler, öyle mi? | Open Subtitles | هل الفتية الرائعون رأوا شيء مميز بكِ و قاموا بدعوتكِ إلى أول حفلاتكِ؟ |
| O halde sakin dursan iyi olur çünkü seni çadırıma davet etmemek için fazla sarhoşum. | Open Subtitles | حسنٌ، إذاً عليك أن تحسني من سلوككِ لأنّني سأكون ثملاً جداً إذا لم أقم بدعوتكِ إلى خيمتي في الحال |
| seni daha önce davet etmedim... yalnız başına gel. | Open Subtitles | لم أقم بدعوتكِ مسبقاً.. أتيتِ برغبتكِ |
| seni davet etmesini söyledim. | Open Subtitles | أنا طلبتُ منها أن تقوم بدعوتكِ. |
| Sence neden seni öğle yemeğine davet etti? | Open Subtitles | لما بظنكِ قام بدعوتكِ على الغداء؟ |
| Peki, seni sarayına davet ederse, ne cevabını vereceksin? | Open Subtitles | ولو قام بدعوتكِ إلى البلاط، كيف ستجيبي؟ |
| İşte bu yüzden seni buraya davet etmemiştim. | Open Subtitles | ولهذا لم أقم بدعوتكِ |
| Burada Annalise davet ettiğinde hoş karşılanıyorsun. | Open Subtitles | مرحبٌ بكِ هنا ، عندما تقوم (آناليس) بدعوتكِ |
| seni kim davet etti lan? | Open Subtitles | من الذي قام بدعوتكِ ؟ - تمهل، ياصاح ! |
| - seni, biricik güzel kızımızı arayıp haber vermek istedik. | Open Subtitles | أننا نرغب بدعوتكِ لهنا, ابنتنا الوحيدة الجميلة اللطيفة لنخبركِ أننا أنفقنا |
| Gün gelecek, Denise Bay Moray seni ofisine çağıracak. | Open Subtitles | سيأتي ذلك اليوم , دينيس عندما يقوم السيد موراي بدعوتكِ الى مكتبه |