| Fakat hala yapabileceğin son bir şey var ve onu da doğru yapsan iyi olur çünkü benim olanı alana kadar rahat etmiyeceğim. | Open Subtitles | لكن هناك شيء أخير واحد مازال عليك القيام به و الأفضل أن تفعله بشكل صحيح لأني لن أستريح حتى أسترد الذي لديه بشكل شرعي لي |
| Ama şimdi gerçekten anladım ve onu yapmak için yedi gün bekleyecek olmamıza seviniyorum. | Open Subtitles | لكن الآن أستمتع حقـا بالقيـام به و أنا سعيد أننـا سننتظر سبعة أيـام لنفعلهـا |
| Bu gece çekeceğimiz sahnede karısı dedektife endişelendiğini ve onu sevdiğini söyleyecek. | Open Subtitles | المشهد الذي نصوره الليه حيث ستخبر فيه الزوجه المحقق أنها تهتم به و تحبه |
| Onunla ilgilenir ve ona o şeyden alarak bana sevgisini arttırırım. | Open Subtitles | و بإهتمامي به و شرائي له الأشياء حبه لي سوف يزداد |
| Ama yine de, Onunla ilgilenmeye hiç vakit ayırmıyoruz. | TED | وحتى الآن، لم يفكر أحدنا بالإهتمام به و براحته |
| Onu arayacağım ve ona... en kazançlı dergisini, amiral gemisini, tek başına idare eden kişinin... yerin dibine battığını söyleyeceğim. | Open Subtitles | سأتصل به و أخبره أنك قدت أكثر مجلاته نجاحاً بمفردك، أهم أشيائه، إلى الحضيض. |
| ve onu çağırdığında koşarak kollarına geleceğini mi sanıyorsun? | Open Subtitles | وتظنين أنكِ ستتصلين به و سوف يأتي راكضا إلى ذراعيكِ |
| Biz şüpheliyi gördük ve onu takip ediyoruz. | Open Subtitles | نحن نرى مشتبه به و نحن نطارده الآن |
| O suçlanmadı. Şüphelenildi ve onu temize çıkardık. | Open Subtitles | لم يكن مُتهاً، كان مشتبهاً به و برأناه |
| Onu aradım ve onu korkunç şeylerle suçladım. | Open Subtitles | اتصلت به و اتهمته بأشياء فظيعة |
| Colby'nin katil olduğunu anlamış ve onu durdurmak için böyle bir çözüm yolu bulmuş. | Open Subtitles | قامت بأكتشاف بأن (كولبي) هو القاتل و نصبت كميناً للأيقاع به و أيقافه |
| - Peşinden git ve onu durdur. | Open Subtitles | -إلحق به و أوقفه |
| Onunla evli bile değilim ve o beni hala sex yapmaktan alıkoyuyor. | Open Subtitles | لم أعد متزوجة به و مازال يمنعني من ممارسة الجنس |
| Sid'in ofisini arayıp sakal meselesini çözmeye çalıştığımı söyler misin? Onunla öğlen yemeğinde konuşacağım. | Open Subtitles | هل يمكنك لإتصال به و اخباره أني سأحل مسألة اللحية هذه واني سأكلمه على الغداء |
| Onunla numaralar yapamam ama bekle nereye? | Open Subtitles | لا يمكنني القيام بحيل به و لكن.. َ إنتظري،الى أين أنتِ ذاهبة؟ |
| Ne istediğimizi kesin ve açık bir şekilde belirlemeliyiz ve ona öyle yoğunlaşıp odaklanmalı ve farkındalığımızı ona ayırmalıyız ki kendi izimizi, zaman mevhumunu kimliğimizi kaybetmeliyiz. | Open Subtitles | علينا أن نصيغ ما نريده أن نكون مركّزين عليه كثيراً و مهتمين به و أن نسخّر له الكثير من وعينا |
| Onlar, sana güvendim ve ona yakın izin izliyor olmalı. | Open Subtitles | لابد أنهم كانوا يراقبوك من تثقين به و من تدعيه يقترب |
| Kimi arayacaksan ara ve ona cinayeti benim işlemediğimi söyle. | Open Subtitles | الأمور لا تبدو معقولة قم بالاتصال بمن يكون الذي عليك الاتصال به , و أخبرهم |