| Fakat maalesef, üzerimize salıyorsunuz ve bu çocuklarımızın geleceğini etkiliyor" | TED | لكن للأسف، أنتم ترسلونها نحونا، وهي تؤثر على مستقبل أطفالنا. |
| E-sigaralar sadece bağımlılık yapmakla kalmıyor, aynı zamanda vücudumuzdaki birçok organı da etkiliyor. | TED | لا تسبب السجائر الإلكترونية الإدمان فحسب وإنما تؤثر على باقي الأعضاء في الجسم. |
| Her çocuğun besin konusunda eğitilme hakkı vardır; nereden gelir, vücutlarını nasıl etkiler. | TED | من حق كل طفل أن يعرف معلومات عن الأغذية: ما مصدرها وكيف تؤثر على جسمه. |
| Bu spekülasyona göre, ırksal özellikler, kalp rahatsızlıklarını etkileyen ya da alınacak ilaca karar veren yetkili durumuna gelmiştir. | TED | من المتوقع أن يقف العرق كوكيل لبعض العوامل الوراثية غير المعروفة والتي تؤثر على أمراض القلب أو الاستجابة للعقاقير. |
| Yoksa sanatçının çalışmaları için planları ve motivasyonlarının anlamı etkilediğini mi düşünüyorsunuz? | TED | أو هل تعتقد أن خطط الفنانين والدوافع لعملهم تؤثر على معنى هذا العمل؟ |
| Bu sırlardan biri dünyada tek değer verdiğim iki insanı etkiliyor. | Open Subtitles | أحد هذه الأسرار تؤثر على أكثر شخصين أهتم لأمرهم في العالم |
| Bu sırlardan biri dünyada tek değer verdiğim iki insanı etkiliyor. | Open Subtitles | أحد هذه الأسرار تؤثر على أكثر شخصين أهتم لأمرهم في العالم |
| Bulgular gösteriyor ki bu maddeler aynı zamanda serebral korteksi de etkiliyor. | TED | تُظهر الأدلة أن تلك العقاقير تؤثر على القشرة الدماغية، |
| Haklı olarak ilacın ne yaptığını insan hayatını nasıl etkiliyor bilmek isteriz. | TED | نحن نريد أن نعرف حقاً ما الذي تفعله الأدوية وكيف تؤثر على حياة الناس |
| Sizin olayları nasıl tanımladığınız vereceğiniz tepkiyi etkiler, hem duygusal olarak hem de ahlaken. | TED | تسميتهم بالفعل تؤثر على كيفية تفاعلنا حيالهم غريزياً أو أخلاقياً |
| Çünkü, hormonlar serotonin gibi beyindeki belli kimyasalların üretimini etkiler. | TED | ذلك لأن الهرمونات يمكن أن تؤثر على إنتاج بعض المواد الكيميائية في الدماغ، مثل السيروتونين. |
| İşte bu yüzden umurunuzda olmalı. Çünkü devlet kredi notu herkesi etkiler. | TED | ولهذا يجب أن يهمكم الأمر، لأن التصنيفات السيادية تؤثر على الجميع، |
| Hacker kesinlikle interneti etkileyen bir çok politik, sosyal ve ekonomik meselenin merkezindedir. | TED | يكون المخترق في وضع مركزى تماما للكثير من المسائل السياسية، الاجتماعية و الاقتصادية التي تؤثر على الانترنت. |
| Ama 30 yıllık araştırmalar bize kıtlıkların sebebinin gıda dağıtımını yıkıcı bir şekilde etkileyen politik krizler olduğunu öğretti. | TED | لكن 30 عام من البحوث قد علمتنا أن المجاعات هي الأزمات السياسية التي تؤثر على نحو خطير في توزيع الطعام. |
| Bu durum bütün çevresel problemlerin ve burada yaşayan insanları etkileyen sorunların kaynağıdır. | TED | وهذا الشيء يؤدي الى كل أصناف المشاكل البيئية وهذه المشاكل بدورها تؤثر على الشعب هناك. |
| Sıcaklıkları nasıl etkilediğini bilmiyor muyuz? | TED | الا نعلم ان تلك الغازات تؤثر على درجات الحرارة ؟ |
| Kişisel şeylerin, fikrini etkilemesine izin vermemelisin. | Open Subtitles | لا تجعلي الامور الشخصية تؤثر على قرارك لا |
| Hayatımızı daha derinden etkileyecek ve belki de daha görünür bir şekilde. | TED | انها سوف تؤثر على حياتنا بشكل أعمق و ربما بشكل أكثر خفاء |
| Benimle ateşli ve mükemmel bir seks yapmak kararını etkileyebilir. | Open Subtitles | إقامة علاقة معي ستكون مثيرة وممتازة وقد تؤثر على حكمك |
| Bilim insanları sadece miktarının değil ayrıca uykunun kalitesinin de sağlığımız ve iyiliğimiz üzerinde etkisi olduğunu şimdi anlamaya başlıyor. | TED | بدأ العلماء الآن في فهم كيف أن الكمية ليست الوحيدة التي تؤثر على صحتنا وعافيتنا، بل جودة النوم أيضا. |
| Bence kızları etkilemek için bunlara ihtiyaç duymayı hissetmen çok üzücü. | Open Subtitles | أعتقد أن هذا محزن حقاً، أنك تشعر في الحاجة لكل تلك الأشياء لكي تؤثر على الفتايات |
| Yani, doktoru etkilemeye çalışmadığın zaman yedi ya da sekiz oluyor. | Open Subtitles | هذا يعني سبعة أو ثمانية عندما لا تحاول أن تؤثر على طبيبك |
| Neden? İlişkim, babanı savunma yeteneğimi etkilemiyor. | Open Subtitles | علاقتي بـ(دانيال) لا تؤثر على قدرتي للدفاع عن أبيك |
| Ancak nosisepsiyon dışında acı deneyimini etkileyebilecek— ve acıyı daha az faydalı yapacak birçok faktör var. | TED | لكن هناك منظومة كاملة من العوامل، إلى جانب إدراك الألم، يمكنها أن تؤثر على الشعور بالألم وأن تجعل الألم أقل جدوى. |
| Bu noktaların, dil öğrenme sürecimizi etkilediği görüşündeyiz. | TED | و نعتقد أنها تؤثر على طريقة تعلم الكلام. |