| Sonbahar geldiğinde ise bitkiler yapraklarını dökerler, yapraklar çürür ve karbon atmosfere dioksiti geri salarlar. | Open Subtitles | و عندما يأتي الخريف و تُسقِط النباتات أوراقها تتحلل زافرةً ثاني أكسيد الكربون مرةً أخرى إلى الغلاف الجوي. |
| Deriyi tabakalayabilirsin ama organlar çürür. | Open Subtitles | يمكنك أن تسمر البشرة، لكن الأعضاء تتحلل. |
| Galiba biri öldü ve cesedi çürüyor. | Open Subtitles | أعتقد أن أحدهم قد مات و الجثة تتحلل |
| Elbette ki, kemikler deriden çok çok daha uzun sürede çürürler. | Open Subtitles | بالطبع العظام تتحلل بعد النسيج الطري و باقي اللحم بفترة طويلة |
| Ceset çürümeden önce onu incelemek isterdik. | Open Subtitles | نحن فقط نرغب فى فحص الجثة قبل ان تتحلل |
| 3 yıl geçmiş ama ceset hâlâ çürümemiş. | Open Subtitles | مرت ثلاثه سنوات ولكن الجثة لم تتحلل بعد وبقي جسدها كما هو |
| Testosteron tabletleri eridikten sonra herşey normale dönecek. | Open Subtitles | حينما تتحلل صفائح الهرمون سيعود جسدك لطبيعته |
| Ve eğer bir sistem 50 yıldır eleştirilmezse, gittikçe çürür, bozulur. | Open Subtitles | وإذا لم يكن الأمر بالغ الأهمية لمدة 50 عاما، انها تتعفن، أنها تتحلل. |
| Bedenlerimiz sizinkiler gibi ölür ve çürür. | Open Subtitles | أجسادنا تموت و تتحلل كجسدك |
| Federal hapishanede çürüyor olurdun ve David Clarke hâlâ hayatta olurdu. | Open Subtitles | لكنت تتحلل في سجن فيدرالي |
| Federal bir hapishanede çürüyor olurdun. | Open Subtitles | لكنت تتحلل في سجن فيدرالي. |
| Bitkiler öldüklerinde çürürler ve bu işlemi tersine çevirir. | Open Subtitles | عندما تموت النباتات تتحلل و هذا يعكس الصفقة |
| Fakat eğer ağaçlar daha çürümeden gömülürlerse, iki şey gerçekleşir: | Open Subtitles | لكن إذا دُفِنَت الأشجار قبل أن تتحلل |
| Cesetler henüz çürümemiş yani gemi civarda olabilir. | Open Subtitles | حسنا، لا تتحلل الجثث، بعد، ذلك لا يزال من الممكن السفينة في المنطقة. |
| Testosteron tabletleri eridikten sonra her şey normale dönecek. | Open Subtitles | حينما تتحلل صفائح الهرمون سيعود جسدك لطبيعته |