| Arabayı çalıştırınca, kafeye varıncaya kadar durma, hatta yavaşlama. | Open Subtitles | عندما تبدأ القيادة، لا تتوقّف ولا حتّى تُبطيء من سرعتك حتى تخرج من المقهى |
| Hayır. durma. Sanırım sinüslerim açılmaya başladı. | Open Subtitles | لا، لا تتوقّف الٓآن أظن أنّ جيوبي الٔأنفية تنفتح |
| Uzun zamandır kaçıyordum. Bazen Durman gerekir. | Open Subtitles | ركضتُ لوقتٍ طويل، أحياناً يتحتمّ عليك أن تتوقّف |
| Bu teknolojik geleceğe doğru ilerlerken, bir anlığına durup düşünmenizi istiyorum. | TED | لذا، ونحن نمضي قدما في هذا المستقبل التكنولوجي، أريدك أن تتوقّف وتفكر في تلك اللحظة |
| Suç mahallini bulma yeteneğin beni sürekli şaşırtıp duruyor. | Open Subtitles | قُدرتكِ على تحديد موقِع الجريمة لم تتوقّف عن إثارة دهشتي |
| Her ne yapıyorsan durmanı istiyorum. | Open Subtitles | أريدك أن تتوقّف عن أي ما تفعله في الحال. |
| Biz durmuştuk ama arkamızdaki karavan durmadı. | Open Subtitles | لذا توقّفنا، لكنّ العربة النقّالة خلفنا لم تتوقّف |
| Ona kazandığımızı söyler misin, yoksa durmayacak? | Open Subtitles | أيمكنك أن تقول بأننا فزنا, وإلا فلن تتوقّف |
| Bir yıldan uzun süredir temizim. Neden yakamı bırakmıyorsun? | Open Subtitles | كنتُ نظيف لأكثر من سنة، لذا لمَ لا تتوقّف عن النظر فوق كتفي. |
| Büyük bir dönüm noktasındasın. Sakın durma. Sal hepsini aksın gitsin. | Open Subtitles | لقد حقّقت إنجازا كبيرا لا تتوقّف دع مشاعرك تخرج بالكامل |
| Sakın durma. Üzerlerine sür. | Open Subtitles | حسناً، لا تتوقّف إتجه يميناً على خلاله |
| " Onu denediğimizde, durma, çünkü ben Q2C' yim." | Open Subtitles | عندما نكون في الأمر لا تتوقّف لأنّني "س.ال.ق" |
| - Şunu söyleyip durma! | Open Subtitles | من الأفضل لك أن تتوقّف عن قول ذلك |
| - Kevin, durma. | Open Subtitles | لا تتوقّف.. يا.. |
| - Kevin, durma. | Open Subtitles | لا تتوقّف.. يا.. كيفين |
| Biliyorsun ki, Durman, gülleri koklaman gerekiyor. | Open Subtitles | أنت تعرف، يجب أن تتوقّف لتشتمّ الورود |
| Durman gerektiğini söylediler. | Open Subtitles | لقد قالوا أنك يجب أن تتوقّف |
| Sizinle ne yapacağımı düşünmeden önce zaman durup tarih yeniden yazılabilir. | Open Subtitles | لكن يمكن للساعات أن تتوقّف وللتاريخ أن يُكتب من جديد قبل أن أحدّد ماذا أفعل معكِ |
| Ben sadece... Bir kene yapışmıştı ve onu çektim ve şimdi sürekli şişip duruyor ve patlayacağından korkuyorum. | Open Subtitles | لقد استئصلتُ منها حشرة قرادة وبعدها لم تتوقّف عنِ التورّم، أخاف أن تنفجر. |
| Büyük Sandherin meclisi adına sana durmanı emrediyorum. | Open Subtitles | يجب أن تتوقّف في اسم ساندرين الكبير |
| Ama benim annem gibi, sonu gelmeyen fikirlerin ve her şeye karışman... Hiç durmadı. | Open Subtitles | لكن مع أمّي، الآراء اللانهائيّة و الانتقادات لم تتوقّف قطّ. |
| Majesteleri 6 Krallıkta durmayacak mı? | Open Subtitles | جلالتك لن تتوقّف عند الممالك السّتّة ؟ |
| Neden şu cahil bağnazlığını iki saniye kenara bırakmıyorsun ve ona bir şans vermiyorsun? | Open Subtitles | لذا لماذا لا تتوقّف عن هذا التعصّب الجاهل لثانيتين وتمنحه فرصة؟ |
| Getiremem, çünkü duyabileceğiniz üzere, Susmuyor. | Open Subtitles | لا يمكنني جلبها، لأنّه كما تسمع، إنّها لا تتوقّف |
| Yemek için Durmayın. Rakiplerinizin önünde olun. | Open Subtitles | لا تتوقّف من اجل الغداء تقدم علي منافسك |
| Ben de sana Dedektif Flint'i düzmeyi bırakmanı söylemiştim, dinledin mi? | Open Subtitles | أردتك أن تتوقّف عن معاشرت دي فلنت، لكنّك لم تفعل، أليس كذلك؟ |