| Şu anda senden istediğimiz, slaytları derhâl analiz edip kimliklerini saptaman. | Open Subtitles | ما يجري الآن هو أنّا نريدك أن تحلّل وتطابق هذه الشرائح فوراً |
| Eski kemikteki kimyasalları ve toprakla su tabakasını analiz edersiniz diye düşünmüştüm ama tabi sizin yapamayacağınız... | Open Subtitles | ويمكنك أن تحلّل مكونات التربة والمياه، لكن إن كان هذا أكبر منك... |
| Fotoğrafları analiz edilmeli. | Open Subtitles | صوره يجب أن تحلّل. |
| Durum raporu: Birinci türden moleküler bozulma. | Open Subtitles | الحالة كالتالي، تحلّل جزيئي من الدّرجة الأولى. |
| Hiç bir bozulma yok gibi gözüküyor. | Open Subtitles | لا يبدو أنّ هذا تحلّل. |
| Hızlı büyüme ve gıda emme yeteneğine sahip, mutasyona uğramış bir tür. Cesetlerin hızlı çürüme nedenini de açıklıyor. | Open Subtitles | إنّه طفرة وراثيّة مع قابليّة النموّ المتسارع و امتصاص الغذاء، ممّا يفسّر سرعة تحلّل الجثّتين. |
| CIA getirdiğin diski inceliyor. | Open Subtitles | إنّ وكالة المخابرات المركزية تحلّل نسخة القرص أعدت. |
| Hiç bir bozulma yok gibi gözüküyor. | Open Subtitles | لا يبدو أنّ هذا تحلّل. |
| Vücutta ölüm saati ile uyuşmayan çürüme görülüyor. | Open Subtitles | هناك تحلّل حاصل، لكنه غير متوافق مع الوقت الذي مرَّ منذ الوفاة. |
| 20 yıl sonra insan çok şeyi inceliyor. | Open Subtitles | بعـد 20 عاماً، تحلّل الكثير |
| Annen seni inceliyor mu? | Open Subtitles | والدتك تحلّل شخصيتك؟ |