| Hocam, abimle Do Jin abi'yi idare mi ediyorsun yani? | Open Subtitles | معلمتي، أنتِ الأن تديرين القطب بين أخي و دو جين؟ |
| Peki... ..siz ahırları idare edin ben oteli işleteyim. | Open Subtitles | حسنا. تديرين انت الأسطبل, وانا ادير الفندق |
| İki işi birden yönetiyorsun. | Open Subtitles | أعنى ، بالله عليك ، فأنت تديرين عملين فى آن واحد |
| Buradasın. Ülkenin en saygın laboratuvarını yönetiyorsun. | Open Subtitles | أنتِ هنا، تديرين أكثر المختبرات إحتراماً في البلاد. |
| Sen kuaför işletiyorsun, bende de bu lüks yele var. | Open Subtitles | أنت تديرين صالون للشعر وأنا لديَّ هذا الشعر الغزير |
| Bu şekilde düşündüğünüz halde Taesan'ı mı yönetiyorsunuz? | Open Subtitles | هل هذا ما تعتقدينه لذا فأنتِ تديرين تاي سان؟ |
| Tüm bu operasyonu sen yürütüyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنتِ من تديرين هذه العمليّة برّمتها، ألستِ كذلك؟ |
| Saha tecrübeni fark ettikleri zaman büyük ihtimalle burayı sen yöneteceksin. | Open Subtitles | حالما يعرفون خبرتك الميدانية فمن المرجح ان يجعلوك تديرين المكان |
| Delphine'in Yeri adlı bir kulüp işletmiyor musunuz? | Open Subtitles | ألستِ تديرين ذاك النادي "دلفينز"؟ |
| Belki de iyi bir ajana... sırt çeviriyorsun zannetmiştir. | Open Subtitles | حسناً، ربما ظنت أنك تديرين ظهرك عن عميلة جيدة |
| Ayrıca... orayı tek başına idare etmeye çalışman da hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | و أيضاً، أكره أن أراكِ تديرين ذلك المكان بنفسكِ |
| Hayatındaki işleri idare edip yardımseverlik faaliyetlere nasıl vakit ayırdığını hala anlayamıyorum. | Open Subtitles | لا أدري كيف تديرين أمور حياتكِ... وما زال لديكِ وقتاً للعمل الخيري. |
| Sınıfını nasıl idare edeceğini söylemek istemem ama biraz buzları çözmeye çalışmak hoş olabilirdi. | Open Subtitles | إسمعي, أنا لا أريد أن أخبرك كيف تديرين فصلك لكن, ربما يكون ممتعاً إذا جربت بعض من أساليب كسر الجليد. |
| Siz oteli idare edersiniz ben de ahırları. | Open Subtitles | انت تديرين الفندق, وانا سأدير الأسطبل |
| Yani, artık mutfağı yönetiyorsun. Hesap kitap için bir odan var. | Open Subtitles | أنا أعني أنتي الآن تديرين المطبخ الآن حصلتي على غرفه |
| Sen cerrahi bölümünü yönetiyorsun, anesteziyi değil. | Open Subtitles | أنتِ تديرين قسم الجراحة ، و ليس قسم التخدير |
| Üç tane mükemmel çocuk yetiştirmişsin, bir şirketi yönetiyorsun. | Open Subtitles | قمتِ بتربية 3 أطفال رائعين، تديرين شركة، |
| Evet, kasabadaki kafeteryayı işletiyorsun. | Open Subtitles | نعم تديرين مكان تقديم القهوة بالبلدة |
| Yörünge fırlatma tesisi değil, genelev işletiyorsun. | Open Subtitles | -أنت تديرين بيت دعارة وليس منشأة إطلاق صواريخ |
| - Bir bakıma burayı siz mi yönetiyorsunuz, Bayan Gussman? | Open Subtitles | إذاً,هل تديرين هذا المكان نوعاً ما,سيده جاسمان؟ |
| Bölgenin en ünlü müzesini yönetiyorsunuz. | Open Subtitles | أنت تديرين أشهر متحف صغير في البلد |
| Gördüğüm kadarıyla şimdi de yetişkin bakım günü yürütüyorsun. | Open Subtitles | أرى أنك تديرين رعاية نهارية للكبار |
| Bence bir gün Marchetta'yı sen yöneteceksin. Marchetta deme. | Open Subtitles | -اعتقد انه باحد الايام سوف تديرين مارشيتا |
| Delphine'in Yeri adlı bir kulüp işletmiyor musunuz? | Open Subtitles | ألستِ تديرين ذاك النادي "دلفينز"؟ |
| Sen her zaman kilidi sıfıra çeviriyorsun | Open Subtitles | دائما تديرين القفل الى صفر |