| Evine dönmek istiyorsan, yüzüme bak çocuğum. | Open Subtitles | انظرى لي، يا طفلتى إذا كنت ترغبين في العودة إلى المنزل. |
| Yüksek güvenlikli bir araştırma tesisine girmeme yardım etmek ister misin? | Open Subtitles | أنكِ ترغبين في مساعدتي في اقتحام مؤسسة بحث ذات حماية عالية المستوى؟ |
| Ayrıca bir arkadaşını ya da çalıştığın insanları getirmek istersen sana kalmış ayrıca tekrardan böyle karşılaşmamız da çok iyi oldu. | Open Subtitles | لأنني متفرغ جدا، كما تعلمين؟ لذلك إذا كنتي ترغبين في جلب أحد الأصدقاء أو الناس الذين تعملين معهم هذا متروك لك |
| - Hangi rüzgâr attı seni bakalım. - At binmek istersin diye düşündüm. | Open Subtitles | منذ فترة مررت بي أعتقد أنكِ قد ترغبين في الذهاب لركوب الخيل |
| Hoşlanabilirsin ama birlikte yaşamak istemezsin. | Open Subtitles | أحبهما يمكنك أن تحبي البعض ، لكنك ربما لا ترغبين في الوجود معهم |
| Ve sonra kendine bunun ne kadarını gerçekten istediğini sor. | Open Subtitles | وثم اسأل نفسكِ كم أكثر من هذا ترغبين في تحمله. |
| Bunca yıldan sonra sen de birileriyle konuşmak istemez misin? | Open Subtitles | ألا ترغبين في التحدث مع شخص ما بعد كل هذه السنين؟ |
| Benimle gelmek istemiyor musun? | Open Subtitles | أنتِ لا ترغبين في المُغـادرة؟ لقضاء المزيد من الوقت معاً؟ |
| Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz? | TED | سيدتي، هل ترغبين في بعض أساور البرتقال مع تنقيطها باللون الوردي؟ |
| Bunu istemediğini biliyorum ama ikimiz için de en iyisi bu. | Open Subtitles | أنا اعرف انك لا ترغبين في هذا و لكنه الأفضل لكلانا |
| Düşmanca davranmak istiyorsan, hiç durma. | Open Subtitles | إن كنت ترغبين في أن تصبح عدائية, أخبريني |
| 'Birisinin omuzunda ağlamak istiyorsan onunkinde ağla.' | Open Subtitles | لذا اذا كنت ترغبين في البكاء على كتف شخص ما ، لماذا لا تبكين على كتف شخص احمق ؟ |
| Hayır. Bu çocukla çıkmak istiyorsan, güzel. | Open Subtitles | لا أعني ، إن كنت ترغبين في مواعدة هذا الفتى فلا بأس |
| Cerrahi tanrısıyla kahvaltı etmek ister misin? | Open Subtitles | هل ترغبين في تناول الإفطار مع الإله الجراحي ؟ |
| Çok güzel bir şeyi berbat etmek ister misin? | Open Subtitles | لما ترغبين في افساد شيئ بهذا الجمال ؟ |
| Affedersin, dans etmek ister misin? | Open Subtitles | معذرة. هل ترغبين في الرقص؟ |
| Nerede buluşmak istersen. Önemli değil. Arabayla gelirim. | Open Subtitles | حيثما ترغبين في اللقاء، أنا غير مهتم أنا سوف أقود إلى هناك. |
| Onlar için çok üzüldüm, ve bilmek istersin diye düşündüm. | Open Subtitles | أشعر بالأسى الشديد نحوهم، وفكرت أن قد ترغبين في معرفة الأمر |
| Bir kez vampir avcısının tadına baktıysan, başkasını tatmak istemezsin, derler. | Open Subtitles | لقد سمعت مرة إنك تذوقتي طعم القتل، أنتِ لا ترغبين في العودة أبداً. |
| Annelik hakkını geri istediğini söyledi. | Open Subtitles | أخبرتني بأنكِ ترغبين في استعادة حقوقك الأبوية |
| Onunla elinden geldiği kadar fazla kalmak istemez misin? | Open Subtitles | ألا ترغبين في التواجد معه لأطول مدة ممكنة؟ |
| Çocuk istiyor musun istemiyor musun? Ne? | Open Subtitles | ترغبين في إنجاب طفل، أم لا ترغبين في ذلك. |
| Bir daha duş almak ister misin? | Open Subtitles | هل ترغبين في الاستحمام مرة أخرى؟ كلا ، يكفي خمس مرات |
| Bunda yalnız olmak istemediğini biliyorum ama burada bir şey doğru değil. | Open Subtitles | أعرف أنك لا ترغبين في أن تكوني بمفردك في هذا لكن هناك شئ غير صحيح |
| 10 dakika aram var. Bana söylemek istediğin şey nedir bakalım? | Open Subtitles | لدي عشرة دقائق إستراحة ، ما الذي ترغبين في إخباري به؟ |
| Onu hallederiz canım. Akşamüstü alışverişe çıkarız isterseniz. | Open Subtitles | يمكننا تدبر هذا الامر بعد الظهر يمكننا التسوق ان كنت ترغبين في القدوم |
| Kate bu insanlarla yalnız dışarı çıkmak istediğine emin misin? | Open Subtitles | أواثقة أنكِ ترغبين في الخروج وحيدة مع هؤلاء القوم؟ |
| - Evet, belki bugün gönüllülere katılmak istersiniz. | Open Subtitles | حسنا , لعلك ترغبين في الانضمام الى المتطوعين اليوم |
| Kimliğini gizlemeden önce gizli bir şeyler yapmak ister misin? | Open Subtitles | هل ترغبين في مرافقتي قبل أن تذهبي لعملية التخفي؟ |