| Kuzey Carolina eyaletinin önümüzdeki hafta yapmak istediği de aynen bu. | Open Subtitles | تلك بالضبط الذي حالةُ كارولاينا الشّمالية تَنْوى أَنْ تَعمَلُ الإسبوع القادم. |
| Bana Öyle az saygın var ki, bana sormadan bunu yapıyorsun. | Open Subtitles | عِنْدَكَ صَغيرُ جداً حقاً إحترمْ لي، بأنَّ ك تَعمَلُ ذلك بدون سُؤالي؟ |
| Biri sana istemediğin bir şey yaptırırsa ne yaparsın? | Open Subtitles | ماذا تعمل إذا يَجْعلُ شخص ما أنت هَلْ شيء أنت تَعمَلُ لا تُريدُ إلى؟ |
| Arada bir yap bunu. | Open Subtitles | أنت يَجِبُ أَنْ تَعمَلُ ذلك نادراً جداً. |
| Pencereyi açık bırakmışsın. Nasıl yaptın bunu? | Open Subtitles | تَركتَ النافذةَ مفتوحة كَيْفَ تَعمَلُ ذلك؟ |
| Ve en iyi yaptığın şeyi yapamadığın zaman gururla uzaklaşırsın. | Open Subtitles | ومتى أنت لا تَستطيعُ تَعمَلُ بأَنْك تَعمَلُ أفضل، تَفُوزُ بالكرامةِ. |
| Hayır, bunu yapmana gerek yok. | Open Subtitles | لا، أنت لَسْتَ بِحاجةٍ إلى أَنْ تَعمَلُ ذلك. |
| Eğer bunu yaparsan işe dönmeni destekleyen bir tek ben olmam. | Open Subtitles | إذا أنت تَعمَلُ هذا، هو لَنْ فقط يَكُونُني يَدْعمُ إرجاعُكَ، حَسَناً؟ |
| Şimdi, bütün operasyonları tek seferde yapmak istediğinden emin misin? | Open Subtitles | الآن، هَلْ أنت متأكّدة تُريدُ أَنْ تَعمَلُ كُلّ الجراحات حالاً؟ |
| 0h, bu iyi haber. Baksana, niye bunu yapmak zorundayız? | Open Subtitles | أوه،تلك أخبارُ عظيمةُ بص،لماذا يَجِبُ أَنْ تَعمَلُ هذا |
| Juno, Öyle habersiz gidemezsin onlara. | Open Subtitles | جونو، أنت لا تَستطيعُ تَعمَلُ ذلك الجيّدِ. |
| Öyle görünüyor ki ne yaparsak yapalım çocuklarımızın kalbini kırıyoruz. | Open Subtitles | يَبْدو مثل أنت تَنكسرَ قلوب أطفالكِ لا، مسألة ما أنت تَعمَلُ. |
| Eline boya bulaşırsa ilk olarak ne yaparsın? | Open Subtitles | الذي أول شيء أنت تَعمَلُ إذا حَصلتَ على الطلاءِ على أيديكَ؟ |
| Hep aynı şeyi yapıyorsun ve yine yaptın. | Open Subtitles | أنت عَمِلتَ نفس الشيءِ أنت دائماً تَعمَلُ. |
| Yapman gereken neyse onu yap. | Open Subtitles | أنت تَعمَلُ الذي أنت يَجِبُ أَنْ تَعمَلُ. |
| O yumuşacık, sıcak çamaşırla ne yaptın? | Open Subtitles | والذي عَمِلَ أنت تَعمَلُ بذلك النسيج الكتاني الحارِ الجديدِ؟ |
| BU yapmaman gereken ama yine de yaptığın bir şey | Open Subtitles | هو ما أنت لا يَجِبُ أنْ تَعمَلُ، لَكنَّك تَعمَلُ على أية حال |
| Evet, eğer şimdi bunu yapmana izin veriyorsa, Forman, geri gelmen için hiç bir neden yok artık. | Open Subtitles | نعم، إذا تَتْركُك تَعمَلُ ذلك الآن، رئيس عمّال، ليس هناك سبب لَك للرُجُوع أبداً. |
| Bunu yaparsan televizyonda beni cinayet diye bağırırken görürsün. | Open Subtitles | أنت تَعمَلُ ذلك سَتَراني على التلفزيونِ تُحاولُ غلقي |
| Çok uslu olacaksın, istedikleri her şeyi yapacaksın. | Open Subtitles | أنت سَتَكُونُ جيد جداً، أنت تَعمَلُ أيّ شئَ يَسْألونَ. |
| Güzel kızlara hep aynı şeyi yapar. | Open Subtitles | هي دائماً تَعمَلُ ذلك مَع البناتِ الجميلاتِ. |
| Ama ameliyatı senin yapmanı istiyorum. | Open Subtitles | لَكنِّي أُريدُك لِكي تَكُونَ الواحد الذي تَعمَلُ هو. |
| - yapabilir misin bunu? - Deneyip durdurabilirsin dostum. | Open Subtitles | هَلّ بالإمكان أَنْ أنت تَعمَلُ ذلك تُحاولُ وتوقّفهم،صاحبي |
| Günün ortasında bu tür şeyler yapamazsın. | Open Subtitles | أنت لا تَستطيعُ تَعمَلُ ذلك النوعِ مِنْ المادةِ في منتصفِ العصرِ. |
| Bunu insanlara nasıl yapabildin, Quentin? | Open Subtitles | كَيْفَ أنت تَعمَلُ هذا إلى الناسِ، كوينتن؟ |