| Hatta penisini de koca bir kavanoza koymuşlar. Bunu neden yapmışlar ki? | Open Subtitles | وحتى إنهم وضعوا قضيبه في جرة كبيرة ، لِمَ كل هذا ؟ |
| düşünmüyorum. Bu beyninizden insan beynini alıp, bir kavanoza koyup sonra tekrar başka hayvanların düşünme yapısını düşünmek için | TED | وليس القصد إزالة الدماغ البشري من الرأس ووضعه في جرة ثم استخدامه للتفكير في طريقة تفكير حيوان آخر. |
| Gittiğiniz her yerde, tezgahın üzerinde bir bahşiş kavanozu olduğunu fark ettiniz mi? | Open Subtitles | هل لاحظتم أنه في كل مكان يوجد جرة للبقشيش في مكان المحاسبة ؟ |
| İğrenç bir vazo için sinirlenme, artık buralara kadar geldik. | Open Subtitles | أرجوك لاتغضب، هل هذا كله من أجل جرة واحدة؟ |
| Oh, Tanrı, bizim küçük Max'imizi... büyük ve ağır bir sürahi birayı, o küçük nazik elleriyle taşımasını yasaklamış olmalı, ha? | Open Subtitles | لسحب جرة كبيرة من الشراب بيدها الصغيرة الرقيقة، اليس كذلك؟ |
| Jerry'nin Çocukları'nın kavanozuna lokma tatlısı koydum. | Open Subtitles | لقد وضعت الكعك في جرة أطفال جيري ظننت أن ذلك سيكون مضحكاً |
| Benim de bu yalnız bal kavanozunu... bitirmem lazım. | Open Subtitles | جرة العسل الوحيدة هذه حسناً لنفكر بالأمر |
| Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor. | TED | لقد اخذ الكبد عندما حصد الفطائر ووضعهم في جرة ووضع المكونات معه |
| Bütün sakızlar kavanoza, sakız kavanozu. | Open Subtitles | كل العلكة في هذه الجرة, جرة العلكة الممضوغة هيا |
| Ben kavanoza koyulmak istemem. Beynimi bir androide koysunlar. | Open Subtitles | أنا لا أريد أن أكون في جرة أريد دماغي في جسمِ إنسان آلي |
| Bir kavanozu mu açamadı ya da başını omzuna mı yasladı? | Open Subtitles | لم تتمكن من فتح جرة ؟ ماذا , هل كتلة من الشعر سقطت في يدك ؟ |
| Şampanya şişesini çıkarırken cam kavanozu kırdın, değil mi? | Open Subtitles | يمكنك إزالة زجاجة الشمبانيا، و كسر جرة الزجاج في هذه العملية، أليس كذلك؟ |
| Birçok vazo ve kase, birçok pano ve yelpaze üzerinde canlı çizimlerle tuhaf ama hoştur tavırlarlarımız. | Open Subtitles | على بعضنا مزهية و جرة و على بعضنا شاشة و مروحة نحن شخصيات في اللوحات الحية و تصرفنا يبدو غريبا و طريفا |
| Senden sadece bir sürahi su getirmeni istemiştim ama dans da çok hoştu. | Open Subtitles | طلبت منك في الحقيقة جرة ماء لكن أعطيتنا رقصة جميلة |
| Onu mercimek kavanozuna koyup, kapağını sıkıca kapatıp, orada bırakarak. | Open Subtitles | تضعي الكعكة في جرة وتحكمي إغلاقها, وتتركيها |
| Bu eski turşu kavanozunu yarısı dolu olarak görüyorum ben. | Open Subtitles | أني أشاهد جرة المخلل القديم هذه كأن نصفه ممتلئ |
| Çantasında bir şişe yasadışı içki var. Tutmamı ister misin? | Open Subtitles | وهناك جرة من النبيذ في حقيبته أتريدني أن أحتفظ بها؟ |
| Sanırım gözlerimin kavanozda olmasını isteyebilirim. | Open Subtitles | أعتقد أني قد أحب أن تكون عيني في جرة. |
| Yani eliniz kurabiye kavanozunun içinde yakalandınız. | Open Subtitles | يعني أنت فعلا حصلت واقعة بيدك. في كوكي جرة. |
| Burada senlik bir şey var Jar Head. | Open Subtitles | مهلا، هناك وتضمينه في واحد بالنسبة لك هنا، رئيس جرة. |
| Ancak bu kez Baylin'in vazosu yerine kendisi vardı. | Open Subtitles | لاكن هذه المرة بدلا ً من جرة بايلين رأيت الرجل نفسة |
| Peter, aile kavanozundan parayı sen mi aldın? | Open Subtitles | بيتر .. هل أخذت المال من جرة العائلة؟ |
| Bunların arasında da zengin bir tüccardan gelen kırk küp yağ olacak. | Open Subtitles | من بينهم سيكون هناك أربعين جرة زيت من تاجر غني |
| Tek ihtiyacımız fazladan bir atıcıydı! | Open Subtitles | فقط ما نحتاج إليه، جرة سخيف آخر. |
| Bir kadınla birlikte kullanıldığında, Eğer kavanozun üzerinde bir dolar yapıyoruz. | Open Subtitles | تستخدم مع امرأة، كنت ترغب بجعل الدولار في جرة. |