| Demek istediğim, Burada bile, dün caddenin karşısında yürürken, 500 yıl önce üç piskoposun idam edildiği yeri gösterdiler. Burada caddenin tam karşısında. | TED | يعني, حتى هنا, بالأمس كنت أسير في الشارع, وقيل أنّهم أعدموا ثلاثة أساقفة قبل 500 سنة , في الشارع المقابل. |
| Fakat daha iyisini yapabilirdin, Burada bile. | Open Subtitles | ولكن بالنسبة لك، كان بالإمكان .أفضل مما كان، حتى هنا |
| İdealleri için hayatını riske atan, ölmeye hazır, hatta Burada bile. | Open Subtitles | تخاطر بحياتك من أجل أفكارك و مستعد للموت في سبيل ذلك حتى هنا فأنت مستعد للموت من أجل ما تؤمن به |
| Yoldan buraya kadar... kaçtı ve onlar da... peşindeydi. | Open Subtitles | ركضت وهم يتبعونها. طوال الطريق. حتى هنا. |
| Bir hafta önce Yılan Sırtlılar burada bir çatışmaya girdi. buraya kadar, dört sokaklık bir bölge onlarındır. | Open Subtitles | من قبل عصابة الأفعى,يشكل مسار كنصف قطر من المبنى الرابع حتى هنا |
| hatta burada California'da bile eğer sadece birkaç yıl önceye gidersek oldukça farklı bir hikayeydi. | TED | حتى هنا في كاليفورنيا، لو استطعنا العودة للوراء لعدة سنوات، كان الوضع مختلفا تماما. |
| Burda bile Deborah'ın ne diyeceğinden kortuğumu gördüm. | Open Subtitles | و حتى هنا ,أجد أني أخاف مما كانت ستقوله ديبرا العزيزة |
| Ama Burada bile, bu barışçıl yerdeyken bile tehlike, her yerdeydi. | Open Subtitles | لكن حتى هنا في هذا المكان الهادئ الخطر موجود في كل مكان |
| Burada bile içimize sızmışlar demek ki. | Open Subtitles | يبدو أنّه تمّ اختراقنا حتى هنا في الأعلى |
| Burada bile planlarını uygulamanın fazlasıyla güvenli olduğuna inanmaktalar. | Open Subtitles | ..حتى هنا إعتقدوا.. أنهم بأمان لمواصلة خطتهم |
| Yaban hayatın kuralları Burada bile geçerli ve ilk yemek bulanlar Karakaralar oluyor. | Open Subtitles | حتى هنا ، فإن قواعد الحياة البرية لا تزال سارية. الكراكارس هم أول من يعثر على الغذاء. |
| Yani ben her yerde arkadaşlık kurabilirim. Burada bile. | Open Subtitles | المهم انه بإمكاني عمل صداقات في أي مكان حتى هنا |
| Hayır, hiçbir yerde güvende olmayacağım, Burada bile. | Open Subtitles | لا، أنا لست في أمان في أي مكان ولا حتى هنا |
| Ayaklarımdan onu çektiğini hissedebiliyorum... ve her an bana katılabilir hatta Burada bile. | Open Subtitles | شعرت بها تتسحب فى ساقى المربوظة وستقضي على فى اية لحظة , حتى هنا |
| Artık Burada bile yaşamıyorsun. | Open Subtitles | ياللهول، أنت لا تَعِيشُ حتى هنا. |
| Burada bile paltoma bastonunuzla vurduğunzda aynısı oldu. | Open Subtitles | حتى هنا عندما ضربت معطفي بعصاك |
| Burada bile internet var, biliyor muydun? | Open Subtitles | حتى هنا نملك انترنت, انت تعلم؟ واي فاي. |
| Theron'un Sparta'yı kuşku ve korkuyla besleyen göz ve kulakları ta buraya kadar ulaşmışken. | Open Subtitles | حتى هنا, ثارون لديه جواسيسه التى تملأ إسبارطة بالخوف والشك |
| Bu imkansız gözüküyor, fakat onun kokusunu buraya kadar hissedebilirsin. | Open Subtitles | تبدو مستحيله لكن يمكن انت تشعري بالراحه على طول الطريق حتى هنا |
| Şimdi bugün buraya kadar olan yolcuğumu düşünün, ve kendi yolculuklarınıza ilham kaynağı olsun. Okay. | Open Subtitles | والآن فكرو برحلتي حتى هنا اليوم وأجعلوها إلهاماً لرحلتكم |
| Rüzgara göre her şeyi zehirleyebilir, hatta buraya kadar bile gelebilir. | Open Subtitles | حسب الرياح بإمكانه أن يدمر كل شيء حتى هنا |
| Burda bile, standartlar esneyebilir. | Open Subtitles | لكن حتى هنا, المعايير قد تفلت. |