| Bu nedenle kendini geri plana aldı ve yaptığı işi süslemeye başladı. | TED | و من ثم إعتزل ذلك, و لم يقم بشئ سوى كتابة الأعمال. |
| Böylece, bununla devam ettim, ve daha da fazla şeylere bakmaya başladım. | TED | و لذلك استمررت في ذلك و بدأت أبحث عن المزيد من الأشياء |
| Söylemeyeceğim, ve bahse girerim senin çok hastan da yoktur. | Open Subtitles | لن أقول ذلك. و أراهن أنك لم تملك مرضى كثيرين. |
| Seni utandırdım mı? Seni tanımıyormuş gibi rol yaparken buna nasıl cevap verebilirim? | Open Subtitles | كيف يمكنني أن أجيب علي ذلك و أنا أتظاهر أني لا أعرفك ؟ |
| Birçok kişi buna katılır ama yardım etmek için ne yapabilirim? | Open Subtitles | حسنًا،الكثيرون قد يوافقون على ذلك و لكن ماذا بيدي فعله للمساعدة؟ |
| ve ben bunun içmek için yeterli bir neden olduğunu düşünürdüm. | Open Subtitles | وأنا دائماً إعتقدتُ ذلك و كَانَ سبباً بما فيه الكفاية للشُرْب |
| ve ben bunun içmek için yeterli bir neden olduğunu düşünürdüm. | Open Subtitles | وأنا دائماً إعتقدتُ ذلك و كَانَ سبباً بما فيه الكفاية للشُرْب |
| Belki daha önce de kancaya takılmıştı ve bu aklına geldi. | Open Subtitles | ربما علقت في خُطاف قبل ذلك و تتذكر جزءا مما حدث |
| Belki de kocası öğrendi ve, bilirsin, ihtiras cinayeti. Tamam. | Open Subtitles | ربما أن الزوج اكتشف ذلك و كما تعرف، جريمة العاطفة |
| İşin üstesinden geldin, ve Jenny Swanson oyunda ikinci başrolde oynuyor! | Open Subtitles | أفعل ذلك و ستحصل على جيني سوانسون ستحتفل مع سروالك الداخلي |
| Çünkü buraya söylediği kişi olmayan birini bulmaya geldim, ve buldum. | Open Subtitles | لانني أبحث عن شخص بقول عن نفسه غير ذلك و وجدتكِ |
| buna inanıyorsun, yoksa Memnet'i öldürmezdin. | Open Subtitles | أنت تصدقين ذلك و إلا ما كنت قد قتلت ممنت |
| buna inanıyorsun, yoksa Memnet'i öldürmezdin. | Open Subtitles | أنت تصدقين ذلك و إلا ما كنت قد قتلت ممنت |
| Ama ben buna inanmıyorum ve senin buradan gitmeni istiyorum. | Open Subtitles | أنا لا أصدّق ذلك و أريدك خارج هذا المكان |
| buna inanmamı mı bekliyorsun? 50,000 doları geri çevirdi. | Open Subtitles | أتتوقع مني أن أصدق ذلك و قد أعادت الـ 50 ألف دولار التي أعطيتها؟ |
| bunun üzerine kafa yormak, dua etmek istiyorum, size kararımla birlikte döneceğim. | Open Subtitles | أريـد أن أفكـر مليـا في هـذا صـلوا على ذلك و سأعود بقراري |
| Bunu nasıl engelleyeceğimi bilmiyorum ama… …en azından halkımla beraber… …bunun üstesinden gelmek için çabalayacağım.” dedi Böylece bu işlerle ilgilenecek özel bir ekip kuruldu ve | TED | و لا اعلم كيف نمنع ذلك و لكنني على الاقل ساستخدم سلطاتي لجعلكم تجتمعون مع بعض للخروج باستجابات |
| Bunu denedik ve bir süreliğine bunun üzerinde duracağım. | TED | لذلك فقد حاولنا ذلك, و سوف استعرضه في غضون دقيقة |
| Davranışları bende de şüphe uyandırdı. bunun dışında hayatıyla ilgili birkaç zararsız yalan söylemesinin dışında, ki hepimiz zaman zaman böyle yalanlar söyleriz. | Open Subtitles | بغض النظر عن ذلك و بغض النظر عما ستقولينه لنا من أكاذيب لإثارة الشفقة على حياته الماضية |