| Kuzey Atlantik'te gemisi torpillendi ve 25 gününü bir salın üzerinde geçirdi. | Open Subtitles | رجل أصيبت سفينته بطوربيد و يقضى 25 يوما على طوف بشمال الأطلنطى |
| gemisi, korkulan korsan Roberts tarafından saldırıya uğradı, | Open Subtitles | تعرضت سفينته للهجوم من القرصان روبرتس الرهيب |
| Hazırda bekleyen bir otobüs varsa, bir kaptan gemisini terk edebilir. | Open Subtitles | يمكن للقائد أن يترك سفينته لو كان هناك حافلة بالقرب منها |
| Fakat tanrılar, onun gemisini bilinmeyen bir yerde kayalara oturttu. | Open Subtitles | لكن حطمت الآلهة سفينته مرة أخرى فوق صخور وأمواج مجهولة. |
| ve onu fazla oyalanmadan uzay gemisine geri götürmeye karar verirler. Onu bir bisiklet sepetine atıp pedallara asılırlar. | TED | قرروا أن يعيدوه إلى سفينته الفضائية سريعا قدر الإمكان، و وضعوه في سلة دراجة هوائية، وانطلقوا بعيدا. |
| Dünya'nın yörüngesinde, gemisinin enkazı içinde sıkışıp kaldı,... | Open Subtitles | أنوبيس علق في مدار الأرض وأستوطن في حطام سفينته |
| Düğün günümde kendimi onun uzay gemisinde buldum. | Open Subtitles | لقد انتهى الأمر بي على سفينته في يوم زفافي |
| Burada olmamalıyız. Onun gemisi ve onu rahat bırakmalıyız. | Open Subtitles | لا يجب علينا التواجد هنا, هذه سفينته و علينا أن نتركه يأخذها |
| gemisi, Sumatra yolunun batısında kalan bir adada karaya oturmuştu. Sislerin içinde gizli bir ada! | Open Subtitles | سفينته تحطمت على جزيرة جزيرة مخبأة فى الضباب |
| gemisi battı. Neredeyse bir yıl oluyor. | Open Subtitles | لقد ضلت سفينته فى البحر ولقد مر عام على ذلك |
| Eh, yaralı Ana gemisi ve bizimle bir ittifak vaat ediyor. | Open Subtitles | حسناً , لقد عرض إتحاد بيننا وبين سفينته المُحطمة كيف يُفترض أن يفلح ذلك ؟ |
| gemisi Dünya'ya giriş yaparken infilak etti. Patlamayı kendinin yaptığı söyleniyor. | Open Subtitles | انفجرت سفينته في خلال إعادة الدخول إلى الأرض يُقال بأنّه سبّب الانفجار |
| Hiçbir kaptanın da gemisini kayalıklara çarpma niyeti yoktur ama yine de olur. | Open Subtitles | لا يوجد ربان يرغب في اصطدام سفينته بالشعب المرجانية لكن هذا يحدث |
| Doğal olarak gemisini getiremedi. | Open Subtitles | حسناً، هو لا يستطيع أَن يكون بخير حال إجلب سفينته معه |
| - Kronos bize gemisini verdi,... ..ve biz de ona aradığı şeyi verdik. | Open Subtitles | كرونوس أعطانا سفينته وهو حل على ما كان يستحقة |
| Barbossa'nın gemisini sana vereceğini düşündüren şey ne? | Open Subtitles | برهن لي، ما يجعلك تفكر أن برابوسا سيترك سفينته إليك؟ |
| Şimdiye kadar Octavian'ı yakalamalıydı. gemisine tosladığını söylediniz. | Open Subtitles | انه الان يجب ان يكون قد قبض على اوكتافيوس ,انت قلت انه صدم سفينته |
| gemisine sekiz yıl önce el konulan ama hâlâ tazminat almayan bir Bretton tüccarı var. | Open Subtitles | هناك تاجر بريتون، يشكو من سفينته سرقت منذ ثلاثة سنوات ولم يتم تعويضه حتى الآن. |
| Çavuş, gemisinin nerede demir attığını öğrenin. | Open Subtitles | أيها الرقيب, فلتبحث عن سفينته في حوض السفن |
| Bir keresinde bir kaptan gemisinde refakatsiz bir yolcu olmasından hiç hoşlanmamıştı. | Open Subtitles | أتذكر قبطان كان يستنفر وجود إمرأة لحالها علي ظهر سفينته |
| Sokar kontrolü yeniden sağlamak için gemisiyle Netu'nun yörüngesine gelecek. | Open Subtitles | سوكار سيأخذ سفينته الأم إلى المدار مع نيتو ليستعيد النظام هناك |
| Ama bu gemi benim gemin değil ve senin de olmadığına eminin. | Open Subtitles | لكن هذه ليست سفينتى ومتأكدايضاأنهاليستسفينتك, إنها سفينته |
| Gemisindeki topunda gücü arttırılmış bir obje olduğu söylenir. | Open Subtitles | و مِدفعه من سفينته ترددت شائعات أن يكون قطعة أثرية، تزيد قوة النيران |
| Nasıl olur da Admiral gemisini bu kadar dostane bir limana çekmez? | Open Subtitles | لكن أمام 100,000 كيف سيرفض ور أدميرال هذا التحدى؟ .... إرساء سفينته |
| Şimdi kaptan gemiyle birlikte kalmalı. | Open Subtitles | لم يبق الآن سوى سقوط الربّان مع سفينته. |