| Orada olduğunu duydum, iyi misin? | Open Subtitles | سيري معي سمعت أنّك كنت هناك , أأنت بخير ؟ |
| Ben senin ayıklık sponsorunum ve yardıma ihtiyacın olduğunu duydum. | Open Subtitles | أنا كفيلة استقامتك، وقد سمعت أنّك بحاجة للعون. |
| Aslında, Duyduğuma göre, sen bir öncüsün. | Open Subtitles | حقيقة، ممّا سمعت أنّك ابتكاري بعض الشيء. |
| Duyduğuma göre, gereksiz pahalı el kremleri satıyormuşsun. | Open Subtitles | سمعت أنّك تبيعين نوعاً مذهلاً من كريم اليد. |
| Daha uzun olduğunu duymuştum. | Open Subtitles | سمعت أنّك أطول قامة. |
| Öldürüldüğünü duyduğumda bunun doğru olmadığını biliyordum. | Open Subtitles | حين سمعت أنّك قتلت، كنت أعرف أنّه غير صحيح. |
| Araba kazası geçirmişsin diye duydum. Hem ne zamandır ehliyetin var senin? | Open Subtitles | سمعت أنّك تعرضت لحادث سيارة ومنذ متى وأنت تقودين؟ |
| Okulu sevdiğini ve İngilizcede oldukça iyi olduğunu duydum. | Open Subtitles | سمعت أنّك تحبّ المدرسة وأنّك جيّد بالانجليزيّة |
| Çorak Topraklar'dan çıkmak için bize yardım edecek kişinin sen olduğunu duydum. | Open Subtitles | سمعت أنّك من كان سيُخرجنا من الأراضي الوعرة |
| Çünkü onun taktik adamının sen olduğunu duydum. | Open Subtitles | لأنني سمعت أنّك كنت جناحة التكتيكي |
| Artık özel dedektif olduğunu duydum. Seni tutmak isterim. | Open Subtitles | سمعت أنّك محقق خاص الآن، أود استئجارك |
| Haeundae Kültür Fuarında yetkili olduğunu duydum. | Open Subtitles | سمعت أنّك المسؤولة عن برنامج (هايوندا) الثقافي. |
| Burada olduğunu duydum. | Open Subtitles | سمعت أنّك في المبنى |
| Duyduğuma göre yarın gidiyormuşsun. Seçimi ve oğlunu kaderlerine mi terk edeceksin? | Open Subtitles | سمعت أنّك مُغادر غدًا، هل ستهجر الانتخابات وابنك؟ |
| Duyduğuma göre, yaşadığına sevinmen gerek. | Open Subtitles | ممّا سمعت أنّك محظوظاً كونك حيّاً كان ذلك متهوراً جداً... |
| Duyduğuma göre bana para verecekmişsin? | Open Subtitles | سمعت أنّك لديك بعض المال ليّ. |
| Bir de, emekli olduğunu duymuştum. | Open Subtitles | وقد سمعت أنّك تقاعدت |
| Sadece emekli olduğunu duymuştum. | Open Subtitles | وقد سمعت أنّك تقاعدت |
| Beni görmek istediğini duyduğumda tuzak olduğunun farkına varmadım. | Open Subtitles | حين سمعت أنّك تودين رؤيتي، لم أكن أدرك أنّه كان كمين |
| Bu tekneye hapsolduğunu duyduğumda, şansıma inanamadım. | Open Subtitles | ففي النهاية عندما سمعت أنّك محتجزة على متن هذه السفينة، لمْ أصدّق حظّي الطيّب |
| Sera evindeki Triad çocuğunu öldüren senmişsin diye duydum. | Open Subtitles | لقد سمعت أنّك أنت من قتل ذلك الصّبي في منزل الحشيش |
| Savannah Capital ile randevuya çıkmışsın diye duydum. | Open Subtitles | سمعت أنّك خرجت في موعد مع "سافاناه كابيتل". |
| - Başının dertte olabileceğini duydum. | Open Subtitles | لقد سمعت أنّك ربّما واقع في مشكلة فحسب. |