| dürüst bir iş bulmaya çalışan eski bir mahkum olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyor musun? | Open Subtitles | هل تعرف كيف الأمر حين تكون صاحب سواق تحاوب كسب لقمة عيش شريفة ؟ |
| Ve sen beni dürüst bir kadın yapmak istiyorsun. Şu erkekler! | Open Subtitles | أوه، وتريد ان تجعلني امرأة شريفة رغما عني. |
| Neden insanlar dürüst bir şekilde yaşayamıyor? | Open Subtitles | لماذا لا يستطيع الناس إيجاد طريقة شريفة للعيش ؟ |
| Bu bağ insanın masum zamanlarında kurulmuş onurlu bir mülkiyettir. | Open Subtitles | للجمع بين هذا الرجل وهذه المرأة بالزواج المقدس، وتلك شراكة شريفة نشأت أثناء براءة البشر |
| O kadar aptalca davranıyorsun ki Hayatını değiştirecek, seçkin,onurlu,asilce ve muhtemelen ...bir daha alamayacağın bir teklifi reddediyorsun. | Open Subtitles | أنتِ ترتكبين حماقة كبيرة بإهدارك فرصة للاستقرار في الحياة حياة شريفة ونبيلة وربما لن تحصلي على فرصة كتلك أبدًا |
| Altın da elmas da istemem. Ben namuslu bi kızım. | Open Subtitles | أنا لا أريد ذهبا و لا الماس أنا فتاة شريفة ، نعم أنا كذلك |
| Çok güzel, temiz, sıkı çalışma istiyor ve saygıdeğer bir iş. | Open Subtitles | انها وظيفة جيدة و شريفة و بها اجتهاد بل و محترمة |
| Bu gemide yaşayan birinin, dürüst bir yaşama sahip olması gerek. | Open Subtitles | شخص ما على هذه السفينه يجب أن يعيش عيشة شريفة |
| Bunu sürdürebilmek için dürüst bir iş bulmuştur. | Open Subtitles | حصل على وظيفة شريفة ليدفع تكاليف عادته السيئة |
| Ama bir nedenle onlar hiç de dürüst olmayan işler yaptılar. | Open Subtitles | ولسبب ما هم يديروا أعمالهم بطريقة غير شريفة سأكون فعّال بشكل لا يصدق |
| Ve buradan çıktığında ben ve çocuğumuz için bir iş bulup dürüst bir hayat yaşamalısın. | Open Subtitles | و عندما تخرج من هنا عليك أن تحصل على عمل و تؤمن عيشة شريفة لي و لطفلك |
| Anladım ben. Bahçıvansın. En azından dürüst bir yaşam. | Open Subtitles | كلا ، كلا أفهم هذا أنت بستانيّ ، أنها مهنة شريفة |
| Ayrıca söylesek dürüst bir davranış olmazdı. | Open Subtitles | بالاضافة الى ذلك، انها تريد ان تكون غير شريفة. |
| Elime geçen ilk şansla onu dürüst bir hanım yapacağım. | Open Subtitles | سأجلعها امرأةٌ شريفة في أول فرصةٍ تسنحُ لي |
| Tanrılara bağışlanmak için yalvardığını ve onurlu bir ölüm dilendiğini göreceğiz. | Open Subtitles | سنراكتتضرعللألهةلأجلالغفران.. وتستجدى لمنحك ميتة شريفة |
| Bay Burns, o işi düşündüm de, İspiyoncu olmak istemiyorum. onurlu bir yaşam biçimi değil. | Open Subtitles | فكرت في الأمر ، ولا أود أن أكون واشياً ، إنها ليست حياة شريفة |
| Gelenek bozulduğuna göre ona, onurlu bir ölüm bahşetmemize gerek yok. | Open Subtitles | طالما أن العرف تم تكسيره لن نقوم بإعطائها ميتة شريفة |
| onurlu bir şehrin bir iti böyle bir mevkiye yükseltmesi ne kadar üzücü. | Open Subtitles | كم هو يوم حزين عندما ترفع مدينة شريفة وغداً إلى هكذا منزلة |
| Sahtekar olduğunuz halde sahte bir tutum takınarak kendinizi, Kendinizi ve tüm o kahrolası ailenizi namuslu gösterdiğinizi biliyorum. | Open Subtitles | و الطريقة الغير شريفة التى تتصرف بها أنت و عائلتك |
| Endişeleri yok, en namuslu, kendini beğenmiş mankafalar. | Open Subtitles | فهُم بدون شك أكثر مجموعة شريفة معتدة بنفسها من المغفلين |
| Yalnız o, çıkarını düşünmeden, temiz yürekle halkın yararı için katıldı aralarına. | Open Subtitles | هو الوحيد الذي كان بفكرة شريفة عامة وتنشر الخير للجميع |
| Ayrıca, düzgün bir iş de bulmayacaksın galiba. | Open Subtitles | أعتقد بأنّك لن تحصل على وظيفةٍ شريفة أيضاً |
| Evet, evet. Amaçlarımın şerefli olduğuna söz veriyorum. | Open Subtitles | أجل، أجل، لكني أعدك بأن نواياي شريفة |
| Gerçek bir beyefendi, muhterem bir hanımefendiyi evine gelsin diye yemlemek için bir bahane bulur. | Open Subtitles | نبيل حقيقي يصنع تظاهر لكيّ يغري آنسة شريفة إلى دخول شقته |