| Çok azımız tamamen ve acımasız olarak dürüst olma yeteneğine sahip. | TED | قليلون منا لهم القدرة على أن يكونوا صرحاء تماما مع أنفسهم. |
| Pekala beyler, dürüst olun. Vajinam beni şişman mı gösteriyor? | Open Subtitles | أريدكم أن تكونوا صرحاء معي، هل عضوي الأنثوي يجعلني سمينة؟ |
| Şu an hazır dürüst olmuşken, uçağı neden yaptığımı anlatayım. | Open Subtitles | بما أننا صرحاء للغاية الآن، سأخبرك عن سبب بنائي للطائرة |
| Sanırım bir çok nedenden dolayi bu konuda gerçekten dürüst olmuyoruz. Cinsiyetten konuşmak gerçekten çok zor. | TED | وأعتقد أننا لسنا صرحاء جدا فيما يخص هذا الأمر ، وذلك لعدة أسباب. من الصعب جدا التحدث عن النوع. |
| Eğer kendinize karşı dürüst olabilirseniz, aslında o sizden bile daha zeki ve daha sadece beş yaşında. | TED | وإن كنتم صرحاء مع أنفسكم، فستقرون بأنها أكثر ذكاء منكم أيضاً، مع أنها في الخامسة من العمر. |
| Anlaman gerek, dürüst olmak gerekirse, evrenin inşası hiç de kusursuz değil. | Open Subtitles | إنظر .. كي نكون صرحاء إلى حد ما .. الخامة التي يتكون منها الكون بعيدة كل البعد عن الإتقان |
| Sadece, birbirimize karşı dürüst olmalıyız. | Open Subtitles | الأمر فقط أنه يجب أن نكون صرحاء مع بعضنا |
| Hadi dürüst olalim, sen çalismak istemiyorsun. | Open Subtitles | الان , دعنا نكون صرحاء انت لا تريد ان تعمل |
| Ama birbirimize karşı dürüst olacağımıza söz vermiştik. | Open Subtitles | لكننا تواعدنا على أن نكون صرحاء مع بعضنا |
| dürüst olmak gerekirse, efendim, emin değiliz, ancak bu deneyebileceğimiz en son konfigürasyonlardan biriydi. | Open Subtitles | لنكون صرحاء لست متأكدة لكن هذه واحدة من الطرق لتجربتها |
| "Hadi dürüst olalım. Eğlenceli doğum günleri, rutin "pasta yediğimiz doğum günlerinden kurtulmak için bir fırsat. | Open Subtitles | لنكن صرحاء , بقدر متعة أعياد الميلاد نستطيع عوض ذلك |
| Partide şehirdeki en güzel 20 kadın olacak ama dürüst olmak gerekirse senin yanında mum gibi sönük kalacaklar. | Open Subtitles | إنه حفل لأجمل عشرون إمرأة في المدينة لكن لو كنّا كلنّا صرحاء, لا يمكنهم تجاهل إمرأة مثلك |
| Ama birbirimize karşı dürüst olmak zorunda olurduk. | Open Subtitles | لكن يتوجب علينا ان نكون صرحاء تماماً مع بعضنا البعض |
| Hastalarımıza karşı dürüst olmadıkça, bize güvenmelerini nasıl bekleriz? | Open Subtitles | كيف يمكننا أن نطلب من مرضانا الوثوق بنا إن لم نكن صرحاء معهم؟ |
| - En azından dürüst davranıp önceden söylemişler. | Open Subtitles | على الأقل إنهم صرحاء وواضحين بها لأن عادتًا، كما تعلمين |
| Her hareketimizi inceleyen, sırrımız olmasın diye bizi birbirimize karşı dürüst tutan teknolojimiz var. | Open Subtitles | تبقينا صرحاء حتى لا يكون لدينا أية أسرار |
| Her hareketimizi inceleyen, sırrımız olmasın diye bizi birbirimize karşı dürüst tutan teknolojimiz var. | Open Subtitles | . لدينا هذه التقنية ، فحص كل حركة لنا تبقينا صرحاء حتى لايكون هناك أي أسرار |
| İkimizin de birbirimize karşı dürüst olması gerek, değil mi ikiz kardeş? | Open Subtitles | يجب أن نحاول أن نكون صرحاء مع بعضنا أيتها الأخت التوأم. |
| - Çok yardımseversin, ama dürüst olmak gerekirse onu vergiden kısmak için işe aldık. | Open Subtitles | ولكن لنكون صرحاء .. بارنيل كان السبب الرئيسي في حصولنا علي الارض والاعفاء الضريبي |
| Kendimiz hakkında da dürüstüz, Bo.. | Open Subtitles | نحن صرحاء بشأن طبيعتنا بو |
| Bu herkesin birbirine karşı açık olması için iyi bir fırsat. | Open Subtitles | هذه فرصة جيدة لنكون صرحاء مع بعضنا البعض |