| Sen ve senin koca faren, tuhaf olan bu. Yemin ederim, sadece bu düğmeye bastım... | Open Subtitles | انت وفأرك هذ هو الغريب انا لا أحاول ازعجك لقد ضغطت على هذا الزرار |
| Çok üzgünüm. Etrafta dolaşıyordum ve sanırım yanlış tuşa bastım. | Open Subtitles | ،أنا آسفة، كنت ألقي نظرة ويبدو أني ضغطت على الزرّ الخطأ |
| Ben arabanın önünden geçerken gaza bastın. | Open Subtitles | هل صادف أنك ضغطت على الدواسة ! بينما كنت أمشي أمام السيارة |
| - Çalışma arkadaşım, düğmeye bastı. - Sakın, bir daha tekerrür etmesin. | Open Subtitles | زميلتي في العمل ضغطت على الزر لا تدعي هذا يحدث مرة أخرى |
| On dördüne "Çıkma'ya" basmış, beşine "Çık'a". | Open Subtitles | لقد ضغطت على اكره 14 مرة وعلى واعد 5 مرات |
| Düğmesine basarsam, içinden seninkinden çok daha ölümcül bir silah çıkacaktır. | Open Subtitles | إذا ضغطت على هذا الزر هنا ستخرج أسلحة أكثر فتكاً من التي لديك |
| Seni sadece verdikleri saatin butonuna basarsan duyarlar. | Open Subtitles | يمكنهم أن يسمعوك إذا ضغطت على المفتاح في الساعة |
| Koordinatörü adamla ilgili bilgi vermesi konusunda zorladım. | Open Subtitles | ضغطت على المنسقة من أجل معلومات عن هذا الشخص... |
| Green City İnşaat'a ihtiyaçlarından fazla Frostburg'lu çalıştırmaları için baskı yaptım. | Open Subtitles | أنا ضغطت على شركة "جرين سيتى" العقارية. لإستأجار المزيد من العاملين بـ"فروستبرج" بعدد زيادة عن حاجتهم... |
| CBS Holding, yüksek seviyedeki bir tütün uzmanı ve yöneticiyle yaptığımız röportajı elimizden alan CBS Haberlere yüklendi. | Open Subtitles | (شركة (سي بي اس) ضغطت على (سي بي اس نيوز وسحبوا مقابلة قمنا بها مع عالم كبير في شركة تبغ |
| Özür dilerim. Öyle takılıyordum. Yanlış düğmeye bastım sanırım. | Open Subtitles | أنا آسفة، كنت ألقي نظرة، ويبدو أني ضغطت على الزرّ الخطأ |
| Tom, söyledim, zaman ilerliyor. Düğmeye bastım bir kere. | Open Subtitles | طوم، قلت لك لقد بدأ الامر، لقد ضغطت على الزر |
| Hayır, şuan asansördeyim. Şimdi düğmeye bastım. | Open Subtitles | لا، أنا بالفعل في المصعد ضغطت على زر المصعد |
| Kimse diskalifiye olmuyor çünkü zaten düğmeye bastım. | Open Subtitles | ولن نكون خارج المسابقة لأنني ضغطت على الزر بالفعل |
| Herkes bağırıyordu. Kafam karıştı ve "sat" butonu yerine "al" butonuna bastım. | Open Subtitles | أرتكبتُ و ضغطت على زر .الشراء بدلاً من زر البيع |
| Telefon tuşlarına bastın, bina patladı. | Open Subtitles | ضغطت على زر هاتفك ,ثم انفجر المبنى |
| Bundan dolayı istemeden gaza bastın. | Open Subtitles | ولهذا ضغطت على الدواسات لا إراديا. |
| Bir düğmeye daha bastı, üstteki kapak açıldı. Bir düğme, bar çıktı. | Open Subtitles | ضغطت على زر آخر خرج بار من السقف |
| On dördüne "Çıkma'ya" basmış, beşine "Çık'a". | Open Subtitles | لقد ضغطت على اكره 14 مرة وعلى واعد 5 مرات |
| Eğer şırıngayı basarsam, kalbine hava gider ve ölür kalırsın. | Open Subtitles | إذا ضغطت على هذا , ستذهب فقاعة هواء إلى قلبك وتقتلك |
| Gaza önce basabilmek için, Çünkü burada gaza 2 metre önce basarsan.. | Open Subtitles | تضغط مبكراً على الوقود, لانك إذا ضغطت على الوقود قبل الوقت المحدد بمترين |
| Emily'yi zorladım ve şimdi o bu hale geldi. | Open Subtitles | ... لقد ضغطت على "إيملي"، والآن هيا هيا كذلك الآن |
| 1912'de Stefan'a insan kanı içmesi için baskı yaptın. | Open Subtitles | في عام 1912 ضغطت على (ستيفان) لتناول الدماء البشريّة |
| CBS Holding, yüksek seviyedeki bir tütün uzmanıyla yaptığımız röportajı elimizden alan CBS haberlere yüklendi. | Open Subtitles | (شركة (سي بي اس) ضغطت على (سي بي اس نيوز وسحبوا مقابلة قمنا بها مع عالم كبير في شركة تبغ |