| PMS mitinin varlığını sürdürmesinin diğer bir nedeni, kadına özgü rolün dar sınırları. | TED | سبب اخر ل استمرار الخرافات لديها ما تفعله في حدود ضيقه عند الأناث. |
| Gördüğünüz gibi şehrin bu kesimindeki sokaklar çok dar ve eski. | Open Subtitles | كما ترى, الشوارع فى هذة الناحية من المدينة ضيقه وقديمه للغاية0 |
| Benimkiler dar olduğunda onlardan nefret ediyorum. Kendimi çok şişmiş hissediyorum. | Open Subtitles | أكره ماعندى أن تكون السراويل ضيقه جداَ أشعر أنى منتفخ جداَ. |
| Sence ben ofisimde, ağlayarak sıkı poposunun üstünde oturup gözyaşları haki renk kıyafetin üstünden göğüslerini ıslattığını gördüğümde hiç bunu "gelen kutuma" sığdırabilir miyim diye düşünmediğimi mi sanıyorsun? | Open Subtitles | أتظن باني لم أرى قطعه ضيقه تجلس في كرسي مكتبي تبكي والدموع تغطي صدرها المنتفخ وظننت بأني استطيع مضاجعتها على المكتب |
| Mandallar biraz sıkı. | Open Subtitles | هذه الاوتاد ضيقه بعض الشيء; |
| Kumun aktığı boğaz öylesine dar ki... üstteki kum seviyesi başlangıçta... sanki hiç değişmiyor. | Open Subtitles | الفتحة التي تمر من خلالها الرمال ضيقه جدا تبدو للوهلة الاولى كما لو أن المستوى في الزجاج العلوي لا يتغير ابدا |
| ...girdaplı suların üzerindeki dar kara parçasına inmeyi denedik. | Open Subtitles | الى قطعة ارض ضيقه محاطه بدوامات من الماء |
| dar koloniler halinde yaşıyorlar çünkü dokunulmaktan hoşlanıyorlar ve sigara taşıyabiliyorlar. | Open Subtitles | يعيشون في مستعمرات ضيقه لأنهم يحبون أن يُلمسوا |
| dar bir kanal. Phineas'ı korkutan neydi acaba? | Open Subtitles | انها قناه ضيقه لكنى لا افهم ما الذى جعل "فينياس" خائف لهذا الحد ؟ |
| O yolların neden o kadar dar olduklarını anladım. | Open Subtitles | عرفت الأن لماذا هذه الممرات ضيقه جداً |
| Ancak Apophis, Dünya'nın tam olarak 30.405 km yakınına gelirse uzayda 800 m'lik dar bir bölge olan kütleçekimsel bir kilit noktadan geçebilir. | Open Subtitles | ولكن إذا مر أبوفيس على مسافة 19 ألف ميل تقريبا من الأرض من المحتمل أن يمر عبر ثقب جاذبية رئيسي وهو منطقه ضيقه في الفضاء تصل إلى نصف ميل عرضا |
| dar görüşlü olduğumu düşünme. | Open Subtitles | لا تفكر بأني ذو عقليه ضيقه و محدوده |
| Selam, kızlar. dar giyinmeyi unutmayın. | Open Subtitles | مرحباً ، لا تنسين إرتداء ملابس ضيقه |
| Ama mutlaka dar bir şeyler giy. | Open Subtitles | فقط إحرصي على إرتداء ملابس ضيقه |
| Ve her zaman ona çok dar iç çamaşırı aldığımda.... | Open Subtitles | و في كل مرة ، عندما أشتري له ملابسه الداخليه ضيقه قليلاً... |
| Kıçını sıkı tut. Tutmak için biraz uğraş, ne bileyim. | Open Subtitles | مؤخرتك ضيقه حاول أن تتحمل |
| Sorun nedir? Bu yaka çok sıkı. | Open Subtitles | ماذا بك الياقه ضيقه جدا |
| - Bu bok çok sıkı! - Mason. | Open Subtitles | تلك القمامة ضيقه ميسن. |
| - Bunları neden bu kadar sıkı yaparlar ki? | Open Subtitles | - لماذا يصنعون هذه الأشياء ضيقه هكذا? |
| Tamam, sıkı dur. | Open Subtitles | حسناً , عقده ضيقه |
| - Çünkü çok sıkı dikiyorsun. | Open Subtitles | لانك خياطتك ضيقه جداً |