| Her altı Amerikalıdan biri akıl hastalığından muzdarip. | TED | يعاني واحد من ستة أمريكيين من مرض عقليّ. |
| akıl hastanesinde olabilirim ama öldüğünü biliyorum ve seninle hayali bir sohbet edecek de değilim. | Open Subtitles | قد أكون بمصحّ عقليّ ولكنّي موقن بأنّك ميت ولن أجري محادثة خياليّة معك |
| akıl hastanesinde olabilirim ama ölü olduğunu biliyorum ve seninle hayali bir konuşma yapmayacağım. | Open Subtitles | قد أكون بمصحّ عقليّ ولكنّي موقن بأنّك ميت ولن أجري محادثة خياليّة معك |
| İnanılmaz derecede zihinsel disipline ve algı kabiliyetine sahipler. | Open Subtitles | يحظون بنظام عقليّ مذهل، جلاء في الإدراك الحِسيّ. |
| - Ayırdedici tanı. Sırt ağrısı, nörojenik mesane, ruhsal denge bozukluğu. | Open Subtitles | ألم بالظهر، مثانة مختلة التعصيب، اضطراب عقليّ |
| aklımı yitirdiğimi sandım. | Open Subtitles | و أعتقدتُ : "إنني فقدتُ عقليّ و هذا ما حدث هُناك بالفعل". |
| Anlaşılan fark etmemişsin ama ciddi bir akıl hastalığı var. | Open Subtitles | واضح أنّكَ لم تلاحظ، لكنّها مصابة بمرضٍ عقليّ خطير |
| Bir evliliği sonlandırıp akıl hastanesini boylamayacak kadar büyüğüm. | Open Subtitles | ما يكفي لأنهي زواجي دون أنْ ينتهي بي المطاف في مصحّ عقليّ |
| New York'taki cinayetin Deerfield'daki bir akıl hastanesiyle ne ilgisi var? | Open Subtitles | ''ما علاقةُ جريمةٍ في ''نيويورك بمصحٍّ عقليّ في ''ديرفيلد''؟ |
| Yıllardır akıl hastanesindeyim. Beynimi pek güvenilir görmüyorum şu anda. | Open Subtitles | فقد مكثت في مشفى عقليّ لسنوات وعقلي ليس أهلاً للثقة حاليّاً |
| Sabıkalı deliler için akıl hastanesi. | Open Subtitles | مشفى أمراض عقليّ لأجل مجرمة خرفة. |
| akıl hastanesindesiniz. | Open Subtitles | إنّك بمصحّ عقليّ |
| Bir akıl hastanesindesiniz. | Open Subtitles | إنّك بمصحّ عقليّ |
| Çünkü bunun bir travma mı, senin için çalışmasının yarattığı stres yüzünden mi, yoksa bir akıl hastalığı mı olduğunu anlamaya çalışıyordum. | Open Subtitles | ... لأنني كنت أحاول تحديد ما إذا كان ما يمر به حالة صدمة وإجهاد ... جرّاء العمل الذي يؤديه لك أو مرض عقليّ ... ظننت أنه من الحكمة |
| Söylemeye çalıştığım şey, belki de buna tamamen zihinsel bir egzersizmiş gibi yaklaşamayacağın. | Open Subtitles | الذي أحاول قوله هو أنه، ربما لا يمكن لك أن تُقارب هذا كتمرين عقليّ بحت |
| 93, hastane çalışanları tarafından iyi tanınıyor. Söylenenlere göre, zihinsel hastalığının yedinci safhasında. | Open Subtitles | "الرقم (93) مشهور لدى طاقم المستشفى إثر ماضي مرض عقليّ من الطور السابع" |
| O zaman seni zihinsel bir çalışmaya davet ediyorum. | Open Subtitles | إذاً كتمرين عقليّ, أدعوك لتكتشف |
| Yüzyıllar boyu yaşadığım tecrübeye dayanarak söylüyorum aşırı ruhsal ızdıraba karşı tek ilaç ham fiziksel gaddarlıktır. | Open Subtitles | تبيّنت بخبرتي عبر القرون أن العلاج الحقيقيّ الوحيد لألم عقليّ حادّ هو الوحشيّة الجسمانيّة المحضة. |
| Ama Michael, eğer ruhsal ya da fiziksel bir stres yaşarsan... | Open Subtitles | ولكن يا (مايكل)، أيّ ضغط عقليّ أو جسديّ آخر... |
| Sır olarak tutacağıma yemin ettirdi ve beni "aklımı uçuracak" biriyle tanıştırmak istediğini söyledi. | Open Subtitles | أنه سيقدم لي شخصًا سيجعل عقليّ ينفجر |
| Çoğu insan peşlerinde bir psikopat olmasından memnun. | Open Subtitles | معظم الناس راضونَ بوجودِ مختلِ عقليّ واحدٍ في أثرهم. |