...ve Soğuk Savaş'taki bağlantıları sayesinde acemi bir hükümetin kanuni güçlerine sahip. | Open Subtitles | وبفضل علاقاته أيام الحرب البارده منح شرعية الحكومه الجديده |
Hesapları, bağlantıları, bildiği herşeyi biliyorum. | Open Subtitles | أرقام حساباته, علاقاته.. كل شيء كان يعرفه, أعرفه أنا. |
Onun ilişkileri vardı ve hiç soru sormadım. | Open Subtitles | كانت لديه علاقاته الغرامية ولم أطرح أية أسئلة |
Buna ek olarak yan karakterlerle olan ilişkileri öykülendirilmiştir. | Open Subtitles | "علاوة، علاقاته مع مختلف الشخصيات تمّ تصورها لإقتضاء الضرورة |
Peki, bizde o bağlantılarını kopartmak zorundayız, değil mi? | Open Subtitles | حسنا.. ما علينا إذن قطع علاقاته.. أليس كذلك؟ |
8 yıl önce bağlantılarını uluslararası silah tüccarı olmak için kullanmış. | Open Subtitles | منذ ثماني سنوات إستخدم علاقاته ليصبح أكبر تاجر للأسلحة على الصعيد الدولي |
Hal'ın ilişkisi yıllar önce sanıyordum, ama beni ilgilendirmez. | Open Subtitles | أعرف أمر علاقاته الغرامية منذ سنوات ولكنه ليس من شأني |
Kimse ona kafa tutmaya cesaret bile edememeli... ve gerekirse ailesi ile bağlarını kesebilecek soğuklukta olmalı. | Open Subtitles | لا احد سيجرأ ان يتنافس معه وهو يجب ان يكون بارد بما فيه الكفايه ليقطع علاقاته العائليه ان لزم الامر |
Ki bunu da diplomatik bağlantılarından sağlıyor. | Open Subtitles | و التي يتحصل عليها من خلال علاقاته الدبلوماسية |
Hepsinin aile dışında kendi bağlantıları vardı. Okul, arkadaşlar, öğretmenler, meslektaşlar. | Open Subtitles | كل واحد منهم لديه علاقاته الخاصه خارج نطاق العائلة |
Babamın burada bağlantıları var...bir seçenek vardır illâ ki. | Open Subtitles | والدي لديه علاقاته هنا .. هناك خيارات عده |
Bu dostum, zengin, bağlantıları var ve bana borçlu. | Open Subtitles | صديقي هذا، غني، ولديه علاقاته كما أنه يدين لي |
Kharun'daki güçlü bağlantıları işimizi kolaylaştıracaktır. | Open Subtitles | علاقاته القوية في كارون ستخدمنا كثيرا |
Buna ek olarak yan karakterlerle olan ilişkileri öykülendirilmiştir. | Open Subtitles | "علاوة، علاقاته مع مختلف الشخصيات تمّ تصورها لإقتضاء الضرورة |
Ve zamanını eski ilişkileri tazelemekle geçirdi. | Open Subtitles | و قضى وقته في إعادة بناء علاقاته... |
Mafyanın işinin tıkır tıkır yürüdüğünü garantiye almak için yozlaşmış politikacılar ve kanun güçleriyle bağlantılarını kullanırdı. | Open Subtitles | باستخدام علاقاته مع السياسيين الفاسدين والقانونيين لضمان أعمال العصابات تدار على نحو سلس |
Sorunsuzca. Üst düzey bir hükümet yetkilisi görevindan ayrılıp özel çıkarlar için lobi yapmaya karar verdiğinde ve bağlantılarını yeni patronları için sermayeye dönüştürdüğünde. | TED | وبدون أدنى وجه تشابه، حين يقرر مسؤول حكومي رفيع أن يترك الحكومة لينضم إلى مجموعة ضغط ذات أهداف خاصة فيحول علاقاته إلى رأس مال لصالح رؤسائه الجدد. |
Bilgisayarlarla olan ilişkisi hakkında dedikodular yayılmaya başladı. Sonra bir gün ortadan kayboldu. | Open Subtitles | إنتشرت الإشاعات عن علاقاته بالكمبيوترات و ذات يوم إختفى |
Çantalarını toplamış, tüm bağlarını koparmış artık tanıdığı insanların arasında yaşayamıyormuş. | Open Subtitles | ثُم يحزم حقائبه, يقطع علاقاته لم يعد يستطيع العيش بين من يعرفهم |
Babam parlementodaki bağlantılarından salgını öğrenmiş olmalı ki Stephens'ın beni eve yollamasını istemiş. | Open Subtitles | لابد وان علم أبي بشأن الأمر من خلال علاقاته في البرلمان وقام بإرسال ستيفنز لأسترجاعي |