Uzun vadeli hafızamızdaki bilgilere ulaşmamızı sağlar ve ihtiyacımız doğrultusunda bazılarını ortaya çıkarıp, mevcut hedefimiz ışığında, karıştırır ve işleme alır. | TED | و تسمح لنا بالوصول الى ذاكرتنا طويلة المدى و سحب جزء منها عندما نحتاج, تخلطه و تعالجه على ضوء اهدافنا الحالية. |
Fakat yeni gelişmeler ışığında, aklıma bir işbirlikçisinin olabileceği geldi. | Open Subtitles | لكن على ضوء التطورات تبادر لي ربما كان لديه مساعد |
Potamak nehrine bakan "Le Donkle's"te mum ışığında küçük bir yemek planlıyordum. | Open Subtitles | لقد كنت افكر بعشاء على ضوء الشموع فى لى دونكلى النظر للبوتوماك |
Son 24 saat göz önüne alındığında, bunu kontrol etmek zorundaydık. | Open Subtitles | على ضوء الساعات الأربع والعشرين الماضية، كان لا بُد أن نتأكد |
Mobile Koyu'nda ay ışığı altında olmak için. | Open Subtitles | و قبطان لرحلة على ضوء القمر في خليج موبايل |
ve bunu her yaptığında bir mavi ışık flaşı alması. Ve bunu yüzlerce ve yüzlerce defa yapacak. | TED | وما ان يفعل ذلك حتى يحصل على ضوء ازرق في كل مرة قام بذلك وسوف يقوم بذلك مئات والالف من المرات |
Beraberce mum ışığında romantik bir akşam yemeği yediniz? | Open Subtitles | أخرجتها وتعشيتم على ضوء الشموع فى رومانسيه؟ |
Bunun şöyle bir süreç olduğunu düşünme eğilimi vardır -- bilirsiniz, bu gidişle hepimiz mum ışığında yaşayacağız. | TED | وهناك هذا الميل إلى القول بأن التقدم كما تعلمون، لن أقول أن نحيا جميعًا على ضوء الشموع. |
Sonra da şelalelere gidelim. Ay ışığında çok güzel olur. | Open Subtitles | ثم يمكننا أن نصعد إلى الشلالات المنظر رائع من فوق على ضوء القمر |
Ay ışığında çok güzel olur. | Open Subtitles | ثم يمكننا أن نصعد إلى الشلالات المنظر رائع من فوق على ضوء القمر |
Bugün olanlar ışığında tüm işin durdurulmasına karar verdim. | Open Subtitles | قررت اليوم أنه على ضوء ما حدث، ستتوقف كل أعمالنا هنا |
Ben kokteyl partileri, ve mum ışığında yemekler ve peçeteler hayal ettim. | Open Subtitles | تصوّرت حفلات ووجبات عشاء على ضوء الشموع، ومناديل. |
Seninle de parkta mum ışığında yemek yedik. | Open Subtitles | حسنا لقد عملت لك عشاء على ضوء الشموع فى الحديقة |
Onunla parkta mum ışığında yemek mi yedin? | Open Subtitles | لقد عملتى له عشاء على ضوء الشموع فى الحديقة |
Yukarıdalar, mum ışığında ödevlerini yapıyorlar. | Open Subtitles | في الدور العلوي, يقومون بواجباتهم على ضوء الشموع |
Son olayları göz önüne alırsak, onu suçlayamazsınız. | Open Subtitles | على ضوء الأحداث الأخيرة أنت لا تستطيع لومه |
Ben sadece siz vurulduktan sonra yaptığımız ameliyatta beraber ne kadar iyi olduğumuz göz önüne alınırsa benim için tavsiye mektubu yazmayı tekrar düşünür müsünüz diye merak etmiştim. | Open Subtitles | كنت اتسآءل فحسب, على ضوء عملنا الجيد سوياً بالجراحة, بعد أن تم تصويبك بالرصاص, |
Cevabınızı verirken göz önüne alacağınız şeyin rütbemin ve makamımın gerektirdiği saygı olmasını öneririm. | Open Subtitles | سأطلب منك أن تفكر في ردك على ضوء الاحترام الذي تتطلّبه مكانتي ومنصبي |
Yok edilemeyeceğini sanmaya başlamıştım ki bir gece bir sürü lambanın ışığı altında çalışırken kendi kendine öldü. | Open Subtitles | لقد إعتقدت أنه غير قابل للتدمير حتى مات أخيراً من تلقاء نفسه في ليلة واحدة بينما كُنت أعمل على ضوء لمبات عديدة |
Kızınızın açıklamasının ışığı altında düzeltilecek bir sürü ayrıntı çıktı. | Open Subtitles | هناك الكثير من التفاصيل تحتاج إلى تصحيح على ضوء تصريح إبنتك |
İyi ışık almak için, babanın lambayı temizlemesi gibi... | Open Subtitles | وكما ينظف والدك مصباحه . ليحصل على ضوء جيد |
Ya da neden iş yemeğini romantik bir akşam yemeğine yeğliyorum? | Open Subtitles | من طاقتي في مهتني ولماذا أفضل أن أكون في اجتماعات العمل بدلا من عشاء على ضوء الشموع؟ |