| O sizinle bu diyalog yoluyla bir işbirliği kurmaya çalışırdı. | TED | و سيكون بناء تحالف عمل معكم عن طريق ذلك الحوار |
| Şefkatin ikinci çekici yararı ilham verici bir işgücü kurması. | TED | الفائدة الجلية الثانية من الشفقة أنها تخلق بيئة عمل ملهمة. |
| Okuldan veya işten eski bir arkadaşınızı en son gördüğünüz zamanı düşünün. | TED | فكروا في آخر مرة رأيتم فيها زميل دراسة قديم أو زميل عمل. |
| bir şey yapmalısın, hemen. Bunu uzun süre tutamam. İyi iş çıkardın. | Open Subtitles | يجب ان تفعل شيئا سريعا , لا استطيع التحمل اطول عمل جيد |
| Eğer siz ve diğer SG takımları olmasaydı, bizim burada yapacak işimiz olmazdı. | Open Subtitles | بالطبع سيدي , لولاكم و باقى فرق إس جي , لكنا بلا عمل |
| Fiziksel engeli olmayan bu adam polis kuvvetleri ile çalışıyor. | Open Subtitles | هذا الرجل القادر من الحصول على عمل مع قوات الشرطة. |
| Hayaletlerden burada yaşayanlarla bitmemiş bir işleri olanlar burada kalırlar | Open Subtitles | الاشباح تبقى هنا لأن لديها عمل غير منتهي مع الاحياء |
| O listede ben yokum, fakat gelin ile bazı acil işlerim var. | Open Subtitles | والاس بيفورد. أنا لست في القائمة. ولكن لدي عمل هام مع العروس. |
| bir arkadaşımın kuzeninin kızkardeşinin kayınbiraderi aynı şirkette 20 yıl çalışmış. | Open Subtitles | أخ شقيقة إبن عم صديقي عمل في نفس الشركة 20 سنة |
| Ananth, süreçlerin yeniden yapılandırılması üzerinde çalışan çok başarılı bir iş adamıydı. | TED | كان أنانيث رجل أعمال فائق النجاح عمل على إعادة هيكلة إدارة الأعمال. |
| Kesintisiz çalışmalardan sonra yaklaşık olarak yalnızca 3 kilo ağırlığında bir düzenek oluşturduk. | TED | وهكذا، وبعد عمل متواصل صنعنا جهاز طبلة بحمالة يزن فقط حوالي 6 رطل. |
| İyi mizah ve taşlamadan kastım ise, her şeyden önce, doğruluk ve dürüstlük ile yapılmış bir yapıt olmasıdır. | TED | بالعودة لما أعنيه بأفضل كوميديا وسخرية، أقصد أن أي عمل يصدر في المقام الأول وفي الغالب عن الصدق والنزاهة. |
| Üçüncü olarak, USC Hukuk Fakültesi'nde, son derece destekleyici bir iş yerinde çalışıyorum. | TED | و ثالثاً أعمل في مكان عمل داعم في كلية الحقوق في جنوب كالفورنيا |
| İsterseniz bunun nasıl faydalı bir şekilde çalıştığına dair birkaç örnek vereyim. | TED | دعونى أقدم لكم عدد من الأمثلة حول كيفية عمل ذلك بشكل إيجابى. |
| Sonrakine geçelim. Apollo 15 görevlerinde gerçekten çalışan bir NASA astronotu da danışmanımızdı ve becerimi kontrol etmek için oradaydı. | TED | كان لدينا مستشار من الناسا هو رجل فضاء عمل في بعض المهام بأبولو 15، وكان دوره التحقق من معرفتي العلمية. |
| Mükemmel bir iş çıkardın. Bana tavsiye falan vermek ister misin? | Open Subtitles | .إنه عمل رائع، بالمُنسبة هل لديك أي نصائح ليّ أو .. |
| - Pardon. Bu gece iyi iş çıkardın Chris. | Open Subtitles | عمل رائع الليلة يا كريس لقد مسحت الأرضية بتلك المنشفة |
| Şimdi, izninle, Remus ve benim yarım kalmış bir işimiz var. | Open Subtitles | الان و إذا سمحت أنا وريموس عندنا عمل لم نته بعد |
| Kaç kişi oradan alışveriş yapamadığı bir dükkanda çalışıyor? Bu doğru değil! | Open Subtitles | كم واحد منكم عمل في مراكز ألتسوق أنت لاتستطيع ان تتسوق فيها |
| Bu tarz veri kullanımlı polis işleri suçu %70'i aşkın bir oranda azalttı. | Open Subtitles | هذا النوع من البيانات تقود عمل الشرطه للتقليل من الجرائم الى 70 بالمئه |
| Bütün bunlar çok çekici, ama yapacak işlerim var benim. Acaba ben... | Open Subtitles | هذا شئ رائع ، لكن لدى عمل لأقوم به أليس كذلك ؟ |
| Kanan Baal'ın hizmetinde bir Goa'uld olarak gizli çalışmış. Ne kadar önceydi bu? | Open Subtitles | كينين عمل متخفى كجواؤلد في خدمة بال كم من الوقت مضى عليه هناك؟ |
| Madem Haladki, Derevko için çalışıyordu, niye ölümünü Sloane'dan gizledin? | Open Subtitles | إذا هالادكي عمل مع دريفكو، لماذا يخفي موته من سلون؟ |
| Bunu bana o yaptı çünkü herkesin kendisi gibi acı çekmesini istiyor. | Open Subtitles | هو هو لي لأن يُريدُ كُلّ شخصَ أَنْ يَعاني مثل هو عَمِلَ. |
| İyi işti Brian. Endişelenme, bunu atlatmana yardımcı olacağım. | Open Subtitles | عملٌ جيد يا براين، لا تقلق سأساعدك في هذا |
| En azından gerçek bir işim vardı. | Open Subtitles | على الأقل كان عندي عملٌ حقيقي، نصف مستمعيك يسمعون أصواتًا مسبقًا في رؤوسهم |
| Yasadışı bir şey yaptığını biliyorum çünkü o öyle biri. | Open Subtitles | أَعْرفُ بأنّه عَمِلَ شيئا غير قانوني ،لأن ذلك هو طبعه |
| Çok fazla ihtisas yapmamış, ya da yapacak çok işi varmış. | Open Subtitles | ليس له خبرة طويلة فى مجاله , وليس له عمل كثير, |
| Gençken pek çok kötü şey yaptım. | Open Subtitles | عَمِلَ الكثير مِنْ الأشياءِ السيئةِ عندما أنا كُنْتُ أصغرَ. |