| Böyle Konuşma, anne. Herkes giderken, burada kalamam. | Open Subtitles | . ارجوك توقفي عن الكلام هكذا يا امي . الجميع سيذهبون ، لا استطيع ان ابقى هنا |
| Konuşma artık. Uyumaya çalış. Uyuman gerek. | Open Subtitles | توقفي عن الكلام وحاولي أن تنامي أنت في حاجة إلى بعض النوم الآن |
| Ne konuştuğunu biliyormuş gibi Konuşma bana. Sen inanılmazsın, biliyor muydun ? | Open Subtitles | هلا توقفتي عن الكلام كأنك تفهمين كل شيء أنت مُدهِشة ، أتَعْرفين ؟ |
| Sen konuşmuyor olsan bu Konuşma daha kısa olmaz mıydı? Çocuk annesinin sürtük olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | ألم يكن امتناعك عن الكلام أصلاً كفيلاً بجعل هذا الحديث أقصر؟ الفتاة تقول بأن أمها عاهرة |
| Sana kapa çeneni dedim. | Open Subtitles | وليس هناك طريقة للإبتعاد من هنا قلت لك توقف عن الكلام |
| Tamam, millet. konuşmayın. | Open Subtitles | كفوا عن الكلام الجانبى |
| Sadece Söyleyecek söz bulamıyorum.. | Open Subtitles | أنا فقط، وإنني أشعر بالذهول. أنا عاجز عن الكلام. |
| Türkçe Konuşma. Farsça konuşursan cevap veririm! | Open Subtitles | رجاء توقف عن الكلام باللغة التركية تكلم بالفارسية كي يمكنني أن أجيبك |
| Konuşma ve mimikler için elimden ancak bu kadarı geliyor. | Open Subtitles | هذا هو أفضل ما يمكن القيام به عن الكلام والتعبير في الوجه. |
| Senin de götünü bağlayacağım daha fazla Konuşma diye. | Open Subtitles | أود أن أربط عصبة العينين على مؤخرتك لأمنعك عن الكلام |
| Anne lütfen İngilizce Konuşma. | Open Subtitles | من فضلك يا أمي توقفي عن الكلام باللغة الإنجليزية.. |
| İnsan öldüğünde beynin çalışması durur. Yani Konuşma imkanı falan olmaz. | Open Subtitles | عندما يموت أحدهم، يتوقّف دماغه عن العمل، أيّ أنّهم يعجزون عن الكلام |
| Konuşma da yemeğini ye. Gösteriye geç kalacağız. | Open Subtitles | توقف عن الكلام و تناول طعامك، سنتأخر على العرض |
| Sadece müzik değil, sende Konuşma sessiz ol. | Open Subtitles | ليس الأغنية فقط ، . توقفي أنتِ أيضاً عن الكلام . و إجلسِ بهدوء |
| Konuşma yani, sus ve şu işi bitir hemen. | Open Subtitles | الكلام، توقفي عن الكلام واعملي على الانتهاء من هذا بسرعة |
| Anne, uzun zamandır o konuşmuyor... bu da evde huzur demektir. | Open Subtitles | أمي منذ ذلك الوقت الذي توقف عن الكلام يوجد الكثير من السلام في البيت. |
| Canın ne istiyorsa onu yap, sadece çeneni kapat. | Open Subtitles | اسمع ، اعمل أي شيء يحلو لك فقط توقف عن الكلام |
| Benim hakkımda konuşmayın. | Open Subtitles | مرحبا توقفوا عن الكلام عني؟ |
| Bazen öyle küçük şeyler vardır ki anılarımızda öyle tuhaf, öyle güzel şeyleri tetikler ki Söyleyecek söz bulamayız. | Open Subtitles | -اصغر الأشياء أحيانا -تجلب ذكريات غريبة جدا وجميلة جدا -والتي تتركنا عاجزين عن الكلام |
| Ürünümüzü Amerika'da yapmaktan gurur duyuyorum. Siz ikiniz, Konuşmak yok. İhtiyacımız olan son şey bir ittifak. | Open Subtitles | انتم الأثنين, توقفو عن الكلام .أخر ما نريده هو اتحاد عمال |
| Polarize lenslerinin ne kadar harika olduğundan bahsedip duruyor. | Open Subtitles | لا أستطيع التوقف عن الكلام كيف هي رائعة هذه العدسات المستقطبة. |
| - Şimdi konuşmasak olur mu lütfen? | Open Subtitles | أيمكنك أن تتوققي عن الكلام عن الأمر الآن من فضلك ؟ |
| Şeflerden biri benimle konuşmaya geldi, tabağımı bitirdim, ve konuşmanın ortasında konuşmasını kesti, ve tabağıma hiddetle bakmaya başladı. | TED | أتى طباخ ليتحدث إلي، أنهيت طبقي، وفي منتصف حديثنا، توقف عن الكلام وبدأ ينظر عابساً إلى طبقي. |
| ve böyle durumlarda başıma gelen şey oldu: Kekelemeye başladım, kendimi kapattım ve sustum. | TED | ففعلت ما أفعله عادةً في ظروف مماثلة: تلعثمت وتوقفت عن الكلام. |
| - Merhametlisin, erdemlisin... - Sus. Böyle bir konuşmayı hak etmiyorum. | Open Subtitles | انت رحيمة وفاظلة توقف عن الكلام ان لا استحق هذا اكلام |