| "İyi Dilekler" zaten batmaktaymış Fred'in zimmetine para geçirmesiyle bir alakası yok. | Open Subtitles | كانت (غود شيير) سفينة غارقة بالفعل، لا علاقة لها بإختلاسات الرئيس التنفيذي. |
| Massachusetts'in Montvale kasabası... En büyük güçleri "İyi Dilekler" tebrik kartı şirketi. | Open Subtitles | بلدة (مونتفال) بـ(ماساتشوستس) بُنيت على نجاح شركة (غود شيير) لبطاقات التهنئة. |
| Ve şirketin haftanın sonunda Samimi A.Ş.'ye satılma şansı var. "İyi Dilekler" için büyük fırsat bu. | Open Subtitles | أجل، ما عدا أنّ هذا المصنع لديه فرصة جيّدة للشراء بواسطة بطاقات (هارتفيلت) بنهاية الأسبوع، وهو فوز عظيم لـ(غود شيير). |
| İyi Dilekler kartlarının CEO'suyum. | Open Subtitles | الرئيس التنفيذي لشركة (غود شيير) للبطاقات. |
| İyi Dilekler'e maçı kazandıracak taktiktir! | Open Subtitles | إنّها اللعبة التي أجرتها (غود شيير) للفوز في المُباراة. |
| İyi Dilekler hakkında bir belgesel mi çekiyorsunuz? | Open Subtitles | -تصنع فيلماً وثائقياً عن (غود شيير)؟ |
| Ben İyi Dilekler'in katı gerçekliğinde gezinen bir turistim sadece. | Open Subtitles | أنا مُجرّد سائح في الواقع القاسي... (لـ(غود شيير). |
| - İyi Dilekler'i aldıkları gibi satarlar. | Open Subtitles | فإنّهم سيهدمون (غود شيير) فى لمح البصر. |
| İyi Dilekler'i anti-hassaslaştırdığına dair hiçbir belirti yok. | Open Subtitles | لا يوجد شيء يقول أنّه... يهشّ (غود شيير) على الإطلاق. |
| - İyi Dilekler'e hoş geldiniz. | Open Subtitles | -أجل، مرحباً بكم في (غود شيير ). |
| Ve size söylemek isterim ki İyi Dilekler kartları dileklerinizle iyidir. | Open Subtitles | وأريد أن أخبركم أنّ (غود شيير) جيّدة... |