| Eğer Hub burada kendini evinde hissederse, belki hafızası canlanabilir. | Open Subtitles | إن شعر هو وكأنه في بيته هنا سينشط ذلك ذاكرته |
| Bir araştırma sonucu, İngiltere kralı 8. Henry'nin evinde sadece 7.000 parça olduğunu öğrendim. | TED | وقد قمت ببحث ووجدت أن ملك إنجلترا، هنري الرابع، كان لديه 7000 قطعة فقط في بيته. |
| Bu haberi hazırlarken tanıştığım Amerikalı bir donanma rahibi vardı. evinde 75 çocuğa bakıyor, | TED | حسنا كنت قد قابلت كاهن بحرية أمريكي في أثناء عملي على القصة وكان لديه 75 طفلا يعيشون في بيته. |
| Birinin tüm yapması gereken bana yan bakması, anında evi yanar. | Open Subtitles | كل ماعلى الرجل فعله ان ينظر فقط إلي باحتقار وستشتعل النيران في بيته |
| Onun evine de yağıyorsun sonuçta. O salak, onu beklediğimi anlamıştır. | Open Subtitles | امطري في بيته أيضاً كي يعرف ذلك المجنون أنني أنتظره هنا |
| Kontes onu kanatlarınızın altına almanızı istiyor ve ona bu yüzyıl boyunca evindeymiş gibi hissettirin. | Open Subtitles | تتوقع الكونتيسة منكم جميعاً أن تحسنوا معاملته وأن تجعلوه يشعر كأنه في بيته لأول مئة عام |
| İngiltere'nin Kralı Henry öldüğünde, evinde 18.000 tane vardı. Ama bu İngiltere'nin tüm varlığı idi. | TED | حين توفي هنري ملك إنجلترا، كان لديه 18,000 شيئا في بيته. لكن ذلك كان الثروة الكاملة لإنجلترا. |
| Senatör Gallio evinde oğluyla ilgili olan bitenleri takip etmeli. | Open Subtitles | يبدولي ان السيناتور غاليو يجب ان يبلغ عما يجري في بيته مع ابنه |
| Oğlunun evinde senin için bir yer olmaması ne hüzün verici birşey. | Open Subtitles | شيء حزين جداً عندما إبنك ليس له مكان لك في بيته |
| - Ve evinde de, uçakta bulduğumuza çok benzeyen bir ahşap boru buldum. | Open Subtitles | و في بيته وجدت إنبوب خشبي شبيه جداً بالذي تم اكتشافه بالطائرة |
| Bazen karakolda, bazen kafede bazen onun evinde. | Open Subtitles | أحياناً في مركز الشرطة أحياناً في المقهى أحياناً في بيته |
| Dedektif Santos'un Ulster County'deki yazlık evinde bir kasanın içinde nakit 40,000 $ bulundu. | Open Subtitles | لقد عثر علي 40 الف دولار نقدا في خزنة رجل المباحث سانتوس هنا في بيته الصيفي في مقاطعة الستير |
| - Onun evinde kalan ben değildim. | Open Subtitles | أنا لست الشخص الذي احتجز لقضاء الليلة في بيته |
| Kendi evinde Kardinal O'Fallon tarafından öldürülmüş. | Open Subtitles | قتل في بيته الخاص من قبل الكاردينال أوفالون، |
| Düğünümden sonraki ilk muson mevsiminin 3. günü ve bunun baba evinde kutlaması bir gelenektir. | Open Subtitles | اليوم القمري الثالث هذا الشهر سيكون الأول بعد زفافي وهو تقليد يدعو للإحتفال به في بيته الأصلى |
| Belki de bunu geldiğinde göstersem daha iyi olur. O da kendini evinde gibi hisseder. | Open Subtitles | ربما سأقوم بتشغيل هذه الموسيقى عندما يأتي أظن أن ذلك سيجعله يشعر أنه في بيته |
| Bu onu evinde hissettirmeyecek. Ayrılmasını sağlayacak sadece. | Open Subtitles | هذا لن يجعله يشعر كأنه في بيته هذا سيجعله .. |
| Çünkü en son bir hastamı evinde ziyaret ettiğimde, haberlere çıkmıştım. | Open Subtitles | لأن آخر مرة اجتمعت بمريض في بيته.. انتهى بذلك في نشرات الأخبار |
| Hayır, Havana'da evi var. Avenida Medios'ta yaşıyor. | Open Subtitles | لا، هو يقيم في بيته في هافانا يسكن في أفيندا ميديوس. |
| Bizi evine akşam yemeğine davet etti. | Open Subtitles | ودعانا إلي تناول العشاء في بيته ـ وقال أن الأدميرال ـ ايدوبرو |
| Belki de başka bir şey düşünmeliyiz... Onu evindeymiş gibi hissettirecek bir şey. | Open Subtitles | يجب علينا أن نجد الشّكل لجعلة يشعر انة في بيته |
| O zaman evini arayın. Evet, çok acil. | Open Subtitles | اذن اتصل به في بيته نعم, الأمر في غاية العجلة |
| Bayılmanın gerçekleştiği günün sabahında FBI ajanı Mark Benford ailesiyle birlikte evindeydi. | Open Subtitles | صباح يوم فقدان الوعي، كان عميل المباحث الفيديرالية (مارك بينفورد) في بيته مع عائلته |