| Üç şahit de önemli davalarda konuşacaktı. | Open Subtitles | هؤلاء الثلاثة الذين تكلموا هم شهود في قضايا فيدرالية بالغة الحساسية |
| Bize finansal davalarda her zaman yardım eder. | Open Subtitles | إنه يساعدنا في قضايا تمويلية دائما وانا اميل إلى تذكر الارقام |
| Daha önce de beraber çalışıp başarılı olduğunuz davalar oldu. | Open Subtitles | أنتما الإثنان عملتما بنجاح في قضايا من قبل |
| Harry, daha önce de imkansız davalar aldın. | Open Subtitles | هاري, لقد قمتِ بالمرافعة في قضايا مستحيلة سابقاً, |
| Genelde bu tarz olaylarda bir sebep mevcuttur. Bayan Whitman ile ne zamandır birlikteydiniz? | Open Subtitles | حسناً ، عادة ، في قضايا كهذه ، هناك سبب كم مضى عليكما وأنتما تتواعدان؟ |
| Sizi uyarmıştım. Böyle vakalarda fazla duygusal olunur. | Open Subtitles | لقد حذرتك من قبل أن الناس يصبحون عاطفيين في قضايا كهذه |
| Bu karar, Yüksek Mahkemenin yurttaşlık hakları davalarında dönüm noktalarından biri kabul edilir. | TED | يعد هذا الحكم أحد أهم القرارات التي إتخذتها المحكمة العليا في قضايا الحقوق المدنية. |
| Genelde bu gibi davalarda, onları canlı bulmayı beklemeyiz. | Open Subtitles | عادة في قضايا كهذه لا نتوقع ان نجدهن احياء |
| Başa dönüp bu kez çözülen davalarda aynı şeyleri aramaya başladım. | Open Subtitles | عدت للعمل و بدأت بالبحث لعمليات اغتصاب مماثلة و جرائم قتل في قضايا تم حلها اتفقنا؟ |
| Önemli değil. Bu tür davalarda her zaman açık bir kapı olur. | Open Subtitles | لا بأس من ذلك فهناك الكثير من المرونة في قضايا الأحداث |
| Böyle durumlarda yani tüm dikkatimi toplamamı gerektiren davalarda ben seninle konuşurum, sen benimle değil. | Open Subtitles | في ضروف كهذه في قضايا تتطلب إهتمامي وتركيزي بأقصى درجة أنا أتحدث معك ولن تتحدثي معي أبداً |
| Umarım avukatlarınız bu gibi davalarda kanunların çocuğun velayetinin kendi akrabalarında kalması yönünde karar verildiğini açıklamışlardır. | Open Subtitles | كما أمل أن محاميكم نصحوكم في قضايا كهذه القانون يفترض أن لمصحلة الطفل أن يبقى في رعاية أقارب له |
| Katilin birden ortadan kaybolduğu bu tip davalar... pek de sıradışı değildir. | Open Subtitles | في قضايا كهذه القضية، حيث يطأ القاتل الأرض فجأة حينئذ تصبح لعبة انتظار |
| İnsanlar böyle olaylarda mantıklı hareket etmez. | Open Subtitles | الناس لا تتصرف بمنطقي في قضايا مثل هذه |
| Freddy... bu kadar eski olaylarda, güvenilir ifade en büyük silahımız. | Open Subtitles | ... (في قضايا قديمة كتلك يا (فريدي الشهادة الموثوق بها تكون سلاحنا الأضخم الذي نحظى به |
| Daha önceki vakalarda, bu şekilde bir mektup gönderip... cesedin yerinin verildiğini hiç görmemiştim... çünkü bu mektubu gönderen kimse... nispeten kendini ele veriyordu. | Open Subtitles | ..لم أرى في حياتي شخص يرسل رسالة كهذه .. في قضايا سابقة، ويقرّ بأن هناك جيفة كما وصفها، في مكان معين |
| Böyle vakalarda, çocuklar kendilerini otoriter olmayan kişilere açarlar sınıf arkadaşı ya da arkadaşı gibi kişilere. | Open Subtitles | في قضايا كهذه، مُرجّح بالطفل أن ينفتح أكثر إلى شخصٍ لا يُمثل شخصيّة سُلطة... رفيق صفٍّ، أو صديق. |
| - Ama Walt'ın çok gizli uluslararası vakalarda çalışan bir devlet çalışanı olduğunu açıklarsam, Amerikan pasaportu taşıyan bir vatandaş olsaydı ülkeye daha hızlı giriş çıkış yapabileceği meselesini tartışabilirdim. | Open Subtitles | - ...لكن إذا شرحت - أن والتر متعاقد مع الدولة ويعمل بتصريح رسمي عالي في قضايا دولية،أستطيع الجدال في |
| İdam davalarında sorduğumuz ya da o zamanlar sorduğumuz bir soru vardı. | Open Subtitles | في قضايا عقوبتها الموت كان وقتها نسأل سؤال |
| Silahlı soygun davalarında kendini savunmayan çok nadirdir. | Open Subtitles | لم نشهد كثيراً طلب عدم الترافع في قضايا السطو المُسلح |
| Ama ölüm cezası davalarında hiç tecrübem olmadığından, | Open Subtitles | لكن بمَ أنه ليس لدي أي خبرة في قضايا الإعدام |