| Sizi Lake Tahoe'ya götürmek için Reagan Havaalanı'nda bir Gulfstream sizi bekliyor. | Open Subtitles | جالف ستريم في انتظارك في مطار ريجان الدولي لينقلك الي بحيره تاهو |
| L.A. Havaalanı'ndaki Turner'ı ara ve Eylül tehditi davasının kapatıldığını onayla. | Open Subtitles | اتصل تيرنر في مطار لوس انجليس وأكد إغلاق ملف تهديد سبتمبر |
| LaGuardia Uluslararası Havaalanına hoş geldiniz. | Open Subtitles | السيدات والسادة مرحبا بكم في مطار لاجواراديا الدولي |
| Düşündüm, Tanrım, şimdiye kadar bir havaalanında görmüş olduğum en harika şey bu. | TED | وفكرت,يا الهي,هذا أظرف شيئ أراه في مطار. |
| Ailemle Caprica uzay limanında buluşacağım. | Open Subtitles | (والدي كانوا سيقابلوني في مطار مدينة (كابريكا |
| Dulles hava alanına inme izni verildi. | Open Subtitles | لديك الاذن للهبوط في مطار دالاس حظ سعيد |
| Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım. | TED | أول قدومي كان في مطار ابيدجان في صباح جميل في ساحل العاج. |
| Bağlantım diğer nakliyatın Furrow hava alanında, yarın gece yapılacağını söyledi. | Open Subtitles | مصدري أخبرني بأن الشحنة القادمة سيتم إنزالها في مطار فورو غداً مساءاً |
| Gördüğünüz gibi şuan New York havaalanındayım. | Open Subtitles | وكما ترون الآن أنا أقف في مطار نيويورك الدولي |
| Bu ABD Gümrük ve Sınır Güvenlik odası, John F.Kennedy Uluslararası havaalanında bir kaçakçılık odası, | TED | هذه غرفة الجمارك وحماية الحدود الأميركية، غرفة الممنوعات ، في مطار جون كنيدي الدولي. |
| Örneğin, tesadüfen şu reklama denk geldim: Bayanlar tuvaletinin önü, Kansas Havaalanı. | TED | على سبيل المثال .. لقد صادفت إعلاناً وانا خارجة من دورة مياه السيدات في مطار مدينة كينساس |
| Doğru çıkarsa, dört saat içinde Boumedienne Havaalanı'na inecekler. | Open Subtitles | اذا كان كذلك، فأنهم سيهبطون في مطار بو ميدين في غضون 4 ساعات |
| Bugün Valverde'de, Escalan Havaalanı'nda geniş güvenlik önlemleri var. | Open Subtitles | التدابير الأمنية كانت محكمة اليوم في مطار ايسكالان في فيلفيرد |
| Miami Uluslararası Havaalanına hoş geldiniz. | Open Subtitles | لا تترك سيارتك بدون حراسة. مرحباً بك في مطار ميامي الدولي. |
| Bu kabuğu Toronto Havaalanına yalınayak koşarken buldum. | Open Subtitles | انا وجدت هذه الصدفة بينما كنت اجري حافي القدمين في مطار تورنتو |
| Dezavantajı ise; onaylanmış bir rotanız olmadığı için herhangi bir Havaalanına inemezsiniz. | Open Subtitles | المساوئ أنه بدون خط طيران معلن لا تستطيع الهبوط في مطار |
| Bu beş gün önce Leon / Fransa dışında ufak bir havaalanında çekildi. | Open Subtitles | كان هذا منذ خمسة ايام في مطار صغير خارج ليون الفرنسية |
| Daha fazla burnumu soktuktan sonra, Bay Marks'ın oğlunun küçük bir havaalanında hava trafik denetçisi olduğunu öğrendim. | Open Subtitles | بعد التدخل أكثر أكتشفت أنّ إبن السيد (ماركس) كان مهندس ملاحة جوية في مطار صغير خاص |
| Tabii. bir havaalanında. | Open Subtitles | بالطبع, إنها في مطار |
| Her iki dakikada Louis Armstrong hava alanına uçaklar iniş yapıyor. | Open Subtitles | هناك طيارة تهبط كل دقيقتين "في مطار "نيو اورليانز |
| Logan Havalimanı'nda sel suları nedeniyle bugün tüm faaliyet durdu. | Open Subtitles | في مطار لوجان الدولي المدْرَج قد اصابه الفيضان |
| Son kelimesi Los Angles Uluslararası hava alanında Başka bir patlamanın olduğu | Open Subtitles | إستقبلت للتو تقريرا قصيرا بأن هناك إنفجارا آخرأ في مطار لوس أنجلوس الدولي |
| Los Angeles havaalanındayım. Uçakla geldim. | Open Subtitles | أنا في مطار لوس أنجلوس لقد جئت بالطائرة |
| havaalanında bir bavulun içindeki kediden farksız. | Open Subtitles | إنه مثل هرة في مطار تحمل حقيبة |