| Ama testleri zamanından önce yapmak kötü bir fikir. | Open Subtitles | الا أن العمل بسرعه على هذا القرش قبل الموعد كان فكره خاطئه جدا |
| Yazılımı, kasabalara ve şehirlere götürmek istiyoruz, böylece insanlar bu yazılımın önemli olduğunu anlayacak ve nasıl kullanılacağını bilecekler ve bu yazılım, böylece zamanından önce, toparlanmayı sağlayan mikro-bilgilerle uygulanabilecek. | TED | نحن نعمل على إيصال البرمجيات إلى أماكن يتوقع الناس وجودها فيه، وذلك حتى يعرف الناس كيفية استخدامها وحتى يمكن تعبئتها قبل الموعد المحدد بالمعلومات الدقيقة التي تقود إلى التعافي. |
| Seni zamanından önce uyandırdığım için özür dilerim. | Open Subtitles | أعتذر على أيقاظي لك قبل الموعد ...المحدد |
| Hayatını beklediğinden daha erken sonlandırmaya mı karar verdin? | Open Subtitles | هل قررت أن تضع حداً لحياتك قبل الموعد الذي توقعته؟ |
| Fırtına hızla yaklaşıyor, ilk hesaplamalarımızdan 10 saat daha erken. | Open Subtitles | هذه العاصفة تقترب بسرعة عشر ساعات قبل الموعد المحتسب |
| Cadının verdiği süre bitmeden miğferi bulabilirsen taç senindir. | Open Subtitles | إذا استطعت العثور على الخوذة قبل الموعد النهائيّ للساحرة فالتاج لك |
| Çünkü arkadaşım planlanandan önce Hamburg'a gitmek istedi. | Open Subtitles | صديقي أراد الذهاب الى "هامبورغ" قبل الموعد المقرر، لذا قررت |
| Bu onu neden zamanından önce kaçırdığını da açıklar. | Open Subtitles | ذلك يفسر لما إختطفها قبل الموعد المتوقع |
| Ama zamanından önce onları ürkütmeyin. | Open Subtitles | لكن لا تخيفونهم قبل الموعد |
| Güvenlik görevlileri zamanından önce geldiler. | Open Subtitles | -حراس الأمن، تواجدوا قبل الموعد |
| zamanından önce geldiniz. | Open Subtitles | انتم قبل الموعد المحدد |
| - Bu şeyi daha erken yapmanın bir yolu var mı? | Open Subtitles | هل هناك اي فرصة لجعله قبل الموعد ؟ |
| Hayır, aslında planladığımızdan daha erken bitireceğiz. | Open Subtitles | كلا، بالواقع أننا قبل الموعد المحدد. |
| Maaşımı bu ay biraz daha erken alabilir miyim? - Ne? | Open Subtitles | أيمكنني قبض راتبي قبل الموعد هذا الشهر؟ |
| Hükümetin verdiği süre bitmeden önce teklifimizi bildirmek için yeterli vakti bulabildik. | Open Subtitles | وقد عدنا في الوقت المناسب لنطرح مناقصتنا قبل الموعد النهائي الذي حدَّدته الحكومة |
| Dubaku'nun verdiği süre için daha 30 dakikamız var. | Open Subtitles | لازال لدينا 30 دقيقة قبل الموعد النهائي لـ(دوباكو) |
| Gold Standard Ajansı açılışını planlanandan önce yapıyor. | Open Subtitles | (وكالة غولد) ستبدأ توسعها قبل الموعد المقرر |