Oğlumdan o mektubu aldığımda, bir günlük tutmaya başladım çocukluğumda ve hapiste yaşadığım şeyler hakkında ve bunun bana yaptığı da aklımı telafi etmek fikrine açtı. | TED | عندما حصلت على تلك الرسالة من ابني، بدأت في كتابة يوميات عن الأشياء التي مررت بها في طفولتي وفي السجن، وذلك قد فتح عقلي لفكرة الغفران. |
Üçüncü günün gecesinde, ...gözlerini açtı ve su istedi. | Open Subtitles | لأنه في ليلة اليوم الثالث قد فتح عيناه, وقد سألني لشرب الماء. |
Kanser resmen yepyeni bir dünyanın kapılarını açtı sana. | Open Subtitles | هذا المرض قد فتح عالماً بمصراعيه من أجلك |
Eli David'in öldürülmesi, kimsenin beklemediği kadar büyük politik bir Pandora'nın Kutusu'nu açtı. | Open Subtitles | مقتل ايلاى دافيد قد فتح علينا كابوسا سياسيا والذى كان أكبر مما قد يتوقعه أى أحد |
Gözlerini açtı ama bir ceset denizine düşmüştük. | Open Subtitles | وكما لو أنه قد فتح عيوننا، فقد اكتشفنا بحراً من الجثث. |
Bu özellikle kadınlar için kapıları açtı. | TED | و هذا قد فتح المجال ، لا سيما للنساء، |
Charlie amcam gibisi yoktur. Gidecek hiçbir yerimiz yokken bana ve babama kapılarını açtı. | Open Subtitles | عمي الرائع (تشارلي) قد فتح منزله لي ولأبي لأننا ليس لدينا مكان آخر لنذهب إليه |
Kapıyı senin için çoktan açtı bile. | Open Subtitles | قد فتح الباب بالفعل لك |
Korkarım Will içinde bir kapıyı açtı ve kimse onun kapanıp kapanmadığını bilmiyor. | Open Subtitles | أخشى أن (ويل) قد فتح باباً ما بداخل كيانه ولا أحد يدري إذا كان قد أغلقه ثانيةً |
Bush, Irak yolunun önünü tamamen açtı. | Open Subtitles | (بوش) قد فتح الجبهة على مصراعيها في العراق |
Geçenlerde Baincross Konağını halka açtı. | Open Subtitles | كان قد فتح قاعة (بين كروس) للعامة مؤخرا |
Ama Rufus daha yeni bir şişe şarap açtı. | Open Subtitles | لكن (روفس) قد فتح قنينة خمر للتو. |
Kramer gözlerimi açtı. | Open Subtitles | (كرايمر) قد فتح عينيّ |