| Günümüzde yerinden olmuş, yeni bir yuva arayan mültecilerin hikâyelerini duyduğumuzda, ailemizin bu hikâyelerini hatırlamamız hepimize faydalı olacaktır. | TED | ومن الجيد بالنسبة لنا أن نتذكر قصصهم عندما نسمع عن مهاجرين تم تهجيرهم الآن، وهم يبحثون عن منزل جديد. |
| Bu askerlerin buna ihiyacı var. Birilerinin hikâyelerini yayınlaması gerek. | Open Subtitles | هؤلاء الجنود يحتاجون ذلك على شخص ما أن ينشر قصصهم |
| Son haftasında onu çocuklara soru sorarken, hikayelerini dinlerken görmeliydiniz. | Open Subtitles | كان يجب أن ترياها الأسبوع الماضي، تسألهم، وتستمع إلى قصصهم. |
| PV: Etrafınızdaki insanları, hikâyelerini, böyle Hikâyeleri gerçekten anlıyor musunuz? | TED | بريا: هل حقاً تفهمون الناس من حولكم، قصصهم والقصص المشابهه لهم؟ |
| Bugün gururla söyleyebilirim ki kendi sesleriyle kendi öykülerini yansıtabilen 66 Katar'lı film yapımcısı kadın eğittik. | TED | اليوم أنا فخورة بأن أقول قمنا بتدريب وتعليم أكثر 66 من السينمائيات القطريات لتحرير وسرد قصصهم الشخصية بأصواتهن. |
| Ve birde hikaye birliği arayüzü olacak, çocuklar buraya basitce video'larını yükleyebilecek, ve sistemle ilgili kendi hikayelerini kendileri anlatabilecek. | Open Subtitles | وثم سيكون هنالك واجهة للقصص حيث يستطيع الأطفال أساسياً أن يرفعوا مقاطع صوت وفديوهات لأنفسهم وهم يروون قصصهم بشأن النظام |
| Bu benzer hikayeler, çok güçlü ve üstesinden gelinmesi zor öğeler içeriyor. | TED | قصصهم في التغلب على الصعاب التي لا تقهر قوية جداً |
| Onların hikayeleri de dünyadaki diğer çocuklarınkine benziyor ve hikayeleri bu tür silahların kullanımının korkunç sonuçlarına ışık tutuyor. | TED | قصصهم مشابهة لقصص عدة أطفال آخرين حول العالم وهم شواهد على التداعيات الرهيبة للاستعمال المستمر لهذه الأسلحة. |
| Ve bu insanlardan hiçbiri fazlalık değil Hepsi kendi hikâyesinin kahramanı. | Open Subtitles | و لا شيئ من أولئك الناس الإضافيون. إنهم كل الأدلة في قصصهم الخاصة. |
| Mahalle sakinlerini, gelecek nesiller için hikâyelerini kaydetmeleri için davet ettik. | TED | ودعونا السكان ليأتوا وقد تم تسجيل قصصهم للأجيال القادمة. |
| Oradaki insanlar unutulmuş. Ben de onların hikâyelerini kaydetmenin önemli olduğunu düşündüm. | TED | الناس هناك تم نسيانهم، لذلك فكرت أن أذهب وأوثق قصصهم. |
| Gidip yaşlı insanlarla zaman geçirmek ve onların hikayelerini dinleyip sözlü geçmişlerini kaydetmek istiyoruz. | TED | نريد أن نذهب ونقضي وقتا مع كبار السن ونسمع قصصهم ونقوم بتسجيل تاريخهم الشفهي. |
| Ve onların gözbebekleri büyüyebilir, irkilebilirler, sonra aşağıya doğru bakarlar, güçlükle yutkunurlar ve hikayelerini anlatmaya başlarlardı. | TED | وتلاميذهم يتمددون, يتراجعون, ثم ينظرون الى الاسفل ويبتلعون بصعوبه والبدء بروي قصصهم. |
| Fakat kurtulanlar için, kurbanlar için, ötekileştirilmiş toplumlar için onların Hikâyeleri ve gerçekleri fark yaratıyor. | TED | لكن بالنسبة للناجين، للضحايا، وللمجتمعات المهمّشة، فإن قصصهم تعني شيئًا مهمًّا. |
| Kahkahaları altın gibi işlenmiş Hikâyeleri ve nağmeleri analarının miras bıraktığı, gizlice tanrılara ibadet ettiğimiz kutsal ayinleri hâlâ kulaklarımda. | Open Subtitles | مازلتُ بوسعي سماع مرحهم، أغانيهم قصصهم اللاتي يصيغوهن كالذهب، والطقوس المقدسة التي أنتقلت من أمهاتهن للآله التي نعبدها في السرّ. |
| Ölümsüz Silahlar hakkında anlattıkları Hikâyeleri ve efsaneleri dinleyerek geçirdim. | Open Subtitles | أتدرب مع المعلمين من كل الأصناف، وأستمع إلى قصصهم وأساطيرهم عن الأسلحة الخالدة. |
| Peki ya ölmüş olanlar? Onlar kendi öykülerini asla anlatamayacaklar. | Open Subtitles | ماذا عن كلّ الناس الموتى الذي صامت إلى الأبد و أليس بالإمكان أن يخبر قصصهم أكثر؟ |
| Eğer bırakırsam, İnsanoğlu hikaye anlatıcısını kaybedecek. | Open Subtitles | إذا استسلمت فإن البشرية ستفقد راوي قصصهم المفضل |
| Bütün bu kaçık insanlarla konuştukça her gün, her Allah'ın günü, artık bu hikayeler inandırıcı olmaya başlıyor. | Open Subtitles | بعد التحدث إلى هؤلاء المجانين طوال النهار، يومياً أحياناً قصصهم يمكن أن تصل إليكِ |
| Savaş sona erdikten sonra ancak yazarların kimlikleri, hikayeleri ve trajik kaderleri gün yüzüne çıktı. | TED | ولم تُكشف هوية الكُتاب حتى انتهت الحرب، بالإضافة إلى قصصهم ومصيرهم المأساوي. |
| Hepsi kendi hikâyesinin kahramanı. | Open Subtitles | إنهم كل الأدلة في قصصهم الخاصة. |
| Park çalışanlarının çoğunun bufalolarla ilgili eğitici öyküleri var. | Open Subtitles | الكثير من الموظفين لديهم قصصهم مع الجاموس |
| Onların hikayesi, sizin hikayenizin bir parçası... .."sizi insan yapanın ne olduğu" hikayesi. | Open Subtitles | بالرغم من أن لديها فقط نصف دماغ. قصصهم جزءٌ من قصتك.. |
| Hepsi de işleri ve terfileri için ne kadar nitelikli olduklarının hikayesini anlattılar. Onları elde edememişlerdi ve gerçekten kızgınlardı. | TED | وقدموا كلهم قصصهم عن كيف أنهم كانوا مؤهلين للعمل، مؤهلين للترقيات، لكن لم يحظوا بها وكانوا غاضبين جداً. |