| Onun aşkı beni karanlıktan aydınlığa yönelten bir ışık huzmesiydi, ...onun görkemiyle kamaştı gözlerim! | Open Subtitles | لقد كان حبه منارة قادتني من الظلام إلى النور و أنا الآن أعمى بعظمته |
| Onun aşkı gerçekti. | Open Subtitles | كان حبه الحقيقي |
| Bir kadına olan aşkı hepsini aldı, onun için bir anlamın yoktu. | Open Subtitles | كل ما تطلبه الأمر كان حبه لإمرأة وأنت لم تعني له شيئاً |
| Madho'nun Müslüman olması Allah'ın takdiriydi, onun Şah Hüseyin'e olan aşkı gibi. | Open Subtitles | فقد أصبح (مادهو) مسلماً بمشيئة الله (و لهذا كان حبه الأبدى لـ (شاه حسين |