-Sen iyi misin ? Bu soruyu sen sorduğun için cevaplamak istemiyorum | Open Subtitles | إذا كنتُ أعرف ماذا كان يعني هذا السؤال, ربّما كنتُ لأجيب عليه. |
Eğer eve tekrardan bakmak isterseniz, sorularınızı cevaplamak için ben burada olacağım. | Open Subtitles | إذا أردتما إلقاء نظرة أخرى على المنزل، فسأكون مُنتظراً هنا لأجيب أسئلتكما. |
Ben burada Kızılderililer hakkındaki sorularınıza Cevap verecek bir korucu değilim. | Open Subtitles | أنا لست حارس متنزه هنا لأجيب كل أسئلتكم عن الهنود |
Buna Cevap vermek için birbirimizi yeterince tanıdığımızı sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد أننا نعرف بعضنا بشكل كاف لأجيب على هذا |
Peki ya sadece verecek cevaplarım yoksa? | Open Subtitles | ماذا لو ما كان عندي من كلام لأجيب به؟ |
Buraya sorularınızı cevaplamaya gelmedim teğmen. Oturun. | Open Subtitles | لست هنا لأجيب عن أسئلتك يا ملازم ، إجلس |
soru cevaplamak için, top yakalamak zorundaysam... çook uzun bir sene olacak. | Open Subtitles | لكن إذا توجب علي أن ، أمسك الكرة لأجيب على سؤال . سوف تكون سنة طويلة |
Tüm sorularını cevaplamak için bolca zamanım olacak. | Open Subtitles | سأوفر الكثير من الوقت لأجيب عن كل تساؤلاتك. |
Bu soruları cevaplamak için burada bir sene harcayabilirim. | Open Subtitles | يمكن أن أقضي سنة كاملة هنا لأجيب عن هذه الأسئلة. |
İklim değişikliği ve küresel çekişmeler çağında, Her şeyden önemli bir soruyu cevaplamak için buradayım: Neden seks acayip iyidir? | TED | في عصر يسود فيه النزاع العالمي والتغير المناخي, أتيت هنا لأجيب عن كل الأسئلة المهمة: لماذا يعتبر الجنس من الأشياء المهمة حقا؟ |
"Bütün dünyayı gezmedim, o yüzden bu soruyu cevaplamak için değişik kültürler hakkında yeterli bilgim yok." | Open Subtitles | "انا لم أزر كل دول العالم ولذلك لا أعلم الكثير عن الثقافات الأخرى لأجيب على هذا السؤال." |
Sorularını cevaplamak için burada değilim. | Open Subtitles | لست هنا لأجيب عن أسئلتك |
İkinizi yalnız bırakayım. Cevap bekleyen mektuplarım var. | Open Subtitles | سأترككما أنتما الاثنان فلديّ رسائل لأجيب عليها |
Dün bu soruya Cevap veremeyebilirdim. | Open Subtitles | كما تعلم، البارحة، لم أكن لأجيب على هذا السؤال. |
Şebeke kısmında tek çubuk vardı, koşarken Cevap veremezdim, değil mi? | Open Subtitles | ، لدي إشارة ضعيفة وإن كنت سأهرب لم أكن لأجيب عليك ، أليس كذلك ؟ |
- Bu bir randevu ama soruna Cevap vermek için randevumuza 30 saniyeliğine ara vereceğim. | Open Subtitles | لكنني سأعطيك 30 ثانية لأجيب عن سؤالك. هذا كل شيء، موافقة؟ |
Ama böyle söylersem benim Ben için neler hissettiğimi sorardı ve bu soruya nasıl cevaplarım bilmiyorum. | Open Subtitles | لكن لو قلت ذلك, لكانت سألتني ماذا أشعر إتجاه (بين). و لا أعلم كيف كنت لأجيب على ذلك السؤال. |
Seve seve cevaplarım. | Open Subtitles | أنا مسرور لأجيب على هذا. |
Sorularından birkaçını cevaplamaya geldim. | Open Subtitles | أنا هنا لأجيب على القليل من أسئلتك |
Kadınlar duymaz mı? Bunu cevaplamaya yetkili değilim. | Open Subtitles | انا لست مؤهلا لأجيب عن ذلك |