| Bana ne gibi geliyor biliyor musun? İptal için bir bahane. | Open Subtitles | هل تعرف كيف يبدوا الأمر بالنسبة لي هو عذر لإلغاء العملية |
| Sonuç olarak bize af anlaşmanı resmi olarak iptal etme yetkisi verildi. | Open Subtitles | .. والذي يترتّب عليه .. لدينا السُلطة رسمياً لإلغاء إتفاقية العفو عنك |
| Bir işinin çıktığını ve yemeği iptal etmek zorunda olduğunu söyledi. | Open Subtitles | قالت أن أمراً ما قد طرأ وأنها مضطرة لإلغاء موعد العشاء |
| Bu uçağı da kaçırırsak, ilk programı iptal etmemiz gerekecek. | Open Subtitles | إذا فاتت علينا هذه الرحلة، سنضطر لإلغاء الفعالية الأولى لنا |
| Bunu sana söyleyemem, ama Danny Bolan'ın mahkumiyetini kaldırmak için yeterli. | Open Subtitles | لا أستطيع إخبارك بهذا لكن هذا كافي لإلغاء إدانة داني بولان |
| Başkan Logan ve Başkan Suvarov bu uzlaşmanın iptaline dair, birlikte demeçte bulunmadıkları müddetçe idâm edilmeleri emri vereceğim. | Open Subtitles | إذا لم يقم كلا الرئيسين لوجان .. و سوفاروف بخطاب مشترك لإلغاء هذا الإتفاق سأمر بإعدامهم |
| İşler yoluna girmezse Sevgililer Günü dansını iptal etmem gerekecek. | Open Subtitles | إذا لم تتعدل الأمور، سأضطر لإلغاء حفلة رقص عيد الحب. |
| Gatwood görüşmesini iptal edip diğer her şeyi ertelemeni istiyorum. | Open Subtitles | أنا ستعمل بحاجة لك لإلغاء غاتوود ودفع كل شيء آخر. |
| Sonra ben yemeği iptal ettiğimde... yemin ederim ki az kalsın ağlayacaktı. | Open Subtitles | ثم عندما إتصلت لإلغاء الغداء يمكنني أن أقسم أنه كاد أن يبكي. |
| dediler. Sonra bu videoyu yayınladılar ve bahsi geçen gazeteci olan Jim Acosta'nın, Beyaz Saray basın kartını iptal etmekte kullandılar. | TED | ثم وضعوا هذا الفيديو واستخدموه جزئيًا كمبرر لإلغاء الإذن الذي يسمح للصحفي جيم أكوستا بدخول البيت الأبيض. |
| Sen teknedeyken... ben de evliliğin iptal edilmesi için her şeyi ayarladım. | Open Subtitles | فى اثناء وجودك هنا على ظهر السفينة قمت بالترتيبات اللازمة لإلغاء ذلك الزواج |
| Bunu bana bizzat kendisi geçen Cuma, yemek randevumuzu iptal etmek için aradığında söyledi. | Open Subtitles | أخبرتني بذلك الجمعة الماضية عندما هاتفتني لإلغاء العَشاء |
| - Şimdi iptal edemezsiniz. - Bahane arıyorsunuz. | Open Subtitles | نعم، لا يمكنك إلغائه الآن إنه فقط يبحث عن ذريعة لإلغاء الرقص |
| Araç-telefonu şirketini arayıp, üyeliğimi iptal ettirsem iyi olacak. | Open Subtitles | يجدر بي الإتصال بشركة السيارات، لإلغاء خدماتي |
| Onun suçu değil. Arayıp iptal etmemi istedi. Unutmuşum. | Open Subtitles | لم يكن هذا خطأه ،لقد طلب منّى أن أتصل بك لإلغاء الموعد و لكنى نسيت |
| Çok üzgünüm ama bu geceki randevuyu iptal etmek zorundayım. | Open Subtitles | أشعر بالسوء الشديد، سأظطر لإلغاء موعدنا الليلة. |
| Bunu babanla kendin hallet. Eğer bunu iptal edeceksek, şimdi öğrenmek istiyorum. | Open Subtitles | تحدثى فى الأمر مع والدكِ اذا كنا سنضطر لإلغاء هذا فأريد أن أعرف الآن |
| Çok üzgünüm ama , bugünkü buluşmamızı iptal etmek zorunda kalacağım. | Open Subtitles | أنا آسفة، لكني سوف أضطر لإلغاء موعدنا هذا المساء |
| Saldırıyı iptal etmek için hala zaman var. | Open Subtitles | لازال هناك وقت لإلغاء الهجوم ونود أيضا أن نشاهد الإثباتات |
| Köleliği kaldırmak için oy verecek yirmi Demokrat, öyle mi? | Open Subtitles | الـ20 ديمقراطي في المجلس سيصوتون لإلغاء العبودية |
| O zaman operasyonun iptaline niye böyle karşı çıktığımı anlıyorsunuzdur. | Open Subtitles | لذا أنت تفهم لم أنا معارض لإلغاء العملية. |
| Engellenemeyen bazı durumlardan dolayı geri çevirmek zorundayım. | Open Subtitles | اضطررت لإلغاء المهمة بسبب ظروف لا سبيل لاجتنابها |
| Eskiden köleydiniz... hayatınızı köleliğin kaldırılmasına ve bu arada tahminimce büyük zorlukları aşmaya adadınız. | Open Subtitles | الذي كرّسَ حياته لإلغاء العبويدة والتغلبتَ على المعوقات الكبيرة والمصائب طوال حياتك كما أتصور |